Boy uzatma yöntemleri
14 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Boyun uzunluğu önce genetik olarak gerçekleşir eğer ailenizin boylarıda kısaysa bu sizde genetik bir oluşumdur.
En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat “bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur” diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.
Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.
Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.
Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
En uygun beslenme tarzı, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması. Sağlıklı bir gebelik sonunda genellikle kız çocukları 48 cm, erkek çocukları 50 cm boyunda doğuyor ve süratle uzamaya devam ediyorlar. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosfor ve iyotlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli mineraller. Fakat “bu vitamin ve mineraller ne kadar fazla alınırsa boy o kadar uzun olur” diye düşünmemek gerekir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.
Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca pişirilmeden yedirilmesi gerekiyor. Her türlü katı gıdayı alabilen çocuklarda ek vitamin takviyesine gerek olmuyor. Alınan ek vitaminlerin boy uzamasına bir katkısı bulunmuyor.
Gereğinden fazla alınan protein ve kalori de boyu uzatmıyor.
Beslenme yetersizliği boy kısalığı nedenlerinin başında gelir hatta en önemlisidir. Yiyecekler boy uzamasında ne ölçüde etkilidir ya da bir etkisi var mıdır? Evet kesinlikle vardır hatta gıdaların boya etkisi hamilelik döneminde başlar. Çocuğun normal boylu olabilmesi için anne sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durmalı, hamilelik döneminde diyet uygulayacaksa bu diyet çok sıkı olmamalı hatta kilo vermek için çalışmamalıdır. Ayrıca fazla alınacak kiloların da gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesini engelleyebileceği unutulmamalıdır.
Çocukluk döneminde iyi bir gelişim için uyku çok önemlidir. Düzenli uykunun, zihinsel ve fiziksel gelişim için önemi, bilimsel olarak kanıtlanmıştır
Yukarıda ki bilgileri inceleyiniz.Bu sizin kemik gelişiminize genetik özelliklerinize bağlıdır.Size bu kadar uzayabilirsiniz diyemezyiz ama tavsiyeyi uygularsanız işe yarayabilir.
Akdeniz Ateşi ve Vitiligo İçin Bitkisel Kürler
27 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Akdeniz Ateşi ve Vitiligo İçin Bitkisel Kürler – andız pekmezi – bitkisel kürler – akdeniz ateşi – Akdeniz Ateşi Nedir – Bitkisel Kürler Hakkında – Vitiligo Tedavisi Nasıl Olur
Ailesel akdeniz ateşi olarak bilinen bu hastalık, genetik sebeplere bağlı olarak meydana gelen bir hastalıktır. En önemli belirtisi, yaygn karın ağrılarıdır. Bu hastalığa teşhis koymak oldukça uzun zaman alabilir. Hastanın sedimantasyon ve Fibrinojen değerlerinin ölçülmesi ile tespit edilebilen bir hastalıktır.
Akdeniz ateşi için, Ömer Coşkunun önerisi ;
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 bardak Elma Sirkesi,
* 1 adet kuru incir,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ:
Elma sirkesinin içerisine, ortadan ikiye böldüğünüz, inciri akşamdan atın ve 10 saat bekletin. Sabah aç karnına, bu inciri yiyin. Her akşam, aynı şekilde inciri hazırlayın. 15. günün sonunda, sirkeyi döküp, yeileyin. Kürün uygulama süresi 21 gündür.
VİTİLİGO HASTALIĞI İÇİN:
Vücutta, beyaz lekeler şeklinde beliren ala hastalığı, otoimmün sistemi hastalığıdır ve daha çok stresle ilgili bir hastalıktır. Ömer Coşkunun Vitiligo için önermiş olduğu bitkisel lür ;
GEREKLİ MALZEMELER:
* 1 çay kaşığı tere tohumu,
* Andız Pekmezi,
* 1 bardak su,
* 1 tatlı kaşığı şahtereotu,
* 1 tatlı polen,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ:
Tere tohumunu öğütüp, andız pekmezi ile karıştırıp yiyin. Ayrıca, hergün, şahtere otunu, kaynar suda demlendirip, çay olarak için. Hergün 1 tatlı kaşığı polen yenmesi de oldukça fayda sağlar.
