Kral Hakan Şükür Fan Club
18 Nisan 2011 Yazan PReNS
Kategori Biyografi Bölümü

Kariyeri
Türkiye Futbol Ligindeki Kariyeri
Türkiye Futbol Ligi tarihinde 249 golle en çok gol atan futbolcu olan Hakan Şükür, lig tarihindeki ilk golünü 1988-1989 sezonunda Eskişehirspor’a, 100. golünü 1996-1997 sezonunda Altay’a, 200. golünü 2003-2004 sezonunda Samsunspor’a, 249. golünü ise 2007-2008 sezonunda Gençlerbirliği Oftaşspor’a atmıştır. 3 kez gol kralı olan Hakan Şükür, 3 kez de asist kralı olmuştur. Türkiye Futbol Ligi tarihinde 8 şampiyonluk yaşayan Hakan Şükür, Bülent Korkmaz ve Suat Kaya ile birlikte en fazla şampiyonluk yaşayan futbolcu olmuştur. Hakan Şükür profesyonel kariyerinde sadece bir kez kırmızı kart görmüştür. Hakan Şükür’e bu kartı 26 Mart 2004 tarihindeki Samsunspor – Galatasaray maçında Bülent Uzun göstermiştir.
Türkiye Futbol Tarihindeki Kariyeri
Hakan Şükür; hem Galatasaray’ın, hem Milli Takım’ın, hem Türkiye Futbol Ligi’nin, hem de Türk Futbol Tarihi’nin en fazla gol atan futbolcusudur. Ayrıca dünyanın en çok gol atan Türk futbolcusudur. Sakaryaspor, Bursaspor, Torino, Inter, Parma, Blackburn Rovers, Galatasaray ve Milli Takım formaları ile toplam 395 gole (249 Türkiye Ligi, 9 İtalya Ligi, 2 İngiltere Ligi, 51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli, 22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası, 25 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 TSYD Kupası, 1 Başbakanlık Kupası) imza atmıştır. Futbola 8 yaşındayken Sakaryaspor’un altyapısında başlayan Hakan Şükür, profesyonel kariyerindeki ilk golünü ise 1987-1988 sezonunda Türkiye Kupası’nda Zonguldakspor’a atmıştır.
Türk Milli Takımındaki Kariyeri
25 Mart 1992′de Lüksemburg’u 3-2 yendiğimiz özel maçta ilk kez A Milli Futbol Takımı’nın formasını giyen Hakan Şükür, A Milli Futbol Takımı’nın 85 yıllık tarihinde en fazla gol atan futbolcusudur. A Milli Futbol Takımı formasıyla çıktığı 112 maçta toplam 51 gole imza atan Hakan Şükür, Avrupalı aktif futbolcular arasında da milli takım formasıyla en çok gol atan isimdir. 1987 yılından beri 112 defa A Milli, 25 defa Ümit Milli, 13 defa A Genç Milli, 6 defa B Genç Milli, 5 defa Olimpik Milli Takım formasını giyen Hakan Şükür, toplam 161 defa milli takım forması giyerek toplamda en çok milli olan futbolcudur. Hakan Şükür, U-16 Milli Takımı’nın 25 Ekim 1987′de Polonya ile 1-1 berabere kaldığı Avrupa Şampiyonası eleme maçında ilk kez milli olmuştur. O karşılaşmada ay yıldızlı ekibimizin tek golünü atan Hakan Şükür, milli takım formasıyla toplam 63 gole (Ümit Milli: 5 gol, A Genç: 1 gol, B Genç: 2 gol, Olimpik Milli: 4 gol, A Milli: 51 gol) imza atmıştır.
Dünya Kupalarındaki Kariyeri
Dünya Kupası 2002 grup eleme maçlarında atmış olduğu 6 gol ve 3 asistiyle Türkiye’nin 48 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılmasında başrol oynayan Hakan Şükür’ün, Dünya Kupası Finalleri’nde Türkiye’nin Güney Kore ile yaptığı üçüncülük maçında, maçın başlama vuruşundan 10.8 saniye sonra attığı gol, Dünya Kupaları’nda atılan en erken gol olarak tarihe geçmiştir. Hakan Şükür’ün Dünya Kupası Finalleri’nde toplam 1 golü ve 2 asisti bulunuyor.
Başarıları
UEFA Kupası
1999-2000 Galatasaray
Türkiye Ligi Şampiyonluğu
2007-2008 Galatasaray
2005-2006 Galatasaray
1999-2000 Galatasaray
1998-1999 Galatasaray
1997-1998 Galatasaray
1996-1997 Galatasaray
1993-1994 Galatasaray
1992-1993 Galatasaray
Türkiye Federasyon Kupası
2004-2005 Galatasaray
1999-2000 Galatasaray
1998-1999 Galatasaray
1995-1996 Galatasaray
1992-1993 Galatasaray
1987-1988 Sakaryaspor
TSYD Kupası
1999-2000 Galatasaray
1998-1999 Galatasaray
1997-1998 Galatasaray
1992-1993 Galatasaray
Cumhurbaşkanlığı Kupası
1996-1997 Galatasaray
1995-1996 Galatasaray
1992-1993 Galatasaray
Başbakanlık Kupası
1994-1995 Galatasaray
1991-1992 Bursaspor
İtalya Kupası
2001-2002 Parma
Milli Takımlar
2002 FIFA Dünya Kupası, Dünya Üçüncülüğü
2000 Avrupa Futbol Şampiyonası, Çeyrek Final
1996 Avrupa Futbol Şampiyonası, 1. Tur
1993 Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu
Bireysel
1999-2000 Avrupa Kupaları Gol Kralı: 10 gol
1998-1999 Türkiye Ligi Gol Kralı: 19 gol
1997-1998 Türkiye Ligi Gol Kralı: 32 gol
1996-1997 Türkiye Ligi Gol Kralı: 38 gol
1998 Gümüş Ayakkabı ödülü
1997 Bronz Ayakkabı ödülü
1997 FIFA Dünya Gol Kralı ödülü
1997 FIFA Dünyanın En İyi Golcüsü ödülü
Dünyanın en çok gol atan Türk futbolcusu: 395 gol (249 Türkiye Ligi, 9 İtalya Ligi, 2 İngiltere Ligi, 51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli, 22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası, 25 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 TSYD Kupası, 1 Başbakanlık Kupası)
Türkiye Futbol Ligi tarihinde en çok gol atan futbolcu: 249 gol
Türkiye Futbol Ligi tarihinde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 228 gol
Türkiye Futbol Ligi tarihinde 200 gol barajına ulaşan 5. futbolcu
Türkiye Futbol Ligi tarihinde bir sezonda penaltıdan en fazla gol atan futbolcu: 13 gol (1996-1997 sezonu)
Avrupa Kupaları’nda en çok gol atan Türk futbolcusu: 38 gol (22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası)
Avrupa Kupaları’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 37 gol (22 Şampiyonlar Ligi, 11 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası)
Şampiyonlar Ligi’nde en çok gol atan Türk futbolcusu: 22 gol
Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 22 gol
Milli Takım’da en çok gol atan futbolcu: 63 gol (51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli)
Dünya Kupası tarihindeki en hızlı golü atan futbolcu: 10.8 saniye (Güney Kore – 29.06.2002)
Milli Takım’da 2 defa bir maçta en çok gol atan tek Türk futbolcusu: 4 gol
Avrupalı aktif futbolcular arasında milli takım formasıyla en çok gol atan 2. futbolcu: 51 gol
1992-1993 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 3 gol
1994-1995 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 5 gol
1996-1997 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 4 gol
1998-1999 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol
1999-2000 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 4 gol
1999-2000 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol
2003-2004 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol
2005-2006 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 1 gol
EURO 1996 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 7 gol
