Gitar Notaları

16 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Gitar İçin Tırnak Kesimi

05 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

 

Pitbull köpekleri dövüş için nasıl eğitilir?

24 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Bu köpekler hakkında en önemli konulardan birinin, köpeğin iyi eğitilmesi olduğuna inanıyorum.

Yetersiz eğitimden dolayı sahipleri tarafından harcanmış iyi köpeklerin sayısını bile hatırlıyamıyorum.

Farkettiğim en büyük problem pek çok köpek sahibinin kafasındaki “ Hemen şimdi “ düşüncesidir.

Onlar köpeklerini Hemen şimdi test etmek isterler. Bu nedenle beklentilerini uzatılmış dayanıklılık testlerine sadece kendi eğlenceleri için bağlarlar Tabi ki hepimiz bu köpekleri eğlendirici buluyoruz, ama şuda akılda tutulmalıdır ki bu ciddi bir iştir. Ve buna göre hareket edilmelidir. Her eğitim seansına bir ders gözüyle bakmalısınız ve her dersin belirli bir nedeni olmalıdır. Her eğitim seansı önceden çok iyi planlanmalı ve önceden belirlenen hedefe ulaşmak için doğru rakibi araştırmak için gerekli zaman ayırılmalıdır.

İyi ve gözüpek olmak köpeğinizin işi ise, sizin işinizde hayvanınızı iyi kullanmak olmalıdır. Bu nedenle köpeğinizi sadece biri , köpeğinin sizin köpeğinizden daha iyi olduğunu iddia ettiği ettiği için veya sırf köpeğinizi denemek için yarışa sokmamalısınız. Her eğitim dersinin bir nedeni olmalıdır.Bu nedende her zaman için köpeğin gelişimi ile ilgili olmalıdır. Bu özellikle genç köpekler konusunda büyük önem taşır. Çoğu zaman köpek sahipleri, genç köpeklerine ilk derslerini, onları neyin altına soktuklarını bilmeden verirler. Her zaman için köpeğinizin hafif bir çenesi olduğunu bildiğiniz, görece küçük bir rakip karşısına çıkartarak başlamalısınız. Bunun nedeni basittir :

Genç köpeğinizin ilk denemesinde cesaretinin çok fazla kırılmasını istemezsiniz ve köpeğiniz başlarken rakibine üstünlük kurabilme şansıyla ödüllendirilebilmelidir. Köpeğiniz eğer rakibi kendisinden 10 lbs. Ağır olan bir kemikkıran olursa bunların hiçbirini yapamayacaktır.

Unutmayın, Köpek eğitiminde her zaman köpeğinize destek vermek istemelisiniz.

Buna rağmen kendini köpek eğitimcisi sayan çok kişinin genç köpeklerini, karşılarına çıkan ilk köpekle kendi köpeklerinin gelişimiyle ilgili olup olmadığını bilmeden karşılaştığını görürsünüz. Benzer şekilde bu kişiler birşeyleri Hemen şimdi görmelidirler. Bu nedenle köpeği eğitmek için en iyi rakibi bulmak yerine rastgele, köpeklerden görece daha büyük, uygun olmayan rakipler seçerler. Dahada kötüsü, bu gösterinin sonuna kadar sürmesine izin vererek sadece köpeklerin hırpalanmasına yol açmakla kalmaz, Köpeklerini öldürürcesine yorarlar. Özürleri ise hep aynıdır : Aslında köpeğimin büyüklüğünde bir köpek bulamadım veya Köpeğimin üste çıkmasını bekliyordum, ondan sonra oyundan alacaktım. Belkide , Eğer köpeğim gerçek köpek olsaydı bununla başa çıkabilirdi !!?.

Bir köpeğin görevi gerçek bir köpek olmaksa en az onun kadar sahibinin görevi de gerçek bir köpek sahibi olmaktır. Ne olursa olsun diyerek köpeğini deneyimli bir rakip karşısına çıkarmak veya eğitim derslerini en sonuna kadar zorla her seferinde sürdürmek gerçek bir köpek sahibi olmak demek değildir. Bu Hemen şimdi olmaktır.