Dr.Ömer Çoşkun
Kolesterolü Düşüren Gıdalar
24 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Kolesterolü Düşüren Gıdalar – Yulaf unu – yulaf kepeği – sterol – zeytinyağı – Ceviz – badem – balık – omenga – lifli gıdalar

Beslenme kolesterolünüzü düşürmede önemli bir rol oynuyor. Bir kâse yulaf unu kolesterolünüzü düşürebilir mi? Birkaç basit ayar sayesinde kolesterolünüzü sağlıklı bir seviyeye getirebilir ve ilaç tedavinize yardımcı olabilirsiniz.
Mayo Clinic’te yer alan habere göre, işte kolesterolünüzü düşürmeye ve kalbinizi korumaya yardımcı 5 gıda maddesi:
1. Yulaf unu, yulaf kepeği ve lifli gıdalar: Yulaf unu kötü kolesterolü düşüren çözünebilir lif içeriyor. Çözünebilir lif aynı zamanda elma, armut, barbunya, arpa ve kuru erik gibi gıdalarda da bulunuyor.
Çözünebilir lif kan dolaşımınızdaki kolesterol emilimini azaltıyor. Günde 5-10 gram ya da daha fazla lif kötü ve toplam kolesterolünüzü düşürüyor. Yarım kâse pişmiş yulaf unu 6 gram lif içeriyor. Eğer bunun içine muz eklerseniz, yaklaşık 4 gram daha lif tüketmiş oluyorsunuz.
2. Balık ve omenga-3 yağ asitleri: Yağlı balık yemek içerdiği yüksek miktardaki omega-3 yağ asitleri nedeniyle kalp dostu olabilir. Bu asitler kan basıncınızı ve kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor. Kalp krizi geçirmiş kişilerde ise balık yağı ani ölüm riskini azaltıyor.
Doktorlar, haftada en az 2 kez balık yenmesini öneriyorlar. En fazla omega-3 içeren balıklar: uskumru, sardalye, somon, göl alabalığı, ringa, beyaz etli ton balığı, halibut balığı. Balığınızı sağlıksız yağlardan korumak için fırında pişirin ya da ızgara yapın.
Balık sevmiyorsanız, yağlı tohumlar ya da kanola yağı tüketerek küçük miktarlarda omega-3 yağ asitleri alabilirsiniz. Omega 3 haplarıyla da fayda görebilirsiniz, ancak bu haplarda balıkta bulunan selenyum gibi diğer besinler bulunmuyor.
3. Ceviz, badem ve diğer kuruyemişler: Bu besinler de kan kolesterolünü düşürüyor. Çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin olan ceviz, kan damarlarını sağlıklı tutmaya yardım ediyor. Günde 1 avuç dolusu badem, fındık, yer fıstığı, ceviz, Antep fıstığı kalp hastalığı riskini düşürüyor.
4. Zeytinyağı: Bol miktarda antioksidan içeren zeytinyağı, kötü kolesterolünüzü düşürürken iyi kolesterolünüz üzerinde bir etki yapmıyor. Diğer yağlar yerine günde yaklaşık 2 yemek kaşığı zeytinyağı, kalbin dostudur. Zeytinyağını yemek pişirirken, salata soslarında ve kahvaltılarda kullanabilirsiniz. Fazla kalori içeren zeytinyağını önerilen miktardan fazla kullanmamalısınız. Sızma zeytinyağının kolesterol düşürücü etkisi daha fazladır.
5. Sterol ve stenol eklenmiş gıdalar: Bu gıdalar kolesterol emilimini engellemeye yardımcı oluyor. Bitki sterolleri eklenmiş margarinler, portakal suyu ve yoğurtlu içecekler kötü kolesterolünüzü yüzde 10 civarında düşürüyor. Günlük bitkisel sterol ihtiyacı en az 2 gramdır. Bu da bitkisel sterolle güçlendirilmiş yaklaşık 250 ml portakal suyuna eşittir.