Dünya Kupası 1998 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 8 gol
EURO 2000 finallerinde Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 2 gol
Dünya Kupası 2002 Grup Eleme ve Playoff maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol
EURO 2004 Grup Eleme ve Playoff maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 3 gol
EURO 2008 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 5 gol
Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarında en çok gol atan futbolcu: 5 gol
Şampiyonlar Ligi’nde İtalyanlara deplasmanda gol atan ilk Türk futbolcusu (Juventus – 16.09.1998)
Avrupa Kupaları’nda en çok maç yapan 2. Türk futbolcusu: 94 maç
5 kez Dünya Karması’na çağrılan tek Türk futbolcusu (3 Temmuz 1997 Dünya Karması – Asya Karması maçı \ Hong Kong, 25 Nisan 2001 Dünya Karması – Romanya maçı \ Bükreş, 15 Şubat 2005 FIFA Karması – UEFA Karması maçı \ İspanya, 19 Mart 2007 Dünya Karması yardım maçı \ Marsilya, 18 Temmuz 2007 Dünya Karması – Afrika Karması maçı\ Güney Afrika)
Toplamda en çok milli olan Türk futbolcusu: 161 defa (112 defa A Milli, 25 defa Ümit Milli, 13 defa A Genç Milli, 6 defa B Genç Milli, 5 defa Olimpik Milli)
Bir sezonda en çok maç yapan Türk futbolcusu: 54 maçta 4697 dakika
Türkiye Futbol Ligi tarihinde Bülent Korkmaz ve Suat Kaya ile birlikte en fazla şampiyonluk yaşayan futbolcu: 8 şampiyonluk
Türkiye Kupası tarihinde Bülent Korkmaz ve Suat Kaya ile birlikte en fazla Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşayan futbolcu: 6 şampiyonluk
Avrupa Kupaları’nda Attığı Goller
1 – GKS Katowice (29.09.1992) UEFA Kupası
2 – AS Roma (25.11.1992) UEFA Kupası
3 – Avenir Beggen (10.08.1994) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
4 – Avenir Beggen (24.08.1994) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
5 – Avenir Beggen (24.08.1994) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
6 – Avenir Beggen (24.08.1994) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
7 – Barcelona (23.11.1994) Şampiyonlar Ligi Grup
8 – Constructorul (26.09.1996) Kupa Galipleri Kupası
9 – Constructorul (26.09.1996) Kupa Galipleri Kupası
10- Paris Saint Germain (17.10.1996) Kupa Galipleri Kupası
11- Paris Saint Germain (17.10.1996) Kupa Galipleri Kupası
12- Grasshoppers (12.08.1998) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
13- Grasshoppers (26.08.1998) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
14- Grasshoppers (26.08.1998) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
15- Juventus (16.09.1998) Şampiyonlar Ligi Grup
16- Rosenborg (21.10.1998) Şampiyonlar Ligi Grup
17- Rosenborg (21.10.1998) Şampiyonlar Ligi Grup
18- Hertha Berlin (15.09.1999) Şampiyonlar Ligi Grup
19- Hertha Berlin (26.10.1999) Şampiyonlar Ligi Grup
20- Hertha Berlin (26.10.1999) Şampiyonlar Ligi Grup
21- Milan (03.11.1999) Şampiyonlar Ligi Grup
22- Bologna (23.11.1999) UEFA Kupası
23- Borussia Dortmund (02.03.2000) UEFA Kupası
24- Real Mallorca (16.03.2000) UEFA Kupası
25- Real Mallorca (23.03.2000) UEFA Kupası
26- Leeds United (06.04.2000) UEFA Kupası
27- Leeds United (20.04.2000) UEFA Kupası
28- Hertha Berlin (07.12.2000) UEFA Kupası
29- CSKA Sofya (13.08.2003) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
30- Juventus (17.09.2003) Şampiyonlar Ligi Grup
31- Real Sociedad (30.09.2003) Şampiyonlar Ligi Grup
32- Juventus (02.12.2003) Şampiyonlar Ligi Grup
33- Juventus (02.12.2003) Şampiyonlar Ligi Grup
34- Real Sociedad (10.12.2003) Şampiyonlar Ligi Grup
35- Tromsø (29.09.2005) UEFA Kupası
36- Mlada Boleslav (09.08.2006) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
37- Slaven Koprivnica (30.08.2007) UEFA Kupası
38- Panionios (29.11.2007) UEFA Kupası
Milli Takım’da Attığı Goller
1 – 08.04.1992 Danimarka
2 – 26.08.1992 Bulgaristan
3 – 26.08.1992 Bulgaristan
4 – 28.10.1992 San Marino
5 – 28.10.1992 San Marino
6 – 27.10.1993 Polonya
7 – 07.09.1994 Macaristan
8 – 12.10.1994 İzlanda
9 – 12.10.1994 İzlanda
10- 26.04.1995 İsviçre
11- 06.09.1995 Macaristan
12- 06.09.1995 Macaristan
13- 15.11.1995 İsveç
14- 01.05.1996 Ukrayna
15- 10.11.1996 San Marino
16- 10.11.1996 San Marino
17- 02.04.1997 Hollanda
18- 20.08.1997 Galler
19- 20.08.1997 Galler
20- 20.08.1997 Galler
21- 20.08.1997 Galler
22- 10.09.1997 San Marino
23- 10.10.1998 Almanya
24- 27.03.1999 Moldova
25- 05.06.1999 Finlandiya
26- 05.06.1999 Finlandiya
27- 19.06.2000 Belçika
28- 19.06.2000 Belçika
29- 11.10.2000 Azerbaycan
30- 24.03.2001 Slovakya
31- 02.06.2001 Azerbaycan
32- 15.08.2001 Norveç
33- 01.09.2001 Slovakya
34- 05.09.2001 İsveç
35- 14.11.2001 Avusturya
36- 17.04.2002 Şili
37- 29.06.2002 Güney Kore
38- 11.06.2003 Makedonya
39- 06.09.2003 Liechtenstein
40- 09.09.2003 İrlanda
41- 19.11.2003 Letonya
42- 21.05.2004 Avustralya
43- 21.05.2004 Avustralya
44- 02.06.2004 Güney Kore
45- 05.06.2004 Güney Kore
46- 18.08.2004 Belarus
47- 11.10.2006 Moldova
48- 11.10.2006 Moldova
49- 11.10.2006 Moldova
50- 11.10.2006 Moldova
51- 02.06.2007 Bosna-Hersek
Türkiye Ligi’nde Attığı Goller
1 – 26.02.1989 Eskişehirspor
2 – 02.04.1989 Adana Demirspor
3 – 15.04.1989 Fenerbahçe
4 – 30.04.1989 Konyaspor
5 – 21.05.1989 Çaykur Rizespor
6 – 29.10.1989 Boluspor
7 – 19.11.1989 Bursaspor
8 – 17.12.1989 Adana Demirspor
9 – 25.02.1990 Fenerbahçe
10- 25.03.1990 Trabzonspor
11- 02.12.1990 Zeytinburnuspor
12- 26.01.1991 Sarıyer
13- 09.03.1991 Gençlerbirliği
14- 18.05.1991 Ankaragücü
15- 08.09.1991 Fenerbahçe
16- 24.02.1992 Adana Demirspor
17- 01.03.1992 Trabzonspor
18- 01.03.1992 Trabzonspor
19- 22.03.1992 Sarıyer
20- 29.03.1992 Gençlerbirliği
21- 17.05.1992 Ankaragücü
22- 26.09.1992 Kayserispor
23- 04.10.1992 Trabzonspor
24- 11.10.1992 Bakırköyspor
25- 17.10.1992 Bursaspor
26- 02.11.1992 Gaziantepspor
27- 22.11.1992 Kocaelispor
28- 06.12.1992 Beşiktaş
29- 23.01.1993 Gençlerbirliği
30- 07.02.1993 Karşıyaka
31- 14.02.1993 Aydınspor
32- 13.03.1993 Bakırköyspor
33- 13.03.1993 Bakırköyspor
34- 13.03.1993 Bakırköyspor
35- 11.04.1993 Fenerbahçe
36- 02.05.1993 Sarıyer
37- 02.05.1993 Sarıyer
38- 16.05.1993 Konyaspor
39- 23.05.1993 Beşiktaş
40- 30.05.1993 Ankaragücü
41- 28.08.1993 Zeytinburnusporspor
42- 28.08.1993 Zeytinburnusporspor
43- 28.08.1993 Zeytinburnusporspor
44- 05.09.1993 Samsunspor
45- 19.09.1993 Ankaragücü
46- 16.10.1993 Kocaelispor
47- 28.11.1993 Gençlerbirliği
48- 28.11.1993 Gençlerbirliği
49- 28.11.1993 Gençlerbirliği