Bazı köpek sahipleri iyi niyetlidir ama sabırsızlığa veya köpekleri için kötü bir pazarlığa hayır diyebilecek özgüvenden yoksundurlar. Bu noktada karşılaşılan en sık sorunlar şudur : Köpeğinizi belli bir kilodaki rakiple eğitmek istediğinizi söylersiniz, ancak rakibinizin köpeği, oraya gittiğinizde onun iddia ettiğinden daha büyük görünür. Her zaman köpekleri yarıştırmadan önce ikisininde kilolarının tartılmasında ısrar edin.

Eğer rakibiniz tartılmasını reddederse, muhtemelen nedeni kendi köpeğinin daha ağır olduğunu bilmesidir.

 

ANTREMAN

Kondüsyon kazandırma sanatı bir köpek döğüşü oyununda sıkça söylenen bir kelimedir. Kondüsyon programları ve ırk özellikleri Gerçek müsabaka sonuçları ile birlikte bütün köpek döğüşcülerinin hakında konuştuğu konulardır. Köpeklerle ilgilendiğim son on yıl içerisinde çok değişik kondüsyon programları ile karşılaştım. Eğer bu konuda yeniyseniz şunu aklınızda tutmalısınız ki bu döğüşler insanlar ile köpekler arasındaki yetenek, dayanıklılık ve cesaret farkından dolayı insanların döğüşlerinin komik görünmesine yol açabilir. Hiçbir süre sınırlaması yoktur. Bu nedenle kondüsyon sanatı , bir köpek döğüşü oyununun en önemli noktalarından biridir (iyi bir köpeğiniz olması koşulu ile). Bir köpeğin, kendisinden çok daha üstün bir köpeği, sahibi çok iyi bir kondüsyoner olduğu için yendiği durumlara pek çok örnek vardır.( diğer yönlerden iyi olan köpek, müsabaka ilerledikçe kondüsyon eksikliğinden dolayı oyundan düşer.). Bu denklemin her iki yanında da bulundum ve hala öğrenmekteyim ayrıca aklımı yeni şeylere de hep açık tutmaktayım. En deneyimli eğitimciler, köpeğin hareketlerinden ve köpeğe sadece bakarak iyi durumda olup olmadığını anlayabilirler ki bunun kaslarla hiç bir ilgisi yoktur. Kondüsyonlu bir köpekte eğitimli bir gözün kaçırmayacağı bir parlaklık, canlılık ve civa gibi hareketlilik vardır.

İnsanların kondüsyonunda olduğu gibi, döğüşçü bir köpeğe nasıl kondüsyon kazandırılacağı hakkındaki görüşler arasında çok büyük ayrılıklar vardır. Ağırlık çekmeye karşı serbest koşma…Carpet bants, Slat bants, Electric bants ve benzerleri… İyi yetiştirme hakkındaki fikirler büyük oranda değişmektedir. En iyi kondüsyonerler ( Ülkedeki en iyi köpeklerle kanıtlanmış başarıları olanlar) köpeği nasıl çalıştıracağınızın köpeğe göre değiştiğini söylemektedirler. Örneğin, pompalı tüfek türü bir köpeğiniz varsa (korkunç hızlı, sert çeneli ve cehennemden gelen yarasa gibi bir Mike Tyson’ dır), her gün yapılan eğimli koşubandında zorlu kısa mesafe koşuları, dinlenme aralarının ardından tekrar hızlı koşular ve zincir çekme vb. Diyelim ki, temel olarak köpeğinizin hızlıca saldırabileceği zamanı arttırmak ve kısa yoldan rakibini hırpalama yeteneğini geliştirmek istiyorsunuz. Çünkü bu köpeğinizin özelliği. Köpeğinizin saldırganlığını arttıracak çeşitli antremanlar vardır ama eğer, iyi bir kondüsyonerseniz, onu uzun mesafede de eğitmelisiniz…