Kolesterolünüzü düşürmek için özellikle doymuş ve trans yağ tüketimini kesmelisiniz. Etteki, tam yağlı süt ürünlerindeki ve bazı yağlardaki doymuş yağlar toplam kolesterolünüzü yükseltebilir. Bazen margarinlerde, marketlerdeki kurabiye, kraker ve keklerde bulunan trans yağlar kötü kolesterolünüzü yükseltirken, iyi kolesterolü ise düşürür.
Zaman Online
Fıtık – Fıtık Nedir – Fıtık Hakkında
21 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Fıtık – Fıtık Nedir – Fıtık Hakkında – Fıtık Olmak – Fıtık Ameliyatı
Karın zarının doğuştan ya da sonradan zayıflayan bir bölgesinden karın içindeki organların dışarı sarkmasına “fıtık” diyoruz. En sık görüleni göbek ve kasık fıtığıdır. Bazan da karın ameliyatlarından sonra dikiş yerinin açılması ile olur.
Göbek Fıtığı:
Doğumdan sonra bebeklerde göbek kordonu, çevresindeki karın derisi ile birleşemez ise göbek fıtığı oluşur. Ağlama, bağırma ve ıkınmalar sırasında göbek ucu şişer. Fındık ila yumurta büyüklüğü arasında değişen bu şişmeler göbeğin iki ucu birleştirilip yara bantı ile yapıştırılır; sonra sarılır. Çocuk iki yaşına gelince ameliyat gerekir. Göbek fıtığı, sık doğum yapan kadınlarla yaşlı erkeklerde de görülebilir.
Kasık Fıtığı:
Karın derisinin erbezi torbaları ile birleştiği yerler oldukça zayıftır. Ağır yük kaldırma, taşıma ve üfleme gerektiren meslek sahiplerinde kasık fıtığına sık rastlanır. Kasık bölgesindeki zayıf deriyi iterek dışarı sarkan böbrek parçası, bir şişlik meydana getirir.
Tedavisi Ameliyattır.
DiKKAT: İlk zamanlarda dışarı sarkan şişliği elle bastırarak içeri sokmak mümkün olduğu için bazı hastalar doktora gitmek istemezler. Hatta kuşak sararak durumu idare etmeye çalışırlar. Ancak, bir gün dışarı fırlayan şişlik artık elle de içeri itilemez olur. Buna “fıtık tıkanması” diyoruz. Fıtık tıkanması, dışarı sarkan bağırsak parçasının sıkışarak kangrene dönüşmesine sebebiyet verir.
Ağız Yaralarına Bitkisel Çözüm
20 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Ağız Yaralarına Bitkisel Çözüm – Aft Nedir – Ağız Yarası – Ağızdaki Yaralara Bitkisel Tedavi – Ağız Yaraları Nasıl Tedavi Edilir – Ağız Yaralarına Bitkisel Teçeteler – Ağız Yaralarının Çeşitleri
Ağız yaralan “Basit” ve “Derin veya sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanırlar. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağnlara sebeb olurlar.
Çocuklarda; Kızamık ve Çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.
Reçete: 1 Malzeme: Havuç yaprağı, Su.
Hazırlanışı: Küçük bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç havuç yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülür. Günde üç kere gargara yapılır.
Reçete: 2 Malzeme: Şap, Bal.
Hazırlanışı: 2 kahve kaşığı dövülmüş şap ile 1 tatlı kaşığı süzme bal karıştırılır ve yaraların üzerine surulür.
10 dakika sonra silinir.
Reçete: 3 Malzeme: Mazı, Şap.
Hazırlanışı: 2 çorba kaşığı dövülmüş şap ile 4 çorba kaşığı miktarı mazı kanştırılır, dövülür ve yaraların üzerine sürülür,
10 dakika sonra silinir.
Reçete: 4 Malzeme: Kızılcık, Su.
Hazırlanışı: 3 su bardağı suyun içine 250 gram çekirdekleri çıkarılmış
kızılcık konur. Kaynatılır. Başka bir kaba süzülür.