50- 28.11.1993 Gençlerbirliği
51- 01.12.1993 Gaziantepspor
52- 20.02.1994 Karşıyaka
53- 26.02.1994 Ankaragücü
54- 12.03.1994 Fenerbahçe
55- 03.04.1994 Gaziantepspor
56- 15.05.1994 Bursaspor
57- 28.08.1994 Altay
58- 28.08.1994 Altay
59- 11.09.1994 Antalyaspor
60- 08.10.1994 Gaziantepspor
61- 13.11.1994 Vanspor
62- 19.11.1994 Adana Demirspor
63- 27.11.1994 Trabzonspor
64- 18.12.1994 Zeytinburnusporspor
65- 05.03.1995 Beşiktaş
66- 05.03.1995 Beşiktaş
67- 09.04.1995 Kocaelispor
68- 09.04.1995 Kocaelispor
69- 09.04.1995 Kocaelispor
70- 16.04.1995 Vanspor
71- 16.04.1995 Vanspor
72- 29.04.1995 Adana Demirspor
73- 06.05.1995 Trabzonspor
74- 21.05.1995 Zeytinburnusporspor
75- 21.05.1995 Zeytinburnusporspor
76- 04.11.1995 Eskişehirsporspor
77- 19.11.1995 Ankaragücü
78- 19.11.1995 Ankaragücü
79- 02.12.1995 Bursaspor
80- 23.12.1995 Denizlispor
81- 28.01.1996 Vanspor
82- 03.02.1996 Altay
83- 03.02.1996 Altay
84- 11.02.1996 Kayserispor
85- 11.02.1996 Kayserispor
86- 02.03.1996 Samsunspor
87- 16.03.1996 İstanbulspor
88- 22.03.1996 Fenerbahçe
89- 30.03.1996 Karşıyaka
90- 07.04.1996 Eskişehirsporspor
91- 11.05.1996 Beşiktaş
92- 15.09.1996 Sarıyer
93- 29.09.1996 Gençlerbirliği
94- 04.10.1996 Denizlispor
95- 04.10.1996 Denizlispor
96- 20.10.1996 Gaziantepspor
97- 20.10.1996 Gaziantepspor
98- 20.10.1996 Gaziantepspor
99- 20.10.1996 Gaziantepspor
100-27.10.1996 Altay
101-27.10.1996 Altay
102-03.11.1996 İstanbulspor
103-03.11.1996 İstanbulspor
104-15.11.1996 Beşiktaş
105-15.11.1996 Beşiktaş
106-22.11.1996 Zeytinburnusporspor
107-01.12.1996 Antalyaspor
108-01.12.1996 Antalyaspor
109-21.12.1996 Bursaspor
110-21.12.1996 Bursaspor
111-21.12.1996 Bursaspor
112-15.02.1997 Sarıyer
113-15.02.1997 Sarıyer
114-23.02.1997 Ç.Dardanelspor
115-07.03.1997 Denizlispor
116-15.03.1997 Samsunspor
117-15.03.1997 Samsunspor
118-15.03.1997 Samsunspor
119-06.04.1997 Altay
120-04.05.1997 Zeytinburnusporspor
121-04.05.1997 Zeytinburnusporspor
122-04.05.1997 Zeytinburnusporspor
123-10.05.1997 Antalyaspor
124-17.05.1997 Ankaragücü
125-17.05.1997 Ankaragücü
126-17.05.1997 Ankaragücü
127-17.05.1997 Ankaragücü
128-24.05.1997 Bursaspor
129-24.05.1997 Bursaspor
130-09.08.1997 Bursaspor
131-31.08.1997 Vanspor
132-31.08.1997 Vanspor
133-21.09.1997 Beşiktaş
134-05.10.1997 Gençlerbirliği
135-05.10.1997 Gençlerbirliği
136-01.11.1997 Samsunspor
137-16.11.1997 Altay
138-16.11.1997 Altay
139-16.11.1997 Altay
140-16.11.1997 Altay
141-06.12.1997 Kayserispor
142-21.12.1997 Karabükspor
143-21.12.1997 Karabükspor
144-21.12.1997 Karabükspor
145-18.01.1998 Ankaragücü
146-25.01.1998 Bursaspor
147-01.02.1998 Kocaelispor
148-22.02.1998 Antalyaspor
149-22.02.1998 Antalyaspor
150-07.03.1998 Şekerspor
151-15.03.1998 Gençlerbirliği
152-15.03.1998 Gençlerbirliği
153-21.03.1998 Gaziantepspor
154-12.04.1998 Altay
155-12.04.1998 Altay
156-12.04.1998 Altay
157-18.04.1998 Ç.Dardanelspor
158-26.04.1998 Kayserispor
159-03.05.1998 İstanbulspor
160-03.05.1998 İstanbulspor
161-09.05.1998 Karabükspor
162-16.08.1998 Bursaspor
163-16.08.1998 Bursaspor
164-16.08.1998 Bursaspor
165-30.08.1998 İstanbulspor
166-12.09.1998 Erzurumspor
167-12.09.1998 Erzurumspor
168-20.09.1998 Fenerbahçe
169-24.10.1998 Samsunspor
170-24.10.1998 Samsunspor
171-08.11.1998 Ç.Dardanelspor
172-20.12.1998 Gaziantepspor
173-23.12.1998 Ankaragücü
174-12.02.1999 Kocaelispor
175-12.02.1999 Kocaelispor
176-07.03.1999 Fenerbahçe
177-19.03.1999 Adanaspor
178-25.04.1999 Trabzonspor
179-30.04.1999 Sakaryaspor
180-14.05.1999 Ankaragücü
181-17.09.1999 Adanaspor
182-17.09.1999 Adanaspor
183-29.10.1999 Göztepe
184-28.11.1999 Erzurumspor
185-03.12.1999 Gençlerbirliği
186-30.01.2000 Gaziantepspor
187-06.02.2000 Trabzonspor
188-20.02.2000 Adanaspor
189-20.02.2000 Adanaspor
190-25.02.2000 Samsunspor
191-05.03.2000 Antalyaspor
192-12.03.2000 Bursaspor
193-09.04.2000 Gençlerbirliği
194-07.05.2000 Kocaelispor
195-09.08.2003 Diyarbakırspor
196-09.08.2003 Diyarbakırspor
197-31.08.2003 Gençlerbirliği
198-21.09.2003 Fenerbahçe
199-17.10.2003 Çaykur Rizespor
200-25.10.2003 Samsunspor
201-06.12.2003 İstanbulspor
202-31.01.2004 Gaziantepspor
203-31.01.2004 Gaziantepspor
204-07.03.2004 Adanaspor
205-13.03.2004 A.Sebatspor
206-20.03.2004 Çaykur Rizespor
207-08.08.2004 Konyaspor
208-08.08.2004 Konyaspor
209-08.08.2004 Konyaspor
210-28.08.2004 Sakaryaspor
211-12.09.2004 Samsunspor
212-26.09.2004 İstanbulspor
213-26.11.2004 Ankaragücü
214-04.12.2004 Gençlerbirliği
215-28.01.2005 Konyaspor
216-12.02.2005 Çaykur Rizespor
217-12.02.2005 Çaykur Rizespor
218-19.02.2005 Sakaryaspor
219-26.02.2005 Samsunspor
220-05.03.2005 Beşiktaş
221-20.03.2005 Ankaraspor
222-20.03.2005 Ankaraspor
223-03.04.2005 Kayserispor
224-01.05.2005 Malatyaspor
225-02.10.2005 Trabzonspor
226-15.10.2005 K. Erciyesspor
227-15.10.2005 K. Erciyesspor
228-12.02.2006 Gaziantepspor
229-29.03.2006 Ankaragücü
230-07.04.2006 Diyarbakırspor
231-07.04.2006 Diyarbakırspor
232-16.04.2006 Çaykur Rizespor
233-16.04.2006 Çaykur Rizespor
234-29.04.2006 Ankaraspor
235-22.09.2006 Trabzonspor
236-28.10.2006 Gençlerbirliği
237-12.11.2006 Sakaryaspor
238-27.01.2007 Ankaraspor
239-12.08.2007 Çaykur Rizespor
240-12.08.2007 Çaykur Rizespor
241-02.09.2007 Vestel Manisaspor
242-16.09.2007 Konyaspor
243-27.01.2008 Ankaragücü
244-09.02.2008 Vestel Manisaspor
245-09.02.2008 Vestel Manisaspor
246-09.02.2008 Vestel Manisaspor
247-20.04.2008 İstanbul Büyükşehir Belediyespor
248-04.05.2008 Sivasspor
249-10.05.2008 Gençlerbirliği Oftaşspor
Einstein Çocukluk Hayatı
30 Nisan 2010 Yazan PReNS
Kategori Biyografi Bölümü
Einstein Çocukluk Hayatı – Einstein’in çocukluğu – Einstein’in çocukluk yılları
Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.
Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”
Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrenci ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur. Maks Plank’ın kuantum fiziği teorisi üzerinde çalışıtı ve 1905 yılında ise zürich üniversitesinde New Determination Of Molecular Dimensions adlı doktora tezhini hazırlayıp doktor ünvanını aldı.Aynı zamanda modern fiziğin temelleri hakkında makalelerde yazdı.Annus Mirabilis Paper adlı bu çalışmasının teorileri, bilim okullarında tartışılmaya başlanmıştı.Bu çalışmalardan Brownia Motia,the Photoelectric Effect ve Special Relativity nobel ödülüne aday gösterildi ve The Photo Electric Efect ile 1921 yılında nobel fizik ödülünü aldı.
