2 yıllık önlisans programlarının taban puanları kaçtır?
15 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Meslek lisesi mezunları ön linsansları sınavsız geçiş yapabilecekleri gibi kendi alanlarının dışında kalan bir bölümü öss puanlarına göre tercih yapabilir. ya da meslek lisesi mezunu olmayan öğrenciler ön linsans bölümlerini oss puanlarına göre tercih yapabilirler.
2007 ÖSS (üniversite) 2 YILLIK (önlisans) BÖLÜMLERİN TABAN PUANLARINI ŞU LİNKTEN İNDİREBİLİRSİNİZ (dosya 2007 office programında açılır)
Zehirli Bitki Türleri, Zehirli Bitki Çeşitleri, Zehirli Bitkiler
15 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Doğada bulunan ve aktarlar tarafından faydalı olarak satılan birçok şifalı bitkinin ölçüsü tutturulamadığında zehirlenmelere neden olduğu belirtildi.
Doğada bulunan ve aktarlar tarafından faydalı olarak satılan birçok şifalı bitkinin belli bir ölçüye göre kullanılması gerekiyor. Şifalı bitkileri de daha fazla fayda sağlaması amacıyla fazla tüketmemek gerekiyor. Birçok şifalı bitki fazla tüketilmesi halinde zehirlenmelere; hatta ölümlere yol açabiliyor. Şifalı, bir o kadar da tehlikeli olan bitkiler şu şekilde sıralanıyor:

Güzel Avratotu: Kireçli topraklarda yetişen 180 cm kadar boyunda birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. Çiçekleri boru şeklinde, koyu kırmızımsı veya sarımtıraktır. Ağrı kesici ilaç yapımında kullanılır. Mide, bağırsak, astım, kalp, sinir, beyin hastalıkları tedavisi için yapılan ilaçların yapısında da bulunmaktadır. Fakat yapısında bir çeşit zehir olan ‘Atropin’ vardır. Sadece tıbbi maksatla kullanılır. Bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.

Baldıran: Nemli yerlerde 1-2 metre boyunda saplarının altı erguvani renkli bir bitkidir. Yaprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Tıpta özellikle dişçilik alanında kullanılır. Ağrı kesici, spazm çözücü ve teskin edici özelliği varsa da çok zehirli bir bitki olup, 6 gramı bir insanı öldürmeye yeter. Ev ilaçlarında kesinlikle kullanılmaması gerekir.

Adasoğanı: Birçok yerde yetişebilen, yaprakları uzun ve şerit şeklinde bir bitkidir. Çiçekleri yeşil, beyaz ve damarlıdır. 2 kilo kadar olan soğan kısmı yapraklarının altındadır. İdrar söktürür. Kalp hastalıklarında vücutta biriken suyu boşaltır. Birçok faydaları olmasına rağmen acı ve zehirlidir. 7.5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır.

Çifitotu: Çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen, zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve sarı renklidir. Çiçekleri dalların dışına taşmış demetler halindedir. Keskin bir kokusu vardır. Kalp çarpıntılarını giderir, mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çıbanın üzerine konulursa, çıbanı olgunlaştırır. Kullanılırken tavsiye edilen doz sınırı aşıldığı takdirde ölüme varan sonuçlar getirir.

İtüzümü: Ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak beyazdır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Romatizmal ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir. Yaralara lapa halinde de kullanılır. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Fazla alındığı takdirde ölümlere neden olabilir.