Günde 3 kere gargara yapılır.
Reçete: 5 Malzeme: Bal, Anason, Kuru üzüm.
Hazırlanışı: 100 gram süzme balın içine 2 tatlı kaşığı anason ve 4 tatlı kaşığı kuru üzüm konur, İyice ezilir ve merhem haline gelinceye kadar karıştırılır. Günde 3 defa sürülür.
Reçete: 6 Malzeme: Şap, Su.
Hazırlaııışı: 1 sıı bardagı suyun içine 1 kahve kaışıgı dövülmüş şap konur. eriyinceye kadar karıştırılır. Gargara yapılır.
Kemik Erimesine Bitkisel Tedavi
18 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Opr.Dr. Feridun Kunak mucize olarak nitelendirdiği bir karışımı açıkladı.Bu karışım birçok derde deva tansiyonu dengeliyor,kalbi güçlendiriyor ,kemik erimesini önlüyor,kan dolaşımını hızlandırıyor,kireçlenmeyi önlüyor,kalsiyum ihtiyacınızı karşılıyor.
Başta kemik erimesini ve birçok hastalığı önleyen karışım
-40 tane limon
-20 diş sarımsak
-10 tane çiğ yumurtanın kabuğu
-1-2çorba kaşığı toz zencefil
-1 avuç kaparı bitkisi
Hazırlanışı:40 tane limonu sıkıp cam bir kavanoza koyuyoruz içersine 20 diş döğülmüş sarımsak ekliyoruz,1-2 çorba kaşığı toz zencefil koyuyoruz,kapariyi konserve olarak alırsak suda bekletip tuzunu aldıktan sonra 1 avuç kapariyi blandırdan çekip koyuyoruz,10 tane çiğ yumurtayı yıkayıp kabuklarını blandırdan geçirip toz haline getiriyoruz ve onuda ekleyip karışımı 1 hafta buzdolabında bekletiyoruz boza kıvamına gelen karışımı her gün kahvaltıdan sonra 1 fincan içiyoruz.isterseniz malzemeyi yarı yarıya azaltarak yapabilirsiniz.
Uyarı: Aç karnına tüketmeyiniz.Kapari bitkisi kanı sulandırdığından aspirin kullanması sakıncalı olanlar kapari ilave etmesin.
Ayak Mantarı hakkında bilinmesi gerekenler soru cevap şeklinde
17 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü doktorları yaz aylarında sık görülen ayak mantarları ile ilgili sorularınızı yanıtladı.

Mantar denen bir küf çeşidinin sebep olduğu deri rahatsızlığıdır. İnsanların çoğu ömürlerinde bir kez ayak mantarı geçirirler.
Soru: Sebebi nedir?
Ayak mantarına sebep olan mantarlara herkes maruz kalır. Ancak niçin bazı insanlarda geliştiği bilinmemektedir. Yıkama sonrası kurutulmayan ayak, sıkı çorap ve ayakkabılar, ılık iklim nemli bir ortam oluşturarak mantarların çoğalmasını sağlar.
Soru: Bulaşması nasıl olur?
Bulaşma genellikle terlik, çorap, ayakkabı, havlu gibi ortak kullanılan
eşyalardan veya banyo, küvet, plaj, hamam ve benzeri ortak zeminlerden olabilir. Genellikle çok bulaşıcı olduğuna inanılır. Ancak aynı evi paylaşan insanlarda bile görülmeyebilir.
Soru: Görüntüsü nasıldır?
Hepsi oldukça kaşıntılıdır.
Soru: Tedavide neler kullanılır?
Krem ve spreyler ile tedavi edilir. Ciddi rahatsızlıklarda ağızdan hap tedavisi yapılır. Bazı vakalar tedaviye direnç gösterebilir.
Soru: Tedavi edilmezse ne olur?
Deri bütünlüğü bozulduğundan diğer mikroplar çatlak ve yarıklardan girerek yılancık denen hastalığa yol açabilirler.

Soru: Niçin tekrarlar?