Bu çalışma Quantum fiziği üzerineydi ve hv=k+w formülüyle fotonun olay sonucunda ki enerjisini hesaplamıştır.Ardından “Does the Intertia Of a Bodent?” adlı makalede E=m.c kare formülünü ortaya atmıştır..1908 yılında Bern’de okutmanlık ,1909 yılında ise Zürich üniversitesinde profösörlük yapan einstein bir süre de Parague Charles üniversitesinde çalıştıktan sonra tekrar zürichte ki görevine geri dönmüştür.1914 yılında 1.dünya savaşının çıkmasından sonra Bern de yerel bir üniversitede profösörlük yapıp,Prusya da ki Academy of Sciense üye olmuştur.1914 den 1933′e kadar Kaise Wilhelm fizik enstütüsünde müdürlük yapmış sonra da 1920-1946 yılları arsında Leids üniversitesinde Üstün Profösörlük görevinde bulunmuştur.1917 yılında radyasyonun Quantum Mekaniği üzerinde çalışmalar yapmış ve 1919 yılında da Milevadan boşanıp kuzeni Elsa Löwenthal ile evlenmiştir.1915 yılında Academy Of science de iken genel fizik kuramını oluşturan Newton’un çekim yasalarını kullanarak kendi teorisini oluşturmuştur.
Bu teori ile Einstein,Hendrik Antoon Lorenta ve Paul Ehrenfest tarafından keşfedilmiştir fakat ingiliz bir çok astronot Einstein’ın teorilerini inandırıcı bulmamışlardır.1917 yılında meydana gelen güneş tutulmasının fotoğraflarının incelenmesinden sonra,Einstein’ın teorisi olan kütlenin uzay-zamanı geometrik olarak eğmesi,uzak yıldızlardan gelen ışıkların eğrilmesine neden olduğu düşüncesi ile bu eğrilik iç bükey olmalıydı diye düşünmüştü ve bu teori bilim dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. 1921 yılında einstein teorisinin üzerinde çalışmak için Newyork’a gitti A.B.D’de Princeton üniversitesinde Institute Of Advanced Study’de profösörlüğe başladı ve 1945 yılında buradan emekli oldu.Einstein 1948 yılında son olarak Brendeis Üniversitesinde görev almıştır ve 18 nisan 1955 yılında 76 yaşında geçirdiği beyin kanaması yüzünden Princeton,A.B.D’de hayatını kaybetmiştir. Einstein’ın üzerinde çalıştığı son çalışması olan Generallized Theory Of Gravitation adlı çalışmasını tamalayamamıştır…..
Üzeyir Garih Biyografisi
09 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
(1929 – 25 Ağustos 2001)
Alarko Şirketler Topluluğu Eski Eş Başkanı
1929′da İstanbul’da doğdu. İTÜ Makina Mühendisliğini bitirdi. 1954′e kadar Carrier Corp. Türkiye şubesinde tesisat mühendisliği yaparak uzmanlığını geliştirdi.
1954′te İshak Alaton’un teklifi ile iki kişilik Alarko Kollektif Şirketi’nin eş ortağı olarak işe başladı. O tarihten sonra bir holding olan Alarko Şirketler Topluluğu’nda İshak Alaton ile birlikte eş başkanlık görevini sürdürdü.
Alarko’daki görevlerinin dışında TÜSİAD, DEİK, MESS, Loyd Vakfı, Sisav, Rotary, Lions, Propeller, İSO Meclisi, TYD, AİESEV ve benzeri yerli yabancı pek çok vakıf ve derneğin yönetim ve danışma kurullarında üstlendi. Türk-Belçika İş Konseyi ve Toplu Konut Yapımcıları Derneği’nin (TOKYAD) başkanlıklarını yürüttü.
Yönetim ve organizasyon konusunda makaleleri bulunan Garih’in, “Deneyimlerim” başlıklı bir kitabı bulunuyor. Yeditepe Üniversitesi’nde organizasyon dersi veren Garih, İTÜ fahri doktorluk ve Filipinler Cumhuriyeti fahri başkonsolosu unvanına sahipti.
İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyordu. Evli ve iki çocuk babası, 5 torun sahibidir.
Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001 tarihinde Eyüpsultan’da bıçaklanarak öldürüldü.
GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 25-26 AĞUSTOS 2001
ÜZEYİR GARİH ÖLDÜRÜLDÜ !
Milliyet 26 Ağustos 2001
SERHAT ÜNAL, SABRİ SEVER, ASLI ÖKTENER, CENNET NAR, ESRA KURTFOTOĞRAFLAR: ERCAN ARSLAN, OKTAY ANKIN, YURTTAŞ TÜMER
Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı ünlü işadamı Üzeyir Garih, dün öğle saatlerinde Eyüp Sultan Mezarlığı’nda bıçaklanarak öldürüldü.
Türkiye gündemini sarsan olay, Polis 155 İmdat’a yapılan, Eyüp Sultan Mezarlığı Piyer Loti çıkışına yakın bir yerde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın mezarının yanında bıçaklanarak öldürülen bir kişi olduğu ihbarıyla ortaya çıktı. Arayan numaranın 155 sisteminde görünmemesi kuşku uyandırsa da, saat 14.45 sıralarında olay yerine ulaşan polis, Garih’in cesediyle karşılaştı. Alarma geçen ve aralarında İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir ile yardımcılarının da bulunduğu polis ekipleri mezarlığa akın etti.
Katiliyle boğuştu
Polisten alınan bilgiye göre; Garih, hemen her cumartesi olduğu gibi dün de saat 13.30 sıralarında Eyüp’e geldi. Kendi kullandığı 34 NL 050 plakalı Mercedes otomobilini mezarlığın otoparkında bıraktı.
Kısa süre sonra yanına yanaşan 8-9 yaşlarında ve Çiçekçi Yeşim olarak tanınan kız çocuğu para istedi. Garih bu kıza 15 milyon lira verdikten sonra mezarlığa yürüdü. Garih’in nasıl öldürüldüğü araştırılıyor.
Oğlu ve gelini teşhis etti
Polis mezarlığı ablukaya alırken, Garih’in para verdiği küçük kız da bulundu. Kızın ifadesinden yola çıkılarak, Garih’e saldırdığı öne sürülen Deli Fuat lakaplı kişinin F.N. olduğu anlaşıldı. Aynı saatlerde de Emniyet Müdürlüğü’nde bulunan İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, ‘Katili saptadık, tek kişi. Örgüt ya da mafya işi değil. En kısa sürede yakalayacağız. Bizim açımızdan olay çözüldü’ dedi. Bu açıklamadan birkaç saat sonra F.N. yakalandı, bu arada olayla ilgili altı kişi daha gözaltına alındı.
Üzeyir Garih’in cesedini ise, oğlu İzzet ile gelini Roksi, saat 17.30 sıralarında morga gelerek teşhis etti. Garih’in 19 yaşındaki erkek torunlarından biri de bilgisine başvurulmak üzere emniyete getirildi. Olayın ortaya çıkmasından üç saat sonra Asayiş Şube Müdürlüğü’nde getirilen torun, 10 dakika kadar burada tutuldu. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.
Saat saat Garih’in ölümü
07.00 – Cumartesi olmasına rağmen erken kalktı.
07.30 – Meyve suyu içti. Yarım saat spor yaptı.
08.00 – Holdingin Gebze’deki fabrikasına gitti.
10.30 – Alarko Holding’in merkezine döndü.
11.00 – Bulgaristan’dan gelen konuklarıyla özel ofisinde toplantıya girdi.
12.10 – Şarık Tara ile telefon görüşmesi yaptı.
12.15 – Konuklarını ENKA Holding’e uğurladı, Eyüp’e hareket etti.
12.45 – Otomobilini otoparka bırakarak Eyüp Mezarlığı’na girdi.
13.00 – Yanına yaklaşarak kendisinden yardım isteyen kız çocuğuna 15 milyon lira verdi.
13.10 – Yine yardım istemek üzere yanına gelen erkek çocukla tartışmaya girdi. Fevzi Çakmak’ın mezarı başında uğradığı saldırıda hayatını kaybetti.
15.00 – Cesedin Garih’e ait olduğunu saptandı.
17.00 – Şüpheliler elendi, katilin izi sürüldü.
18.00 – İçişleri Bakanı Yücelen, zanlının kimliğinin belirlendiğini açıkladı.
20.00 – Katil zanlısı yakalanarak Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Cinayetin Deli Fuat lakaplı genç tarafından işlendiği duyuruldu.
Eyüp Mezarlığı’na şeyhi için gitti
Garih’in ziyarete gittiği öne sürülen diğer mezar, Nakşibendi şeyhlerinden Küçük Hüseyin Efendi’ye ait. Garih, yine yıllardır ihmal etmediği ve görev saydığı şekilde, Küçük Hüseyin Efendi’nin kabrini ziyaret ediyordu. Garih, bu ziyaretleri her cumartesi şoförsüz ve korumasız gerçekleştiriyordu. Nakşibendi tarikatının kollarından birinin şeyhliğini yapan Küçük Hüseyin Efendi, 1828’de Ankara’da dünyaya geldi. Küçük Hüseyin Efendi’nin Nakşi şeyhliğine giden süreci, 12 – 13 yaşında İstanbul’a gelişiyle başladı. Bir hastalık nedeniyle gittiği Nakşibendi şeyhi Hacı Feyzullah Efendi’nin cemaatine 31 yaşındayken katıldı. Hacı Feyzullah Efendi öldükten sonra yerlerine geçen Edirneli Mehmet Nuri Efendi ve Hasan Visali Efendi’den sonra 1902’de posta oturdu. 1930 yılında da öldü.