Tersine düşünün ki, pompalı tüfek cinsinden bir köpeğe karşı direnci az, ısıramayan bir köpekle uğraşıyorsunuz. Mutlaka bu çocuğu bunun için eğitmelisiniz. Kontrollü bir hızda e-bant (elektrikli koşu bandı) üzerinde uzun koşular yaptırmanız gerekir. Onu kısa mesafede hızlı koşturmanız ve ayrıca springpole ile çalıştırmanız gerekir (springpole: bir ağaca, ucuna bir hayvan postu takılı bir halde , köpeğinizin üzerine atlayıp ön ayakları posta takılı, arka ayakları yerde ayakta durur bir şekilde çılgınca saldırabileceği yükseklikte asılmasıyla yapılan bir alettir). Bunun köpeğe sağlayabileceği fayda, köpek post ile çılgınca uğraşırken, postu ısırarak, savurarak antreman yapması ve her durumda ağzında ısırabileceği birşeyler olmasıdır. Bunun nedeni, onun sürekli saldıran Mike Tyson’ a dayanmak zorunda kalmasıdır.

Köpeği springpole yardımıyla ve onu inanılmaz uzun koşulara çıkararak buna alıştırabilirsiniz. Bu mesafeye dayanması gerekir. Savunmacı bir köpeğin Mike Tyson’ a nefes alacak kadar zaman bırakmak gibi lüksü yoktur, aksi halde rakibi can alıcı noktalara saldırarak çok ciddi hasarlar verebilir. Bu nedenle savunma köpekleri bütün saldırı boyunca ağızlarının yanlarından, Ağzını açmadan nefes alabilmeleri gerekir. Bu arada Mike Tyson da saldırganca, zayıf köpeğin savunmasını aşıp ona ciddi zararlar vererek sahibinin onu oyundan alması için eğitilir. Bununla beraber her köpek ayrıca diğerinin uzmanlığına görede eğitilmelidir. Pompalı tüfek cinsi köpekler gücünü eski tüfek’ e karşı kullanamadığı durumlarda dayanabilmesi için, pençe atamayan da saldıran Mike Tyson’ a karşı koyup onu durduracak kadar güç için eğitilmelidir. Genelde, pompalı tüfek köpeği tüm gücünü saldırı için tükettiğinde veya eski tüfek onu derin suya çekip boğduğunda zavallı Mike artık güçsüzken işini bitirmek çok zor değildir. İyi bir kondüsyoner bir pompalı tüfek köpeğinin bütün gece boyunca fırtına gibi esmesini sağlayabilir…yada zayıf ve iyi ısıramayanı geçilmez bir savunma hattına çevirebilir. Bunlar köpekler arasındaki karşılaşmalar için klasik reçetelerdir.

Kondüsyon konusuna geri dönersek, en iyi köpek müsabakası eğitmenleri köpekleri stillerine göre eğitirler, evet, ama ayruca onların saldırı güçlerini de tüm seviyelerede eğitirler.