Nergiz: 20-60 cm boyunda soğanlı bitkilerdir. İlkbaharda çok güzel kokulu çiçekleriyle baharın müjdecisi olarak bilinirler. Çiçekleri kuvvetli kokulu, sarı veya beyaz renkli, tek tek veya birkaçı birarada bulunurlar. Musil, ateş düşürücü, nezle, rahim ve mesane ağrılarında çay olarak kullanılır. Bitki, zehirli alkaloitler taşır. Kusturucu ve ishal etkilidir. Bu sebeple bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.
Yabanyasemini: Bitki rutubetli, nemli ve gölgelik yerlerde, dere kenarlarında ve çitlerde yetişir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açan, meyveleri sarımsı kırmızı renklidir. Ağrı kesici, deri hastalıklarında kan temizleyici, uyutucu, idrar arttırıcı ve müshil etkilere sahiptir. Ayrıca spazmodik öksürükler, frengi, romatizma, gut, sedef, sıraca, kanser hastalıklarında da kullanılır. Bütün bu faydalarına rağmen bitki, gliko-alkaloitler taşır. Yüksek doz alımı bulantı, kusma, ishal, zehirlenme yapar.”
Uzmanlar, şifalı bitkilerin kullanımı sonrasında zehirlenme belirtileri görüldüğünde, zehirlenme sebepleri araştırılmadan, ilk yardımın yapılmamasını tavsiye ediyor. Evvela sindirim sisteminden zehrin bertaraf edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar şu tavsiyelerde bulunuyor:
Hastada kendiliğinden kusma olmazsa, suni olarak kusturulur. Bundan sonra birkaç defa mide, yüzde 0,50,1 potasyum permanganat, yüzde 0,2 tanen veya tıbbi kömür mahlülü ile yıkanmalıdır. Hatta zehirlenmeden sonra birkaç saat dahi geçmiş olsa da, midenin yıkanması ihmal edilmemelidir. Sonradan kimyasal analiz yapılmak üzere kusmukların hepsi muhafaza edilmelidir.
Umumiyetle bitkilerden zehirlenmelere karşı kullanılan en iyi vasıta tıbbi kömür (50 gr) ve oksimagnezyum (25 gr) karışımıdır. Oksimagnezyum bulunmadığında, daha fazla miktarda tıbbi kömür veya tanen yüzde 23, sulu mahlülü (200-300 gr su) bir defada verilir. Zehirlenmeye karşı kullanılan mahlül, alkaloidler ve glikozidleri çökertir, uçucu maddeleri yok eder. Zehirli asid ve esansları tesirsiz bırakır. Zehirlenmeye karşı kullanılan bu ilaçlar kısa bir müddet için etkilidirler. 20-30 dakika sonra mide yeniden yıkanmalı, bundan sonra müshil verilmelidir. Zehirlenen kimse yatırılmalı ve taze hava akımı temin edilmelidir. Vücudun sıcak tutulması için tedbir alınmalı, çay veya kahve verilmeli. İlk yardımdan sonra hemen bir doktor aranmalı ve muayene edilmesine çalışılmalıdır. Zehirli maddelerin cilde teması vakalarında ise dokunulan yer birkaç defa sabunla yıkanmalı, daha sonra yüzde 2 permanganat mahlülü ile silinmelidir. Bu gibi vakalarda doktorun yardımı temin edilmelidir.
Zehirli Örümcek Türleri, Zehirli Örümcek Çeşitleri, Zehirli Örümcekler
15 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Tarantula

Migale

Argyroneta Aquatica

Karadul

Latrodectus

Zehirli Böcek Türleri, Zehirli Böcek Çeşitleri, Zehirli Böcekler
15 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm

HAMAM BÖCEĞİ – HAMAMBÖCEĞİ
Hamam böceği ( Kalorifer böceği ), hızlı üremesi, ortalığı kirletmesi, kötü kokusu ve en azından potansiyel hastalık (Dizanteri, gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, alerjik reaksiyon) taşıyıcısı olduğu için hamam böceği kalıcı ilaçlara maruz tutulduğu halde bunların bir kısmına adapte olmayı başarmıştır.

ALMAN HAMAM BÖCEĞİ
Alman hamam böceği boyu ortalama 1.50 cm.’dir. Renkleri açık sarımsı kahverengidir. Vücudunu saran dış kabuğunda boylu boyunca uzanan iki siyah çizgi vardır. Hamam böceği türleri içerisinde en hızlı üreyenidir. Dişi bir Alman hamam böceği yılda 30.000 adete kadar yumurta bırakabilir. Kuru ve sıcak olan yerleri sevdiği için bu böceğe halk arasında kalorifer böceği de denir.