Otopsi raporu: 10 darbe almış
Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Garih’in cesedi üzerinde yapılan ilk incelemede, biri sol kulak memesinin altında, biri karnının altında, altısı da vücudunun sağ ve sol yanlarında olmak üzere sekiz bıçak darbesi görüldü.
Garih’in saati, parası, altın ziynet eşyası, otomobilinin anahtarı ve kredi kartlarının üzerinde olduğu belirlendi. Garih’in ceket, gömlek ve pantolonunun ağ bölümünün yırtık, kravatının çekiştirilmiş olduğu da yapılan ilk tespitler içerisindeydi. Ancak olay yerinde cinayet aleti bıçak bulunamadı.
Adli Tıp Kurumu Morgu’nda yapılan otopside ise Garih’in vücudunda yedisi öldürücü bölgede olmak üzere 10 bıçak yarası tespit edildi. Darbelerin dördünün göğüs, üçünün karın bölgesinde, üçünün de sırt üzerinde olduğu açıklandı.
Dünya hemen duydu
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Garih’in öldürülmesi, Fransız Haber Ajansı AFP, Amerikan Associated Press (AP) ve İngiliz Reuters haber ajansınca da duyuruldu. AP ile AFP, İstanbul polisinin cinayette “Musevi düşmanlığından kaynaklanan bir girişim üzerinde durmadığını” aktardı; Reuters da Türk polisine dayanarak, cinayetin bir siyasi bağlantısının olmadığını kaydetti.
Hüseyin Rahmi Gürpınar Biyografisi
09 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü

Romancı, Yazar
19 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul’da doğdu. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa’nın oğludur. Üç yaşındayken annesinin ölümü üzerine, Girit’te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula Girit’te başladı. Ancak babasının evlenmesi üzerine, altı yaşında tekrar İstanbul’a bu sefer anneannesinin yanına gönderildi. Eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okudu. Tarihçi Abdurrahman Şeref Bey’in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye’ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfındayken ciddi bir hastalık geçirdi. Buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi’nde memur, Ticaret Mahkemesi’nde azâ mülazımı olarak çalıştı.
Hayatını, kalemiyle kazanmaya çalıştı. 1887′de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve yazar olarak çalıştı. İkinci Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren “Boşboğaz ve Güllâbi” adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı “Millet” gazetesi de uzun ömürlü olmadı. Bundan sonra çalışmalarını; İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde neşretti. 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili oldu. Ömrünün son otuzbir yılını geçirdiği Heybeliada’daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü. Hebeli ada’daki Abbas Paşa Mezarlığı’na defnedildi.
ESERLERİ:
Roman:
Şık (1989), İffet (1896), Mutallaka (1898), Mürebbiye (1899), Bir Muâdele-i Sevda (1899), Metres (1899), Tesadüf (1900), Nimetşinas (1910), Şıpsevdi(1911), Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912), Sevda Peşinde (1912), Gulyabani (1912), Cadı (1914), Hakka Sığındık (1919), Toraman (1919), Hayattan sayfalar (1919), Son Arzu (1922), Tebessüm-i Elem (1923), Cehennemlik (1924), Afsuncu Baba (1924), Ben Deli miyim? (1925), Billur Kalp (1926), Tutuşmuş Gönüller (1926), Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu?(1927), Muhabbet Tılsımı (1928), Mezarından Kalkan Şehit (1929), Kokotlar Mektebi (1928/1929), Şeytan İşi (1933), Utanmaz Adam (1934), Eşkıya İninde (1935), Kesik Baş (1942), Gönül Bir Değirmenidir, Sevda Öğütür, Sevda Öğütür (1943), Ölüm Bir Kurtuluş mudur? (1949), Kaderin Cilvesi (1964), Dünyanın mihveri Kadın mı, Para mı?(1949), Kaderin Cilvesi (1964), Deli Filozof (1964), Can Pazarı (1968), İnsanlar Maymun muydu? (1968), Ölüler Yaşıyor mu? (1973), Namuslu Kokotlar (1973)
Uzun Öykü:
Meyhanede Hanımlar(1968),
Öykü:
Kadınlar Vaizi (1920), Namusla Açlık Meselesi (1933), Katil Buse (1933), İki Hödüğün Seyahati (1933), Tünelden İlk Çıkış (1934), Gönül Ticareti (1939), Melek Sanmıştım Şeytanı (1943), Eti Senin Kemiği Benim (1953)
Oyun:
Hazan Bülbülü (1916), Kadın Erkekleşince (1933), Tokuşan Kafalar (1973), İki Damla Yaş (1973).
Düz Yazıları:
Cadı Çarpıyor (1913), Şekavet-i Edebiye (1913), Sanat ve Edebiyat (1972-Der:H.A.Önelçin)
Geronimo Biyografisi
08 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
On dokuzuncu yüzyılda yaşamış Amerikan kızılderili lideri. Beyazlara karşı mücadele veren kahraman ve son kızılderili olarak tanınmıştır.
Hayatı (1829-1909)
Geronimo (jur-ahn`’-moh) veya diğer adıyla Goyathlay olarak adlandırılan bölgede , günümüzde Yeni Meksika1829 yılında doğmuştu. Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, bir Bedonkohe Apache yerlisiydi. Meksikalı askerler ona Geronimo, İspanyollar ise Jerome derlerdi. İsmi bu nedenle, sonradan Geronimo olarak bilinecekti. Sonora-Arispe’deki Apache yerlileri için, aslında o bir lider olarak görülüyordu. Geronimo’nun savaş kariyeri bir Chiricahua (Apacheler arasında en çok saygı duyulan apacheler) ve aynı zamanda şefi olan kayınbiraderiyle de bağlantılıydı. Juh adındaki bu şefin, sözcüsü olarak beyazlarla ilişki kurmuştu. Geronimo Amerikan hükümetine karşı savaşan son liderlerden biriydi. Apacheler arasında ise son savaşçıydı. O sıralar Amerikalı yerleşimcilerin yanı sıra İspanyollarda bu bölgeye akın etmeye başlamıştı. Geronimo’nun hayatındaki en kötü anı da bu dönemde gerçekleşti. 1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu. Anlatılanlara göre Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı. Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı. Geronimo, aslında bir şef değildi; ama bir şamandı (şaman: tıp adamı – şifacı – büyücü) ve bu yönü diğer özellikleri ile de birleşmiş, sonuçta ruhsal ve entellektüel bir lider olmasını sağlamıştı. Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine ve gücüne saygı duydu. 1870’de rezervasyon bölgesine (San Carlos) yerleştirilen Geronimo, buradan kaçmaya çalışacak; fakat tutuklanıp bölgeye geri gönderilecekti. Üç kez daha kaçmayı deneyen Geronimo, dördüncü kaçışında başarılı oldu ve yakalanamayınca, 500 izci ve 3000 Meksikalı asker onun peşine düştü. İzciler sonunda onu buldu ve rezervasyon bölgesine geri götürüldü. Ancak özgür ruhlu Geronimo bir yıl sonra 35 savaşçı, 109 kadın, cocuk ve gençle bu bölgeden de kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’ yılına kadar Geronimo bulunamadı.
Bir keresinde 24 adamı ile 5000 süvariden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmış ve dağları didik, didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Geronimo’yu yakalayamayan süvariler köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu ve Oklahoma’daki Fort Sill’e yerleştirildi. Geronimo teslim olduğunda yanında en son 16 savaşçı 12 kadın ve 6 çocuk kalmıştı. Lawton’daki okul müdürü S.M. Barrett’a yerli bir çevirmen aracılığı ile hayatını kaydettirdi. Geronimo bir savaş suçlusu olduğundan müdür Barrett, dönemin başkanı Teddy Roosevelt’e varıncaya dek, her makama yazarak “Sürgündeki Kızılderili’nin sözlerini kaydetmek için izin istemişti. Geronimo anılarını anlatmaya Apache’lerin yer yüzüne geliş hikayesinden başlamıştı. İlk söyleşinin sonuna gelip, Barrett bir soru sorduğunda alacağı cevap şu oluyordu, “Ne söylüyorsam onu yaz.” Ölümünden önce son günlerini geçirmek için Arizona’daki evine dönmek istemiş ancak izin verilmemişti. Ve 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da öldü. Kimilerine göre Geronimo işkence yapılarak öldürülmüştü. Öldükten sonra Geronimo rezervasyon bölgesinin arka tarafına gömülmüştü fakat ertesi gün Geronimo gömüldüğü yerde değildi. Çünkü o bir efsaneydi ve efsaneler ölmezdi.