Tedavi ile döküntü geçse bile mantarlar deride yaşamaya devam eder. Ve uygun şartlarda tekrar hastalığa yol açarlar.
Soru: Tekrarlamaması için alabileceğim tedbirler var mı?
Her gün ayağınızı yıkayın,
Ayağınızı, özellikle ayak parmak aralarınızı sürekli kuru tutun,
Özellikle yazın kapalı ayakkabılar giymeyin,
2-3 çift ayakkabıyı dönüşümlü olarak kullanın, ayakkabı kurumadan tekrar giymeyin,
Pamuklu çoraplar giyin ve günlük olarak değiştirin,
Başkalarının havlu ve ayakkabılarını kullanmayın,
Mümkünse evde çıplak ayakla gezin,
Yazın ayakkabılarınıza mantar önleyici pudralar serpin
Bit Nedir? Nasıl Bulaşır?
06 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Saç Biti Nedir?
Saç bitleri insan saçında yaşayan ve üreyen çok küçük , kanatsız, günde 2-8 kez kan emerek beslenen gri böceklerdir. Sirke denilen yumurtaları görmek bitin kendisini görmekten daha kolaydır ve genellikle enseye yakın, kulakların arkasında ve başın arkasında saç tellerine tutunmuş halde bulunurlar. Sirkeler kir veya kepek gibi yıkanarak temizlenemezler. Önce etkili bir ürün ile öldürülmeli, sonra bu amaç için yapılmış ürünün kutusundan çıkacak olan özel bir tarak ile saçtan temizlenmelidir.
Saç biti insan vücudu dışında yalnızca 48 saat yaşayabilir ve evcil hayvanlar üzerinde yaşayamaz. Sirkeler ise insan vücudu dışında kumaş ve battaniye üzerinde 10-15 gün canlı kalabilirler.
Nasıl Bulaşır?
Bitlenmenin yaygın olarak düşünüldüğü gibi pislikle bir ilgisi yoktur; aslında bit temiz, sağlıklı saçı, kirli saça tercih eder. Yetişkin ya da çocuk, herkes bitlenebilir. En yaygın belirtisi, başın ve ensenin şiddetle kaşınmasıdır. Saç biti son derece bulaşıcıdır. Tarak, fırça, eşarp, yastık, şapka ve tüylü oyuncaklar gibi paylaşılan kişisel eşyalar ile yayılırlar. Tekrarlanan salgın riskini azaltmak için bu eşyaları paylaşmaktan kaçınılmalıdır.
Bitlendiğimizi Nasıl Anlarız?
Bitlenmeyi gösteren ilk ipucu sık sık kafa derisinin kaşınmasıdır. Biti tespit etmek ve yayılmasını engellemek amacıyla, ensenin arka kısmındaki ve kulak arkasındaki saçlar dikkatle incelenmelidir. Bitler ışıktan kaçtıkları için, yalnızca saç kılına yapışmış küçük beyazımsı, oval yumurtaları (sirkeleri) görebilirsiniz.
İdeal Bir Bitlenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?
Tek uygulama ile kısa sürede etki göstermeli.
Güzel kokulu, saçları dolaştırmayan, taramayı zorlaştırmayan, etrafa bulaşmayan, boyalı ve permalı saçlarda problem yaratmayan özelliklere sahip olmalı.
Kalıcı etkisiyle bitlerin saça tekrar yerleşmesini engellemeli.
Sadece bitleri değil,sirkeleri de yok etmeli.
Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmeli, yan etkileri olmamalı.
Kullanıcıya toksik etkisi olmamalı.
Bugüne kadar pek çok yolu kullanarak insanoğlu bitle mücadele etmeye çalışmıştır. Kötü kokulu gaz ve kimi zehirli maddeler içeren ilaçlar bunlardan bazılarıdır. Daha çok çocuklarda rastlandığı için tedavinin çocuklar için güvenli, yüksek oranda etkili, sadece bitleri değil yumurtalarını da öldüren bir bit ilacı ile yapılması gerekir.