AMERİKAN HAMAM BÖCEĞİ
Ortalama 2-3 cm uzunluğundadır. Amerikan hamam böceği kanatlı, kırmızımsı kahverenginde en büyük hamam böceği türüdür. Amerikan hamam böceği türü insanların yediği yemediği her şeyi yiyebilme özelliğine sahiptir.Amerikan hamamböceğinin 15 ay ömürleri vardır.

ORYANTAL HAMAM BÖCEĞİ
Oryantal hamam böceği ( Şark Böceği – Kara Fatma ), parlak siyah ve çok koyu kahverengi renklerindedir. Oryantal hamam böceği de diğer hamam böceği türleri gibi çok hızlı üremektedir. Oryantal hamam böceği erkeklerin kısa kanatları işlevsel olup dişilerin ise körelmiştir. Uçmak yerine yürümeyi tercih ederler.

TAHTA KURUSU – TAHTAKURUSU
İnsanların kanını emerek beslenen tahta kurusu ısırığı sonucunda vücudumuzda alerjik reaksiyonlar oluşur. Tahta kurusu ile mücadele çok zorludur ve mutlaka profesyonel ilaçlama firmalarından destek istenmelidir.

PİRE
Pire kan emerek beslenen ve bir çok hastalığı insanlara bulaştıran parazit bir canlıdır. Pire güçlü arka bacakları sayesinde konağına kolayca zıplayarak vücuduna yerleşir. Pire yaşam alanı olarak sıcak iklim bölgelerini sever. Yazın pirelerin en yoğun olarak görüldüğü mevsimdir. Özelikle bu mevsimde mutlaka profesyonel ilaçlama firmalarınsan pire ilaçlama talebinde bulununuz.

BİT – BİTLENME
Bitlerde tıpkı pireler gibi kan emerek beslenen ve etraflarına mikrop saçan asalak kan emicilerdir. Bit çok değişik türlere ayrılır. Bunlardan en çok bilinenleri; insan biti, kedi biti, köpek biti, saç biti, kasık biti, tavuk biti, kuş biti vb. şeklindedir. Bit ilaçlama talebinizi gönül rahatlığıyla firmamızdan yapabilirsiniz.

GÜVE
Güve haşeresinin vücudu ve kanatları homojen olarak parlak altın renginde, kanat açıklığı 13 mm, olgun larva 13 mm.’dir. Dişi güve yumurtalarını gıda ortamına yapıştırarak tutturur. Larvalar kendilerine bir kokon örerek içerisinde beslenirler. Gıda bitince tekrar bir tüp daha örerek orada beslenmeye devam ederler.

AKREP – AKREPLER
Akrep kıskaçları ve uzun kuyrukları ile kolaylıkla tanınabilir. Akrep kızdırıldığı zaman zehirli iğnesini insanlara batırır. Akrep geceleri hareket eder gündüzleri ise taşların altında, ağaç kovuklarında, molozlarda, tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanır. Akrep böcek, örümcek, kırkayak ve kara tespih böcekleriyle beslenir. Akrep çoğunlukla karnivordur, pek azı bitki öz suyu ile beslenir.

AĞAÇ KURDU – TAHTA KURDU
Ağaç kurdu eski tahta eşyalara, ahşap pencere, kapı ve mobilyalara yerleşerek delikler açarak ilerler. Büyük toplu iğne başı büyüklüğündeki tahta kurdu genellikle kahverengidir. Kemirdikleri ağaçların tozları dökülür ve ölen ağaç kurtları mobilyaların altına düşer. Ağaç kurdu mobilyaların iç aksamında yuvarlanarak mobilyalarda oyuklar açar. Gece sessizliğinde tahta kurdu mobilyalarınızı kemirirken sesini duymanız mümkündür. Bu böceğe ayrıca, mobilyalara zarar verdiği için, mobilya böceği de denilmektedir.

