Feminizm

23 Mart 2010 Yazan  
Kategori Bayanlar Bölümü Bu Yazı 5 Defa Okundu.

Click the image to open in full size.

Sözlük anlamı: Toplumda kadının yararlanacağı hakları çoğaltmak ve erkeğinkine eşit kılmak amacını güden düşünce akımı.

Toplumda kadınlara, erkeklerle aynı hakların tanınmasını sağlamaya çalışan fikir akımıdır. 18. yüzyılın başarına kadar kadınların siyasal, toplumsal hakları hemen hemen hiç yoktu. Kadınların yapı bakımından erkeklerden geri olduğuna inanılmıştı. Gerek dini mezhepler, gerekse kanunlar, kadınları birçok haklardan yoksun bırakıyordu. Ayrıca kadınlar kendi başlarına mal sahibi olamıyorlar, hiçbir işe giremiyorlardı.

Mary Wollsonecraft, ilk kez İngiltere’de kadınların toplumsal hakları üzerine bir kitap yayınladı. Böylece feminizmin temelleri atılmış oluyordu. Amerika’da 1920′de kadınlara oy hakkı verildikten sonra diğer konularda da erkeklerle eşit haklar kazanıldı.
kökeni 19. yüzyıla kadar uzanmakla birlikte 1960’lı yıllarda gelişen, kadınların erkeklere eşit sos­yal ve politik hakları olmasını savunan ve/veya talep eden eden akım veya öğreti.
erkeklerin kadınlar üze­rindeki, bir işbölümüyle sonuçlanan cinsel farklılıklardan kaynaklanmış, hegomanya ve sömürüsünün oldukça uzun bir tarihi oldu­ğunu öne sürerken, en ılımlı düzeyde cinsel ayırımcılığın son bulmasını ister, fırsat eşit­liği talebinde bulunur.

özel anlamda, ama daha geniş bir çerçeve içindeyse ikinci kuşak savunucuları ya da ideologlarınca erkek ve kadın cinsiyetleri arasındaki ilişkiyi bir eşitsizlik, tabiyet ya da baskı ilişkisi olarak gören ve dolayısıyla bu baskının kaynaklarını ya da nedenlerini ortaya çıkarıp, baskıyı ve eşit­sizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan teori halini alır.

özellikle ikinci ku­şak ideolojisi ile birlikte felsefi unsurlar kazanan görüş, gitgide daha yoğun bir teo­rik çerçeve kazanmaya başlamıştır. bu çer­çeve içinde, kadınları erkeklerle ilişki içinde, kaçınılmaz olarak oldukça de­zavantajlı bir konuma yerleştiren hayli de­rinlere kök salmış ideolojik yapıları sorgular. örneğin, batının politik kurumlarını haklı gösteren oldukça önemli bir yer işgal eden “toplumsal sözleşme” öğretisi bu tür ideolojik yapılardan biridir.
bu bağlamda, bilinç ya da benliğin öznelliğin merkezi olmadığını gösteren lacancı psikanalizin savlarından ilham alarak, dil, fel­sefe ve hukuktaki toplumsal cinsiyet eğilim ve yönelimlerini sorgular. sosyal eşitlik talebiyle ortaya çıkan ilk düzeyinden farklı olarak, kadınların sadece erkekler gibi ol­mayı amaçlamamaları gerektiğini öne sürer. kadınları bekleyen görev, özü itibariyle dişil olan yeni bir dil, hukuk ve felsefe ge­liştirme mücadelesi içinde olmaktır. kadını sözde erkeğin eksik ve aşağı ötekisi olarak tanımlayan bir düşünce geleneğine meydan okur
daha radikal bir düzeyde ise , dil, toplum ve kültürün erkeğin bakış açısından çıkartılarak toplumsal do­kunun yeni baştan inşa edilmesini talep eder.
Kadın mağduriyetleri örf adet ve törelerin sıkı sıkıya bağlı ve yaygın olduğu toplumlarda daha da katı olup, en çok kadınlar ezilmekte, seslerini çıkartamadıkları ve büyüklere, törelere, ailelere karşı koyamadıkları görülmektedir.

Benzer Konular

ChatDiyari Sexy Kızlarla Sohbet

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!





Chat - Sohbet - Sohbet Odaları