Oysa günümüzde artık bu alanda kullanılan madde ve ilaçlarda büyük gelişmeler kaydedilmiş, hatta koruyucu etkili permetrin etken maddesi içeren ilaçlar geliştirilmiştir. Saç biti tedavisinin bitleri olduğu kadar yumurtaları da öldürmesi ve tekrar bulaşmayı önlemesi gerekir. Piyasada birkaç bit öldürücü ilaç vardır ve değişik şekillerde bulunmaktadır; şampuan, saç kremi gibi. Fakat bunların hepsi bit tedavisinde istenen etkiyi göstermez!!!
Bitlenme tedavisinde kullanılan çeşitli maddeler şunlardır:
Gamma Benzen Hekzaklorid Böceğin sinir sistemini felç ederek etki gösterir. Ülkemizde yasaklanmıştır.
Benzil Benzoat
Deri ve mukozayı tahriş ettiği için bit tedavisinde pek tercih edilmez.
Fenotrin (Sumitrin)
Işıkta stabilitesini koruyamaz. Uygulamadan sonra güneş ışığı altında etkinliğini yitirir. Bu nedenle kalıcı etkisi yoktur.
Piretroidler 1. Jenerasyon
Krizantem çiçeğinin böcek öldürücü etkisi Farslar zamanında fark edilmiştir. Eski Yugoslavya toprakları üzerinde olan Dalmaçyadaki bir halk hikayesine göre, yaşlı bir kadın beyaz papatyalara benzeyen bir çiçeği toplar. Çiçek solduğunda bir köşeye atar, daha sonra dönüp baktığında solmuş çiçeklerin çevresinde ölü böcekleri fark eder ve krizantem ailesinden olan bu çiçek çeşidinin böcekler üzerinde öldürücü etkisi bu şekilde fark edilir. 1800lü yıllardan başlayarak kuru çiçekler böcek öldürücü olarak ABDye ihraç edilir. 1900lü yıllarda piretroid olarak adlandırılan bu madde bit tedavisinde kullanılmıştır, ancak ışıkta bozulması sorun oluşturmuştur.
Permetrin 2. Jenerasyon
1973de ışığa dayanıklı piretroid olan permetrin İngilterede geliştirilmiştir. Permetrin aynı zamanda bit tedavisinde en az iki haftadan altı haftaya kadar koruyucu etkiye de sahiptir. Günümüzde permetrin koruyucu özelliği, kullanım kolaylığı, yan etkilerinin az olması ve güvenilir olması nedeniyle en çok tercih edilen ilaçlardandır.
Bu Testler Hayat Kurtarıyor
29 Nisan 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Tüm hastalıkların tedavisi için erken tanı en önemli şart. Dahiliye Uzmanı Dr. Deniz Şahin Şimşek, kadınlar için erken tanıya giden yolda yaşamsal önem taşıyan testler hakkında bilgi verdi.
Tüm hastalıkların tedavisi için erken tanı en önemli şart. Dahiliye Uzmanı Dr. Deniz Şahin Şimşek, kadınlar için erken tanıya giden yolda yaşamsal önem taşıyan testler hakkında bilgi verdi.
Kan Grubu ve Hepatit Testi Öncelikli
Öncelikle bu tür testleri ilk yaptırmaya başladığımız zaman, hangi yaşta olursak olalım, kan grubu ve hepatit testlerini yaptırmalıyız. Kan grubunuzu bir kez öğrendikten ve kan grubu kartınızı aldıktan sonra bunu bir daha tekrarlatmanıza gerek yoktur. Hepatit B ve C ise ülkemizde önemli bir sorundur. Birçok kişi bu hastalıkları taşıdığını bilmeden yaşamakta bu nedenle hem bulaştırıcı olmaya devam etmekte, hem de tedavisinde geç kalmaktadır. Ayrıca bu hastalıkların kesin bir tedavisi de bulunmamaktadır. Ancak hepatit B’den aşı ile korunmak mümkündür. Bu nedenle bu testleri yaptırmalı ve hastalığı geçirmemişsek, bağışık değilsek, taşıyıcı değilsek, aşı programına dahil olarak kendimizi koruma altına almalıyız.