ÇİYAN – ÇIYAN – ÇİYAN SOKMASI
Çiyan 3-10 cm arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift anteni bulunan zehirli bir haşeredir. Çıyan evlerin loş, nemli ve karanlık bölgelerinde, taşların altında ve karanlık yerlerde yaşar. Çiyan geceleri böcek ve solucanlar ile beslenir ve durduk yere insanlara saldırmaz. Terlik ve ayakkabı giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilir. Çiyanın ısırdığı yerde koyu renkli iki adet iz görülür ve örümcekteki gibi zehirlenme belirtileri görülür. Isırdıkları yer hemen temizlenmeli gerekirse biraz kanatılmalı ve hemen bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

EV FARESİ
Çok küçük ev faresi boyu 3 cm civarındadır ve fındık faresi olarak ta anılır. Renkleri genelde gridir. İsminden de anlaşılacağı gibi ev faresi en çok insanların yaşadığı yerlerde görülür. Ev faresi en küçük bir çatlak, yarık vb.. arasından kolayca geçerek evlerimizi istila eder.

ÇATI FARESİ
Ergin çatı faresi, kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr ağırlığındadır. Çatı faresi sivri burunu, iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir. Çatı faresi çok iyi tırmanıcıdır. Çatı faresi bina içleri ve altında, çatısında, çöp ve odun yığınları içinde yaşar. Erginlerin dışkıları lağım faresinin dışkısı gibi fakat sivri uçludur. Çatı faresi 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay yaşar.
Polis Kolejinin Taban Puanı Nedir?
14 Temmuz 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Polis Kolejine Giriş ŞartlarıYapılan Yönetmelik değişikliği ile 2003-2004 Eğitim Öğretim yılından itibaren Polis Koleji’ ne ilk kez kız öğrenci alınacaktır.
Başvuru İşlemleri
Polis Koleji Aday Tespit Sınavı için başvurular; adayların okumakta oldukları Okul müdürlüklerine yapılacaktır.
Öğrenci kaynakları şunlardır
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İlköğretim Okullarını bitiren öğrenciler ile Lise Hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerdir.
Sosyal durum ile ilgili koşullar şunlardır
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan ağır hapis veya 6 ay ve daha fazla hapis, veyahut affa uğramış, paraya çevrilmiş, ertelenmiş, zaman aşımına uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet ihtilâs, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflâs gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç; kaçakçılık, resmî ihale ve alım satıma fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, suç işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan dolayı haklarında devem etmetke olan bir adlî kovuşturmaya tâbi olmamak,
İlköğretim okulunu üç veya daha yukarı diploma notu ile bitirmiş olmak,
Sağlık yönetmeliğinde belirtilen sağlık şartlarını taşımak
Polis Kolejine giriş sınavının yapıldığı yılın 01 Ocak tarihi itibarıyla 16 yaşından, hazırlık sınıfı okuyan adaylar için 17 yaşından gün almamış olmak,
Öğrenime ara vermemiş olmak,
Herhangi bir okuldan, ahlâkî veya disiplin sebebi ile çıkarılmamış olmak,
Hazırlık sınıfı hariç, lise ve dengi okullara devam etmemiş olmak,
Kamu haklarından mahrum bulunmamak.
04 Temmuz 1998 tarih ve 23392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Emniyet Genel Müdürlüğüne Bağlı Eğitim ve Öğretim Kurumlarına Alınacak Öğrencilerde Aranılacak Sağlık Şartlarına Dair Yönetmelikte belirtilen sağlık şartlarını taşımak.
Öğrenim kilo, boy ve yaş ile ilgili koşullar şunlardır
Y A Ş En az Boy (Santimetre)
12 yaşından gün almamış olanlar 134 cm. (dahil)
13 yaşından gün almamış olanlar 139 cm. “
14 yaşından gün almamış olanlar 144 cm. “
15 yaşından gün almamış olanlar 151 cm. “
16 yaşından gün almamış olanlar 156 cm. “
17 yaşından gün almamış olanlar 160 cm. “
Kilo Yönünden Aranan Şartlar;