Geronimo’nun sembolik mezarı Fort Sill – Oklahoma bölgesindedir. Apachelere göre Geronimo kutsal topraklar olan dumanlı dağlardadır.
Sakıp Sabancı Biyografisi
08 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
Hacı Ömer Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Eski Başkanı
Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933 tarihinde Kayseri’nin Akçakaya köyünde fakir bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi.Çok genç yaşlarda, Bossa Un Fabrikası’nda veznedarlıkla iş hayatına başladı. Sırasıyla, çiftlik müdürü ve Bossa Tekstil İşletmesi Müdürü oldu. Babasının 1966 yılında vefatından sonra kurulan Sabancı Holding’in yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Halen bu görevi yanında Holding’e bağlı çok sayıda kuruluşun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı ve Murahhas Üyeliklerini yapmaktadır.1964 yılından itibaren, 25 yıl müddetle Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları, Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği üyeliği ve başkanlığı yaptı. Muhtelif vakıflarda çeşitli zamanlarda görevler üstlendi.1986 yılında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Sakıp Sabancı, 1987-1990 yılları arasında Yüksek İştişare Konseyi Başkanlığını yaptı. Son dönemlerde sosyal ve kültürel içerikli çalışmalara yoğun zaman ayıran Sabancı, Türkiye’nin 52 yerleşim merkezinde 111 kalıcı eğitim, sağlık,spor ve kültür tesisi meydana getiren Hacı Ömer Sabancı Vakfı’nın başkanıdır.Sakıp Sabancı evli ve üç çocuk babasıdır..
1933 – 7 Nisan 1933 tarihinde Hacı Ömer Sabancı (1906-1966) ve Sadıka Sabancı (1910-1988)’nın ikinci çocuğu olarak Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğdu. Kardeşleri İhsan (1931-1979), Hacı (1935-1998), Şevket, Erol ve Özdemir (1941-1996) Sabancı’dır.
1948 – AKBANK’da 25 lira aylıkla “stajyer memur” olarak çalışmaya başladı. Bankada yazı makinesi, hesap makinesi kullanmayı, tahsil fişi, tediye fişi ve makbuz kesmeyi öğrendi.
İlk kez İstanbul’a geldi, Sirkeci’deki Özipek Palas Oteli’nde kaldı.
1950 – Üç yıl üstüste zatürre hastalığı geçirmesi nedeni ile liseyi bitiremeden okuldan ayrıldı ve aynı yıl kurulan BOSSA Un Fabrikası’nda veznedar oldu, maaşı 50 liraya çıktı.
1955 – BOSSA Un Fabrikası’na ticaret müdürü oldu. Aynı yıl ikinci el Pontiac marka beyaz spor bir otomobil satın aldı.
1957 – Teyzesinin kızı Türkan Civelek ile BOSSA fabrikasının bahçesinde yapılan bir düğün töreni ile evlendi. BOSSA tekstil fabrikasında Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaya başladı.
1964 – Büyük kızı Dilek dünyaya geldi. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
1966 – Babası Hacı Ömer Sabancı İstanbul’da vefat etti. Aynı yıl Türkiye’deki ilk poliester elyaf ve iplik fabrikası SASA kuruldu.
1967 – Kardeşleriyle birlikte HACI ÖMER SABANCI HOLDİNG A.Ş.’yi kurarak Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
Topluluk şirketlerinden ilk olarak Akçimento hisse senetleri halka arz edildi.
1970 – İkinci çocuğu Metin dünyaya geldi.Zihinsel özürlü olarak dünyaya gelen Metin Sabancı’nın tedavisi için Amerika ve Avrupa’da pekçok hastane ve doktora başvuruldu. Tamamen iyileşme olanağı olmayan bu hastalıktan muzdarip pekçok gence yardım için 1976 yılında Erol Sabancı Spastik Çocuklar Tedavi ve Eğitim Merkezi ile 1996 yılında Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim Üretim ve Rehabilitasyon Merkezi kuruldu.
1973 – Küçük kızı Sevil dünyaya geldi.
1974 – O dönemler Sabancı Holding Genel Koordinatörü olarak görev yapan Türkiye Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ısrarı üzerine Sabancı Holding İstanbul’a taşındı. Anne Sadıka Sabancı’nın bütün malvarlığını bağışlaması ve Sabancı kardeşlerin katkılarıyla Hacı Ömer Sabancı Vakfı VAKSA kuruldu. Vakıf bugün, toplam 53 yerleşim merkezinde 112 kalıcı esere sahip, Türkiye’nin en büyük aile vakfıdır.
İzmit Köseköy’de LASSA (BRİSA) kuruldu.
1981 – Türk sermayesi ile yurtdışındaki ilk banka AKINTERNATIONAL BANK ( Sabancı Bank Plc.) Londra’da kuruldu.
Amerika’da Houston’da ilk kez kalp kapakçığı ameliyatı oldu.
1984 – İlk onursal doktorası Eskişehir Anadolu Universitesi tarafından verildi.
İsveç’te, Stockholm’de Uluslararası Ticaret Odası Kongresi’nde Türkiye’yi temsil etti.
1985 – ABD eski Başkanı Jimmy Carter ve eşi, Sakıp ve Türkan Sabancı’yı Emirgan’daki evlerinde ziyaret etti.
Türk ekonomisindeki gelişmeleri, Avrupa’daki uluslararası firmaların ve bankaların temsilcileri ile Türkiye ile iş yapan İsviçre bankaları ve İsviçre firmalarının temsilcilerine aktarmak amacıyla İsviçre-Türk Derneği’nin Cenevre’de düzenlediği toplantıya konuşmacı olarak katıldı.
“İşte Hayatım” isimli ilk kitabı yayınlandı.
Mimar Sinan konusunda Fransa’nın ünlü Sorbonne Üniversitesi’nde konferans verdi.
1986 – TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
1987 - Şimdi Belçika Kralı olan Prens Albert İstanbul’a gelerek, Sakıp Sabancı’ya Emirgan’daki evi Atlı Köşk’te “Belçika Kraliyet Nişanı” takdim etti.
Sabancı ve DuPont ortaklığıyla ilk yüzde 50/50 “joint venture” şirket DUSA kuruldu.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı oldu.
Sakıp Sabancı ve eşi, ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşini Beyaz Saray’da ziyaret etti.
1988 – Sakıp Sabancı ve eşi, ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşini Beyaz Saray’da ikinci kez ziyaret etti.
1989 – Babası Hacı Ömer Sabancı zamanında toplanmaya başlanan Resim ve Hat koleksiyonlarının sergilenmesi için SSCB Kültür Bakanlığı’nın daveti üzerine Moskova’da bir sergi açıldı. Bu sergi, sonraki yıllarda dünyanın en önemli müzelerinde segilenecek “Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi” için bir mihenk taşı oldu.
Amerika’da Houston’da ikinci kez kalp ameliyatı oldu.
1992 – Japon hükümeti tarafından Sakıp Sabancı’ya “Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı” takdim edildi.
1993 – 1988 yılında temeli atılan SABANCI CENTER açıldı.
1994 -Japon Toyota ve Mitsui ile yüzde 50/50 ortak olarak Türk otomotiv sanayiine yeni bir pencere açacak TOYOTASA fabrikası Adapazarı’nda açıldı.
1996 – Kardeşi Özdemir Sabancı elim bir saldırıda hayatını kaybetti.
1997 – Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile onurlandırıldı.
Dünyaca ünlü gıda devi Fransız Danone ile yüzde 50-50 ortaklıkla DANONESA kuruldu. Fransız Hipermarket zinciri Carrefour ve Sabancı ortaklığı ile CARREFOURSA Hipermarket Zinciri kuruldu.
1998 – “Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi” New York’ta Metropolitan Müzesi’nde sergilendi. Böylece Metropolitan Müzesi’nde sergilenen ilk özel koleksiyon ünvanına sahip oldu.
Du Pont firması ile ortaklaşa Arjantin ve Brezilya’daki endüstriyel iplik ve kord bezi fabrikaları satın alındı.
Kardeşi Hacı Sabancı vefat etti.
1999 – 170 Milyon dolarlık yatırımla, Türk eğitimine yeni bir soluk getirmesi hedeflenen SABANCI ÜNİVERSİTESİ İstanbul’da açıldı.
Çukurova Üniversitesi tarafından onbirinci onursal doktorası takdim edildi.
2000 - “Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi” Paris’te Louvre Müzesi’nde sergilendi.
2001 – Sabancı ve DuPont’un yüzde 50-50 ortaklığıyla 4 kıtada toplam 16 fabrika ile faaliyet gösteren DUPONTSA ve DUSA INTERNATIONAL şirketleri kuruldu.
Sakıp Sabancı ve ailesi ABD Başkanı Bill Clinton’ın davetlisi olarak Beyaz Saray’a gittiler.