40 Yaşın Altındaki Her Kadın…
1. Yılda bir kez dahiliye muayenesi: Yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara-alkol kullanımı, gözden kaçan şikayetler, aile öyküsü değerlendirilir. Hastanın tam bir fizik muayenesi yapılır. Tetkikler değerlendirilir.
2. Açlık kan şekeri, Kolesterol, Trigliserid ölçümü ile kan yağlarının durumunun değerlendirilmesi, böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi, mide-bağırsak sistemindeki olası bir lezyon için gerekli incelemeler, kan sayımı, tam idrar tahlili, akciğer grafisi, istirahat EKG’si ve karın organlarını değerlendirmek için Tüm batın ultrasonografisi önerilir.
3. Kadın doğum muayenesi ve vajinal smear: 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadın yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalı. Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.
4. Her ay adet bitiminde kendi kendini elle meme muayenesi. 40 yaşına kadar 3 yılda bir doktor muayenesi ve gerekirse meme ultrasonografisi. 40 yaşından önce mamografinin tanısal bir değeri bulunmamaktadır
40 Yaşın Üstünde Her Kadın…
Yukarıdaki incelemelere ek olarak;
1. Daha çok 40′lı yaşlardan sonra görülen gut hastalığının teşhisi için kanda ürik asit bakılması ve özellikle menopoz sonrasında kalsiyum v.s’nin değerlendirilmesi için kan elektrolitleri ( sodyum, potasyum, kalsiyum) bakılması.
2. Gastroskopi ve kolonoskopi: Mide-bağırsak sisteminin değerlendirilmesi için 40 yaşından itibaren 50 yaşına kadar her 5 yılda bir, 50 yaşından sonra her 3 yılda bir yaptırılmalı.
3. Mamografi: Ailesinde meme kanseri bulunan kişilerde 35 yaşından itibaren her yıl doktor tarafından meme muayenesi yapılması ve bu kişilerde 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çekilmesi. Ailesinde meme kanseri bulunmayan kişilerde ise 40 yaşından itibaren her yıl doktor tarafından meme muayenesi yapılması ve 50 yaşına kadar 2 yılda bir, 50 yaşından sonra her yıl mammografik inceleme önerilir.
4. Kemik yoğunluğu ölçümü: Menopoza girene kadar en az bir kez ve menopoza girdikten sonra mutlaka ölçülmeli. Menopozdan sonraki ilk 5 yıl içinde kemik erimesi en fazladır. Bu süreçte genellikle 2 yılda bir ölçüm önerilmektedir.
5. Her yıl göz muayenesi yaptırılmalı.
Doğum Kontrol Haplarının Yan Etkileri
29 Nisan 2010 Yazan PReNS
Kategori Sağlık Bölümü
Sağlığı yerinde olan kadınların uyguladıkları bir doğum kontrolü yöntemi de doğum kontrol haplarıdır. Doğum kontrol hapları her ne kadar çok etkin bir hamilelik önleyici ilaç olsa da bir takım yan etkilere sahiptirler. Doğum kontrol haplarının yan etkileri aşağıda listelenmiştir.
* Ay halinde(adet) düzensizlikler.
* Baş ağrıları ve ruhi sıkıntılar.
* Göğüslerde ağrılı şişlikler.
* Aşırı kilo alma.
* cilt üzerinde çeştli lekeler.
* Hafif Kalp rahatsızlıkları
* Bazı durumlarda damar hastalıkları.
* Kan basıncında artış.
* Safra ve böbrek taşları.
* Hazımsızlık ve Sindirim sistemi rahatsızlıkları.
Doktorunuzun tavsiyesi ve sürekli kontrolüyle birlikte sizi rahat ettirebilecek olan doğum kontrol hapları dikkatsiz ve özensiz kullanım sonucu sağlığınızı ciddi bir şekilde bozabilir. Dikkat etmeniz gerekne şey doğum kontrol hapı aldıktan sonra sağlık durumunuzdaki ani değişikliklerden doktorunuzu bilgilendirmektir.