Ağırlık: Boy ölçüsünün santimetre olarak son iki rakamı ele alınarak, bu rakamlardan 10 kg. kadar fazlalığı, 20 kg. kadar noksanlığı kabul edilir. Örneğin (151) cm. boyunda olan bir adayın en fazla 61 kg. en az 31 kg. ağırlığında olması gerekmektedir.
Yaş Yönünden Aranan Şartlar;
Müracaat edilen yılın 01 Ocak tarihi itibariyle 16 yaşından, hazırlık sınıfı okuyanlar için 17 yaşından gün almamış olmak gereklidir. İlköğretim okulunun beşinci sınıfından sonra hangi sebeple olursa olsun yaş tashihi yapmış olanların, tashihten önceki yaşları geçerli sayılır. Bu sınıftan önce yapılan yaş tashihlerinde düzeltilmiş yaşa itibar edilir.
Şehit ve vazife malulleri çocukları için şu şartlar şunlardır
Emniyet Teşkilatında görevli iken şehit veya vazife malulü olanların Polis Kolejine girmeye istekli çocukları, giriş koşullarını taşımaları ve giriş sınavlarında tam puanın en az %50′ sini almaları kaydıyla bu konuda ayrılan kontenjandan başarı sırasına göre istifade ettirilirler. Bu kontenjan o yıl için koleje alınan asil adayların sayısının %10′ unu geçemez.
Tahsil yönünden aranan koşullar şunlardır
Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı İlköğretim Okullarını veya muadili ortaokulları (3) üç ve daha yukarı diploma notu ile bitirmiş olmak,
Yurtdışında öğrenim görenlerden, bu yönetmelik hükümlerine göre sınava girecek adayların öğrenim derecelerinin denkliği Milli Eğitim Bakanlığı Denklik Bürolarınca yapılmış olmak,
Tahsile ara vermemiş olmak,
Hazırlık sınıfı hariç, lise ve dengi okullara devam etmemiş olmak.
Başvuru zamanı ve şekli şöyledir
Kolej giriş sınavına başvurular, her yıl Polis Koleji Müdürlüğü tarafından tespit ve ilan edilen tarihler arasında halen okumakta oldukları Okulu Müdürlükleri’ne şahsen yaparlar.
Saatte 300 Metrekare Baskı
27 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Saatte 300 Metrekare Baskı Yapabilen HP Yazıcılar ile Açıkhavanın Tüm Renkleri Canlanıyor.
Endüstrinin en yaygın geniş ve süper geniş format baskı çözümlerine sahip olan HP, 12-15 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Sign İstanbul Fuarı’na katılıyor. Avrupa’nın en büyük açıkhava reklamcılık fuarı olan Sign İstanbul’a iş ortakları Mat Kağıtçılık ve Yatay Bilgisayar ile birlikte katılacak olan HP, öncüsü olduğu sektörün yeni trendlerini belirleyecek çözüm ve teknolojilerini bu fuarda sergileyecek.
Dijital devrimin öncüsü HP
Grafik tasarım endüstrisinde ciddi değişiklikler yaratan geniş format baskı cihazlarının analog teknolojiden dijital teknolojiye geçişinde öncülük eden HP, dijital teknoloji kullanan yeni ürünleriyle kullanıcılara hızlı, kaliteli ve yüksek kapasitede baskı yapma olanağı sunuyor.
Geniş format baskı pazarının yüzde 25’ini oluşturan dijital cihazlar, analog teknolojinin sunduğu tüm olanakların üzerine hız, kişiselleştirme ve yüksek baskı kapasitesini ekliyor. Saatte 300 metrekareye kadar baskı yapabilen HP Scitex baskı cihazları, kendi sınıfındaki en yüksek hıza erişiyor.
Zararlı atık içermeyen yeni HP mürekkepler
HP’nin yenilikçi çözümleri ve çok yönlü teknolojileri ile birleşen yeni HP mürekkepler, yoğun baskı ihtiyacı olan kurumların üretkenliğini artırarak, kullanıcıların işlerini büyütmelerini sağlarken, daha keskin ve canlı görüntüler ortaya çıkartıyor. Su bazlı, solvent bazlı, UV ve lateks kullanılarak üretilen yeni HP mürekkepler, patlayıcı ve yanıcı olmadığı gibi, zararlı atık kategorisine de girmiyor.
Yeni mürekkepler baskı kalitesini artırmanın yanı sıra, dış mekan baskıları için de dayanıklılık çıtasını yukarıya çekiyorlar. Lamine ve lamine olmayan yüzeylerde, benzer baskılardan daha düşük kalitede medyalar kullanıldığında dahi çizilmeye, silinmeye ve suya karşı dayanıklılık elde ediliyor.
HP Designjet L65500