Pek çok kondüsyonerin ulaşmaya çalıştığı minumum nokta (köpekleri ister pompalı tüfek, ister pençe atamayan ikisinin ortasında bir yerde olsun) Dengedir. Köpeği her tür muhtemel döğüş şiddetinin seviyesinde eğitebilme için, bu seviyeleri antremanlarda en iyi şekilde benzetebilmeniz gerekir. Bunun için bir tür Zamanlama Eğitimi geliştirmeniz gerekecektir. Bu, her tür aktiviteyi içeren zorlu kısa mesafe koşuları, ağırlık çekme vb, sık zaman aralıklı zorlu antreman günleri demektir. Her başarılı zorlu antreman gününün ardından, köpek gün be gün ilerledikçe üstesinden gelebileceği antreman seviyesini arttırmaya ve aradaki dinlenme aralıklarını sabit tutmaya çalışırsınız. Bu zor antreman günlerinin ardından süresi uzatılmış ama ortalama zorlukta aktiviteler ve daha az ama daha uzun süreli dinlenme aralıkları içeren, yeterli ama zorlu günlerden daha kısa mesafeli antremanlı günler gelir. Bu aralıkların zamanını ilerledikçe arttırmaya çalışırsınız. Bu zorlu günleri daha hafif günler takip eder. Çok uzun yürüyüşler veya bir e-bant üzerinde hafif koşular ve neredeyse yok denecek kadar az dinlenme aralıkları. Bu onlara saatler süren bir durumda dayanabilecekleri bir destek verir. Bu hafif günlerin köpeğinizin enerji seviyesine bağlı olarak bir ile üç gün arası dinlenme süresi takip eder. Tüm durumlarda ağır antreman günleri, ortalama (ama hala zorlu) gayret günleri ve az enerjili, uzun süreli dayanıklılık günleri, antreman ağırlığı, kondüsyon süreci (keep) haftadan haftaya ilerledikçe şiddetlenir…ağır ve ortalama antremanın şiddeti ve süresi dinlenme süresi sabit tutularak arttırılır. Bu nokta köpeğinizin stiline göre kondüsyon sürecini ayarlamanız gereken noktadır: köpeğiniz eğer bir Fırtına ise ağır günler üzerinde yoğunlaşın; eğer bir Holyfield ise ortalama günler üzeride yoğunlaşın; Eğer Pençe atamayan ise hafif günler üzerinde yoğunlaşın.

Hala onu her türlü seviyede eğitmelisiniz çünkü bir karşılaşma tüm seviyelerde geçebilir. İlk önce sert başlar, bir süre sonra yavaşlar ama hala şiddetlidir, en sonun da tükenir ve bariz şekilde yavaşlar. Buna göre köpeğinizi tüm seviyelerde mükemmek eğitmelisiniz, tercihen ilk iki bölümdeki süresini maksimuma çıkarmalısınız (gerçekçi olursak, çoğu maç ortalama seviyede geçer, genel olarak bu seviyedeki antremana yüklenilmesinin sebebi budur. Ama yine de köpeğinizin stiline göre hafif veya ağır günlerede yüklenebilirsiniz). Her durumda köpeğinizi her türlü zorluk seviyesinde belli bir kapasiteye kadar eğitmek istersiniz. Bazı gerçekten ciddi kondüsyonerler köpeklerini günde iki kere çalıştırırlar, sabah ve akşam ayrıca bu metoda göre köpeklerini günde iki kere beslerler (her çalışmadan bir saat sonra).

İşte iyi ayarlanmış bir döğüş köpeğinin rejiminin nasıl görünmesi gerektiği :

GÜN 1 ( Zorlu Gün )

(Antreman 1- Sabah) Köpeği belli dinlenme aralıkları ile koşu bandı üzerinde çalıştırın. İlk önce 30 saniyelik bir parça ile başlayın. Bant üzerindeki zamanı, yetişme sürecindeki günler ve haftalar ilerledikçe, köpeğin bant üzerinde geçirdiği bu süre saatlerinin adedini de arttırarak ama dinlenme süresini sabit tutarak arttırın. Asla 5 dakikalık 5 setin üzerine çıkmayın. Köpeğinizin her set arasında sadece 1 dakika dinlenmesini sağlayın (Köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Bundan sonra köpeği flirtpole ile tanıştırın. 5 dakika ile başlayın. Bu bir dönemlik çalışma süresini yetiştirme sürecindeki günler ve haftalar ilerledikçe arttırın. 25 dakikanın üzerine çıkmayın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin.