Fransız Hükümeti,”Altın Harfler” koleksiyonunun Louvre Müzesi’nde sergilenmesini gerçekleştirerek Fransız-Türk kültür ilişkilerine yaptığı katkılar ve Fransa’nın önde gelen şirketlerinden Danone, Carrefour ve BNP ile sürdürdüğü başarılı ortaklıklarından dolayı, Elysée Sarayı’nda yapılan törenle, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından Sakıp Sabancı’ya “Légion d’honneur” şeref nişanı takdim edildi.
Sakıp Sabancı öldü
Hacı Ömer Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, 10 Nisan 2004 tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 12 Nisan 2004 tarihinde Devlet töreniyle defnedilen Sakıp Sabancı’nın cenazesine, iş, siyaset ve sanat dünyasının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Adile Naşit Biyografisi
08 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul’da doğdu. Asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine, öğrenimini yarım bıraktı. 1944 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. Herşeyden Biraz oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın tiyatrosuna girdi. 1948′den 1951 yılına kadar, komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta çalıştı. 1948 yılında, Lüküs Hayat filmiyle, sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca Tiyatrosu’na döndü ve 1960’a kadar çalıştı. 1961’de, eşi Zİya Keskiner ve abisi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdu. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalıştı.
Sinemaya ikinci ve asıl girişini, 1970’lerde yaptı. 1976’da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Bu, Türk sinemasında, ‘star’ olmayan bir baş oyuncunun, kazandığı ilk ödüldü. Hababam Sınıfı filmlerinin bir çoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yaptı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı. 11 Aralık 1987’de İstanbul’da öldü.
Hz. Muhammet (S.A.V.) ‘in Biyografisi
05 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
HZ. MUHAMMED
Soyu :
•Hz.Muhammed, Mekke’nin büyük ailelerinden, Kureyş kabilesinin kollarından biri olan “Haşimoğulları” ndandır.
•Babası Abdullah , annesi Amine’dir. Dedesi Abdülmuttalip, Mekke’nin ileri gelenlerindendir.
Doğumu ve Çocukluğu :
•571 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.
•Doğumundan önce babası Abdullah’ı , Altı yaşında Annesini kaybetmiştir.
•Annesinin ölümüyle sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in , sonra da amcası “Ebu Talip” in yanında yaşamını sürdürmüştür.
•Amcası Ebu Talip’in yanında ticareti öğrenmiş, Arabistan dışında Suriye, Yemen bölgelerini tanımıştır.
Gençliği :
•Hz.Muhammed, putlara tapmaz, doğruluktan ayrılmaz, yalan söylemez, kimseyi kırmaz özellikleriyle, akıllı ve olgun davranışlarıyla, doğru sözlülüğü ve güvenilirliğiyle Kureyşliler arasında saygınlık kazanmıştır.Bundan dolayı “Muhammedül Emin” ( Güvenilir Muhammed ) denilmiştir.
•Ticaret işleriyle uğraşan, Kureyş’in saygın ve zengin hanımlarından olan Hz.Hatice’nin yanında çalışmaya başlamış, bir dönem sonra onunla evlenmiştir.
•Kabe’nin onarımından sonra kutsal sayılan “Hacer ül Esved” in yerine konulması sırasında, Kabilelerin anlaşamamaları üzerine çözüm için Hz.Muhammed’e başvurmaları, onun saygı duyulan, sorunları çözebilecek güce sahip, uzlaştırıcı , kişilik özelliklerini gösterir.
Peygamber oluşu :
•Tek bir tanrı, yaratıcı olduğunu düşünen Hz.Muhammed , zaman zaman Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasına giderek, burada düşünceleriyle başbaşa kalmıştır.
•610 yılının Ramazan ayının 27. gecesi Cebrail aracılığıyla ilk vahiy kendisine ulaştırılmıştır.
İlk Müslümanlar :
•Hz. Muhammed’in İslamiyet’e çağrısı ile ona ilk inananlara ilk Müslümanlar denilir.
•Bunlar:Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Zeyd^dir.
Mekke Döneminde Meydana Gelen Olaylar :
•İslamiyet’in giderek yayılmaya başlaması üzerine Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki baskı ve işkencelerini artırdılar. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Müslümanlardan isteyenlerin Habeşistan’a göç etmesine izin verdi. Hıristiyan Habeş hükümdarının kendileri gibi tek Tanrı inancını benimsemesi ve Müslümanlara iyi davranacağım düşünmesi Hz. Muhammed’in bu kararı almasında etkili olmuştur.
•Mekkeliler, Müslümanlarla her türlü ilişkilerini kesmişler. Bu durum üç yıl sürmüştür. Ticarî ilişki ve akrabalık
bağları gibi nedenlerle boykot kaldırıldı.
•Hz.Muhammed’in eşi Hatice ve amcası Ebu Talip’in aynı yıl içinde ölmelerinden sonra Mekkelilerin Müslümanlar üzerindeki baskıları artmış, bunun üzerine Hz. Muhammed, hem İslamiyet’i yaymak hem de güvenilir bir yer bulmak amacıyla Taif kentine gitmiştir. Ancak Taif’liler Hz.Muhammed’e iyi davranmamışlardır.
Akabe Biatları (Bağlılık:
•Medine’deki Hazreç kabilesinden altı kişi, Hac için Mekke’ye geldiklerinde Hz. Muhammed’le görüşmeleri sonucu,islamiyeti kabul etmişler, dönüşlerinde Medine’de İslamiyet’i yaymaya başlamışlardır. Bunun sonucunda 621′de bir gurup Medine’li, Akabe’de Hz.Muhammed’le görüşmüş, ona bağlı kalacaklarına ve sözlerini tutacaklarına söz vermişlerdir. Bu olaya ” I.Akabe Biatı denilir.”
•622′de bir gurup Medine’li daha, Hz.Muhammed’le Akabe’de yeniden görüşmüş, İslamiyet’in buyruklarını yerine getireceklerine , Hz.Muhammed’i koruyacaklarına söz vermişler ve onu Medine’ye davet etmişlerdir. Bu olaya da II.Akabe Biatları denilir.
•Akabe Biatları , Müslümanların Mekke’den Medine’ye göçüne , Hicret’e yol açmıştır.
Hicret(622-Eylül):
•Hz. Muhammed’in, Müslümanlarla birlikte Mekke’den Medine’ye göç olayına “Hicret” denilir.
•Mekke’den Medineye göç edenlere “Muhacir” , Medine’de onları karşılayıp yardım edenlere “Ensar ” denilir.
Sonuçları :
•Hicret olayı ile İslamiyet’in yayılışı hızlandı
•Hz.Muhammed ve Müslümanlar , Mekkelilerin baskısından kurtuldu.
•Medine Emirnamesi ( Anayasası) hazırlanarak uygulamaya koyuldu
•Hz.Muhammed, Medine’deki Arap ve Yahudi kabileleriyle görüşerek toplumsal barışı sağladı.
•İslam Devletinin temelleri atıldı.
•Hicri takvime başlangıç olmuştur.
Hz.Muhammed’in Siyasi ve Askeri Etkinlikleri:
a. BEDİR SAVAŞI (624):
Nedeni :
•Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı yapması üzerine, Hz.Muhammed’in Suriye’den Mekke’ye dönen bir Kureyş kervanını ele geçirmek istemesi.
Gelişme:Mekkeli’ler yenilgiye uğratıldılar. Bazı Mekkeliler tutsak alındılar. Zengin olanlar fidye karşılığı, okuma yazma bilenler on kişiye okuma-yazma öğretmeleri karşılığı, bazıları da karşılıksız serbest bırakıldılar.
Sonuçları:
•Müslümanların ilk büyük savaşı ve başarısıdır.
•Hz.Muhammed’in dini ve siyasi gücü artmıştır.
•Putperest kalan Medineliler de İslamiyeti kabul etmişlerdir.
•Hz.Muhammed’in esirler, yaralı düşman askerlerinin durumu ve ganimet’le ilgili uygulamaları, İslam Savaş Hukukuna temel oluşturmuştur.
b.UHUT SAVAŞI (625):
Nedeni:
•Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcünü almak ve kervan yolları güvenliğini sağlamak istemesi.
Gelişme:Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz.Muhammed yaralanmış, amcası Hz.Hamza şehit olmuştur.
Sonuç:
•Müslümanların yenilmesinin temel sebebi, askerlerden bir bölümünün ganimet paylaşımına yönelerek, yerlerini terk etmeleridir.
•Mekkeliler, yenilgiye uğratmalarına rağmen, Müslümanları yok edememişlerdir.
c.HENDEK SAVAŞI (627):
Nedeni:
•Hayber’de bulunan Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müslümanları yok etmek istemeleri.
Gelişme: Uhud savaşından ders alan Müslümanlar, savunma savaşı yapmaya karar verdiler. İran’lı bir müslüman olan Selman-i Farisi’nin önerisiyle, Medine’nin saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı.