Lateks mürekkep ve HP Wide Scan Printing teknolojisini birleştiren yeni HP Designjet L65500, bina cephesi ve araç filosu giydirme, billboard baskısı ve iç dekorasyon gibi uygulamalarda kullanılmak için ideal bir baskı çözümü oluşturuyor.
Dış ve iç uygulamalar için 104 inç (2,64 metre) büyüklükte ve 1200 dpi yüksek çözünürlükte baskı yapabilen Deskjet L65500, uygun fiyatlı medyalara yapılan baskıda kaliteyi ve dayanıklılığı azami düzeye çıkartıyor. Lamine yüzeylerde 3 yıla kadar, lamine olmayan yüzeylerde ise 5 yıla kadar çizilmeye, silinmeye ve suya karşı dayanıklı baskılar yapıyor.
HP Wide Scan Printing teknolojisini kullanan üç adet ölçeklenebilir ve yüksek hızlı baskı kafası, dış mekanlar için saatte 78 metrekare, iç mekanlar için saatte 34 metrekareye kadar baskı yapabiliyorlar.
HP Scitex XP2700

Çok yönlü seçenekler ile kurumlara yeni pazarlara açılma olanağı sağlayan Scitex XP2700, yüksek kalitede ve geniş formatta baskı yapabiliyor. 4 ya da 8 renkli UV bazlı mürekkepler ile rulo ya da rigid medyaları kullanabilen cihaz, çoklu rulo desteği, baskı esnasında dosya yükleme ve dedike RIP ile üretken bir baskı sistemine dönüşüyor. Kaliteden ödün vermeyen XP2700’ün çoklu dosya baskısı desteklemesi de kurumlara avantaj sağlıyor.
3,2 metre geniş formatlı HP Scitex XP2700, 800 x 635 dpi çözünürlükte çalışırken saatte 110 metrekare hızına kadar baskı yapabiliyor.
HP Scitex XP5300

Yüksek hızlı, yüksek sayıda baskı yapan endüstriyel ortamlar için HP Scitex XP5300 yazıcı, yüksek kaliteli UV bazlı mürekkep kullanıyor. Çok yönlü XP5300 yazıcı dayanıklı dış mekan baskıları ve satın alma noktaları için yüksek kaliteli baskılar yapabiliyor. Ayrıca daha fazla uygulamayı daha kısa sürede basmak için pazarda öncülük edecek hızlara erişebiliyor.
Çoklu rulo baskı ve opsiyonel On-core Collector özelliği ile 7/24 çalışma ortamında gereken mesai sayısını düşürerek ve yerden tasarruf ederek, toplam sahip olma düşürüyor.
Geniş ve süper geniş formatın öncüsü HP, Sign İstanbul Fuarı’nda
HP’nin yeni baskı teknolojilerini, çözümlerini ve zararlı atık içermeyen mürekkeplerini yakından tanımak için Sign İstanbul fuarında Salon 7′de E4/F5 no’lu Mat Kağıtçılık standını ve Salon 7’de C12/D11 no’lu Yatay Bilgisayar standını ziyaret edebilirsiniz.
HP’nin yeni baskı ve görüntüleme portföyü hakkındaki video ve görselli basın kitine ulaşmak için www.hp.com/go/HPSMBEvent adresini ziyaret edebilirsiniz
Transparan Tost Makinası
20 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm

Tost makinenizin kapağını kaldırdığınızda herşey için çok geç olabilir! Bunun için bir çözüm geliştirilmiş, tostu pişerken izlemek… Resimde görünen “geleceğin tost makinesi” henüz konsept aşamasında.
Hayat Şifresi, Hayatın Şifresi, Hayatın Şifresini Kırmak, Hayatı Şifreleyin
18 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Hayatlarımızın artık bize, kendimize kapalı olduğunu kabul edelim. Bu biraz da hayatımızın kontrolünü elimizden kaçırdığımız, `sistemlere` terk ettiğimiz anlamına geliyor. Bahsettiğim, çok basit bir şey: şifreler! Yar bana bir şifre medet Kredi kar
HASAN BÜLENT KAHRAMAN
Hayatlarımızın artık bize, kendimize kapalı olduğunu kabul edelim. Bu biraz da hayatımızın kontrolünü elimizden kaçırdığımız, `sistemlere` terk ettiğimiz anlamına geliyor. Bahsettiğim, çok basit bir şey: şifreler!
Yar Bana Bir Şifre Medet
Kredi kartlarınız, bankalardan para çekmeye yarayan hesap makineleri, bazı otomatik açılan kapılar, hepsi sizden avuç açmış dilenciler gibi şifre bekliyor. Verdiyseniz ne ala. Fakat bir an için unuttuysanız ne banka hesaplarınıza, üç kuruş paranıza sahip çıkabilir, ne de bir engeli atlayabilirsiniz. Olduğunuz yerde donup kalırsınız.
Bütün bunlardan daha beteri bilgisayarınız. Sabahleyin her karşılaştığınızda sizden şifre talep ediyor. Üst üste yaptığınız bir şey olduğunda sorun yok. Ama bir süre geçince karşınıza bir uyarı mesajı çıkıyor ve şifrenizi değiştirmenizi istiyor. Daha önce kullandığınız bir şifreyi derhal hatırladığı için kabul etmiyor. Haydi neredeyse her ay yeni bir şifre arama, bulma, onu akılda tutma çabası. Hele şifrenin uzun ve karmaşık olması istenirse iş daha da kötü. Uzunca bir süre kullanmadıktan sonra hatırlayın eğer hafızanız el verirse.
İnternet daha da beter! Birçok siteye girip çıkan birisiyseniz ve internetten alışveriş yapmak gibi bir alışkanlığınız varsa durum vahim! Her site bir şifre istiyor. Hepsine aynı şifreyi veririm demek sorunu çözmüyor. Çünkü bir süre sonra ve eşit olmayan zamanlarda şifreleri değiştirmek işi karıştırıyor; üstelik de, dediğim gibi, her birisinin kullandığı şifre sistemi farklı. Ayrıca insan şifresinin `kırıldığını`, başka birisi tarafından ele geçirildiğinde başına gelecekleri düşününce ürperiyor.
Dilin Şifresi
Bütün bunlar bana bambaşka bir şey düşündürüyor. Şifre, parola (tabii, şifreden ayrı olarak bir de o var!) ve benzeri şeyler daha önceki dönemlerde askeri araçlardı. Askerlikle sıradan insan arasında daima bir mesafe vardı. İnsan kendi hayatının kendisine şifreyle kapatılacağını nereden düşünecekti? Ama oldu işte. Şimdi her an bir askeri yapı-sistem içinde şifreyle, parolayla hayatımızı tanzim ediyoruz. Askerlik, `örfi hayat` gerçeğimizin bir parçası.
Şifrelerin dışında da bu böyle. Neredeyse hepimiz kısa bir süre önce sadece askeri söylemde geçerli olan, güvenlik anlamı içeren sözcük, kavram ve cümlelerle konuşuyoruz. Mesela `giriş yaptı-çıkış yaptı` diyoruz, `içe dönük toplantı` diyoruz, `anlaşıldı` diyoruz, `teşekkür ettim` diyoruz. Telsiz ağzıyla konuşuyoruz. Bütün bunlar askeri bir üslubun dilimize yavaş yavaş sızmış ve bizi teslim almış parçaları.