Sonuç:
•Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulunmayan Mekke ordusu istediğini elde edemeyeceğini anlamış ve geri çekilmiştir.
•Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve savunmaya çekilmişlerdir.
•Müslümanların son savunma savaşıdır.Saldırı sırası Müslümanlara geçmiştir.
ç.HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628):
Hz. Muhammed, Müslümanlarla birlikte Kabe’yi ziyaret etmek üzere yola çıkmış, ancak Kureyşliler kuvvet göndererek, Müslümanların Mekke’ye girişine engel olmuşlardır. Bunun üzerine Hudeybiye denilen yerde, taraflar arasındaki görüşmelerden sonra antlaşma imzalanmıştır.
Maddeleri:
•Müslümanlar Kabe’yi ertesi yıl ziyaret edebilecekler ve üç günden fazla kalmayacaklar.
•Mekke^li bir kimse İslamiyet’i kabul edip, Hz.Muhammed’in yanına sığınırsa, velisinin isteği üzerine geri verilecek, fakat bir Müslüman Mekke’ye sığınırsa geri verilmeyecek.
•Taraflardan her ikisi de istedikleri kabilelerle anlaşma yapabilecekler, fakat askeri yardım yapmayacaklar.
•İki taraf birbirleriyle on yıl savaşmayacaklardı.
Önemi :
•Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler.
•Barış ortamının oluşması İslamiyet’e geçişi hızlandırdı.
•Mekke’nin fethi kolaylaştı.
d.HAYBER’İN FETHİ ( 629):
Nedeni : Medine’nin kuzeyinde, Şam ticaret yolu üzerinde bulunan Hayber, Yahudilerin elindeydi. Yahudiler Müslümanlar için tehlike oluşturuyorlardı. Buranın alınması aynı zamanda, Şam ticaret yolu’nun ele geçirilmesini ve güvenliğini sağlayacaktı.
Gelişme:Hz. Muhammed, Hayberlilerin savunma yapmasına fırsat vermeden hızlı hareket etmiş, Hayber’i kuşatarak almıştır.
Önemi:
•Yahudi sorunu çözümlenmiş
•Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.
Not : Yahudilere, ödeyecekleri vergi karşılığı (Tarımdan elde ettikleri ürünün yarısı) topraklarında oturma hakkı tanındı.
e.MUTE SAVAŞI ( 629 ):
Nedeni:Bir Müslüman elçisinin, Bizans’a bağlı Gassaniler tarafından şehit edilmesi.
Gelişme ve Sonuç:Hz.Muhammed Zeyd bin Harise(azatlısı) komutasındaki bir orduyu, Gassaniler üzerine göndermiş, Mute yakınlarında; Bizans -Gassani-Arap kuvvetlerinden oluşan orduyla yapılan savaşı Müslümanlar kaybederek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. (Zeyd ve ondan sonraki iki ordu komutanı şehit olmuş, bunun üzerine yönetimi eline alan Halid Bin Velid,Müslümanları daha fazla kayba uğratmamak için geri çekmiştir.)
Önemi:Müslümanların Bizans’la yaptıkları ilk savaştır.
f.MEKKE’NİN FETHİ(630):
Nedeni:
•Kureyşliler, Hudeybiye antlaşması koşullarını, kendi taraflarında olan bir kabileyi destekleyerek bozdular.
•Kureyşlilerin Müslümanlar aleyhindeki etkinliklerinin sona erdirilmek istenmesi.
•Kabe’nin putlardan temizlenmek istenmesi.
Gelişme:Hz.Muhammed kalabalık bir orduyla, Mekke’yi her yönden kuşatmış, direnemeyeceklerini anlayan Mekkeliler teslim olmuşlardır.
Önemi:
•İslamiyet’in yayılmasını hızlandırmıştır.
•Arap yarımadasının fethine ortam hazırlamıştır.
•Kabe, putlardan temizlenmiştir.
g.HUNEYN SAVAŞI (630):
Nedeni : Mekke’nin fethi üzerine , İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabilelerinin, Taiflilerin de desteğiyle bir ordu hazırlayıp, müslümanlara saldırmak istemesi.
Gelişme ve Sonuç : Mekke yakınlarındaki Huneyn vadisinde yapılan savaşı, Hz.Muhammed komutasındaki Müslümanlar kazandılar. Kaçanlar Taif’e sığındı.
h.TAİF’İN KUŞATILMASI (630):
Huneyn savaşından sonra, Hz. Muhammed, Taif’i kuşatmış, ancak burasının savunmaya elverişli konumundan dolayı başarılı olamamış, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır.
Taifliler bir yıl sonra kendileri İslamiyet’i kabul etmişlerdir.
ı.TEBÜK SEFERİ (631):
Nedeni:
•Bizans İmparatoru Herakleios’un, İslamiyetin yayılmasını engellemek amacıyla, büyük bir orduyla Arap Yarımadası üzerine sefere çıktığı haberlerinin ( söylenti ) alınması.
•Bunun üzerine Hz.Muhammed’in , Mute yenilgisinin olumsuz etkilerini silmek ve Bizanslıların Arabistan’a girmesine engel olmak istemesi.
Önemi:
•Hz. Muhammed’in son seferidir.
•Hz.Muhammed döneminde Müslümanlar en geniş sınırlara ulaşmışlardır.
Hz.Muhammed’in Son Zamanları ve Ölümü:
a.VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ:
Hicret^in onuncu yılında Hz. Muhammed Mekke’ye Hacca gitmiştir. Bu onun son ziyareti olduğu için Veda Haccı ( Haccü’l Veda ) olarak , burada Müslümanlara yaptığı konuşma da “Veda Hutbesi” olarak adlandırılmıştır.
Veda Hutbesi’nde Hz. Muhammed; bütün insanların eşit olduğunu, Müslümanların kardeş olduğunu, birbirlerinin canlarına ve mallarına kastetmemelerini, kötü alışkanlıklardan vazgeçilmesini, kadınlara iyi davranılmasını, istemiştir.
b. HZ.MUHAMMED’İN ÖLÜMÜ (632)
Hz.Muhammed, Veda Haccı’ndan sonra Medine’ye dönmüş, Bizans’a karşı yeni bir sefer hazırlığındayken hastalanarak, 8 Haziran 632 tarihinde altmış üç yaşında vefat etmiştir.
Mehmet Akif Ersoy Biyografisi
02 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
(1873 – 1936)
İstiklâl Marşı Şâiri
Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.
Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif’in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.
Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn’da edebiyat dersleri vermiştir.
1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.
Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908′de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm’de yayınlanır.
1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı’nı yazdı. Meclis 12 Martta bu marşı kabul etti.
1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur’ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu, fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan’a gitti. Ağustos 1936′da Antakya’ya geldi. Mısır’a hasta olarak döndü.
Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul’a geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığındadır.
Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl Marşı şâiri olması bakımından da “Millî Şâir” ismini almıştır.
Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:
1.Kitap: Safahat (1911)
2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)
3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)
4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)
5. Kitap: Hatıralar (1917)
6. Kitap: Asım (1924)
7. Kitap: Gölgeler (1933).
Zuhal Topal Biyografisi
01 Mart 2010 Yazan UguR
Kategori Biyografi Bölümü
Zuhal Topal (d. 23 Eylül 1976, İstanbul) Türk program sunucusudur, Müzisyen ve Oyuncudur.
Tiyatro oyunculuğu başta olmak üzere, dizi ve film oyunculuğu yapmaktadır. Sihirli Annem dizisinde “Suzan” adlı karakteri canlandırmıştır. Atvde yayınlanan Selena adlı bir dizide “Fitnat Korkmaz” adında kötü bir müdireyi oynayan Zuhal Topal, bu diziden ayrıldı. Şarkı Söylemek Lazım adlı yarışmada koçu İlhan Şeşen ile yarışmış; halk ve jüri tarafından birinciliği hak etmiştir.
Metin Akpınarın başrolünde oynadığı Papatyam dizisinde bir kaç bölümde Esra Erol rolünde oynamıştır ve büyük beğeni toplamıştı. Esra Erolun işine son verildikten sonra, Zuhal Topala Esra Erolun programı verilmistir. Programın adı Zuhal Topalla İzdivaçtır. Şu anda Kanal Dde yayınlanan Geniş Aile adlı dizide Şükufe rolünde oynamaktadır. Şarkıcı Korhan Saygıner ile evlidir.
Filmleri
Kirpi (2008)
Deli Deli Olma (2008)
Oyuncu Olduğu Diziler
Zehirli Cicek (1993)
Yazlıkçılar (1993)
Palavra Aşklar (1995)
Sevda Kondu (1996)
Gurbetçiler (1996)
Çekirdek Aile (2002)
Sihirli Annem (2003)
Tarık Ve Diğerleri (2006)
Selena (2006)
Selena (2007)
Selena (2008)
Komedi Türk (2008)
Geniş Aile (2009)