Hayatın Şifresini Kırmak
Gerek şifre-parola kullanımının gerekse bu askeri üslubun arkasında ne var diye biraz daha kurcalayınca insan gerçekten askeri bir ortamda bulunduğunu kavrıyor. Çünkü, bu yeni düzen bilgisyarların kullanılmasıyla birlikte başladı. Bilgisayar hem ortalıkta, herkesin elinin altında bir araç hem de bir hayli kişisel. Bu nedenle kimsenin kimsenin alanına girmesi istenmiyor. Hal böyle olunca da ana mesele güvenlik meselesine dönüşüyor. Koruma, korunma, gerektiğinde saldırı, yağmalama bilgisayar düzeninin bir parçası. Şifre ve parolayla başlayan ve çok masum görünen bir hayat tabaka tabaka daha derin güvenlikkorunma süreçlerine açılıyor. Ekran karartma tekniklerini buna katarsanız gizlenmenin de oyunun bir başka parçası olduğu görülebilir.
Böylece hayatımızın çözemediğimiz şifreleri heyula gibi gözümüzün önünde veya bir buz dağı gibi içimizdeyken hatta bir de bilgisayarın şifreleri çıktı karşımıza ama gene de bunlar bana daha çetrefil geliyor! Üstelik herkes hayatının şifresini kırmak için bekler veya kırılmasını özlerken bilgisayarın şifresine sıkı sıkıya sarılıyor.
Bir çelişki yok mu, dersiniz?..
Beygir Gücü Nedir
18 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Bir otomobilin teknik özelliklerinde motoruna ait güç ve tork değerlerini görürüz. Buradaki güç, motorun beygir gücüdür ve Türkçesi BG olan HP(horsepower) birimiyle ifade edilir. 1 beygir: 75 kg’lık ağırlığı 1 sn’de 1 metre yukarı kaldırabilecek güç miktarı olarak tanımlanır. Bunun da yaklaşık 1 atın gücüne denk geldiği düşünülerek “beygir gücü” denilmiştir. Beygir gücü motora has değiştirilemez bir değerdir. Ama tork aktarma organları, dişliler, vites kutusu, tekerlek çapı vs. gibi etkenlerle değiştirilebilir. Beygir gücü ise bunların tamamından bağımsız motorun karakteristik bir özelliğidir. Aslında tork da çıplak bir motorda belli bir değerle ifade edilebilir fakat bu güç yere iletilen itme kuvveti olarak tanımlandığından tek başına motora ait karakteristik bir veri olarak düşünülemez.
Tork Nedir
18 Mayıs 2010 Yazan PReNS
Kategori Karışık Bölüm
Tork, motordan tekerleğe iletilen itme(dönme momenti) kuvvetidir. Birimi Nm (Newtonmetre)’dir. Bu kuvvet motorun gücü ile doğrudan alakalı değildir. Yani iki araçtan beygiri az olan bir otomobilin torku ise diğerine göre fazla olabilir. Bu da tekerlek çapı, vites kutusu ve motor tipi gibi etmenlere bağlı olarak değişir.
Halk ağzıyla otomobilin çekişi olarak da tarif edebileceğimiz tork, kamyon, otobüs, traktör gibi araçlarda çok yüksek değerler almaktadır. Bunun nedeni yük taşıyan araçların hız yapmaktan çok çekişe ihtiyaç duymasıdır.
Torku ifade eden bir diğer oto terimi de esnekliktir. Torku yüksek olan otomobiller ara hızlanmalarda yani sollamalarda örneğin 60km/h hızdan 120km/h hıza ulaşmada daha başarılıdır. Bu otomobilin esnekliği olarak tanımlanır.