(Antreman 2- Akşam) Koşu bandı üzerinde dinlendirerek hızlı koşular yaptırın. 30 saniyelik bir set ile başlayın. Bant üzerindeki zamanı yetiştirme sürecindeki günler ve haftalar ilerledikçe, köpeğin bant üzerinde geçirdiği bu süre setlerinin adedini de arttırarak ama dinlenme süresini sabit tutarak arttırın. Asla 5 dakikalık 5 setin üzerine çıkmayın. Köpeğinizin her set arasında sadece 1 dakika dinlenmesini sağlayın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin.

GÜN 2 ( Orta Zorlukta Gün )

(Antreman 1 Sabah) Köpeği 5-10 lb.lik bir zincir çektirerek uzun bir yürüyüşe çıkarın. Başlangıç olarak 15 dakikalık bir yürüyüş ve 5 lb.lik bir zincir kullanın. Yürüyüş zamanını ve zincirin ağırlığını yetiştirme sürecinde ilerledikçe arttırın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Bu tamamlandığında köpeğinize sabit bir süre için springpole yaptırın. 5 dakika ile başlayın. Springpole üzerinde geçen süreyi yetiştirme süreci ilerledikçe arttırın. 1 saatin üzerine çıkmayın(köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin. (Antreman 2- Akşam) Uzun, orta hızlı e-bant üzerinde belirli bir süre için koşturun. 10-15 dakika ile başlayın. Günler ilerledikçe süreyi arttırın. 30 dakikaya ulaştığınızda, 2 dakikalık işeme arası verin. Asla 30 dakikalık aralarda 2 dakikalık olan 4 setin üzerine çıkmayın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin.

GÜN 3 ( Uzaklık Günü )

(Antreman 1 Sabah) Koşu bandı üzerinde kolay bir koşu. 15 dakika ile başlayın. Bu hafif koşunun süresini günler ve haftalar ilerledikçe arttırın. 30 dakikaya ulaştığınızda, 2 dakikalık işeme arası verin. Asla 30 dakikalık aralarda 2 dakikalık olan 4 setin üzerine çıkmayın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin. (Antreman 2- Akşam) Uzun yürüyüş. 15 dakika ile başlayın. Yürüyüşün süresini günler ve haftalar ilerledikçe arttırın. Durup işemesi için beklemenize gerek yok çünkü köpeğiniz dışarıda. Asla 2 saatin üzerine çıkmayın (köpeğinizin durumuna göre daha az da olabilir). Dinlendirin, ovuşturun, besleyin ve suyunu verin.

GÜN 4 ( 5 – ve belki 6 )

(Dinlenme Günleri)

Bu zamanlama antremanından sonra köpeğinizin durumuna göre 1 ile 3 gün arası dinlenme. Ovuşturma ve besleme, sabah ve akşam .(Karşılaşma gününde köpeğinizi sadece sabah besleyin ve bu da sadece 1 bardak prinç olmalıdır (örneğin, sabah akşam 6 / sabah akşam 9) gece antremanı karşılaşma zamanına denk düşmektedir).

TEKRAR DÖNGÜSÜ

Doğal olarak ufaktan başladınız. Belki ilk gününde sadece 30 saniyelik c-band yaptırdınız ve ardından 5 dakikalık springpole yaptırın. Gece çalışması, eğimli koşu bandı üzerinde 30 saniyelik bir hızlı koşu ( ısınmadan sonra ) olabilir. Diğer günler için de benzer fikir uygulayın, ufaktan başlayın. Yetiştirme sürecinde günler ilerledikçe, tüm seviyeler kademeli olarak 2 haftalık bir doruk noktasına kadar yükseltilir, bu doruktaki sürede her antreman en zorlu ve uzun çalışmalardan oluşurken ayrıca her seride 3 zorlu gün, 2 ortalama gün ardından 1 kolay gün ve 1 veya 2 dinlenme gününden oluşabilir. Eğer köpeğiniz Fırtına ise güç antremanı günlerine; eğer bir Holyfield ise ortalama antreman günlerine yüklenin.

Doruk noktasında ne kadar çalışma? Farzedin ki ( köpeğinize bağlı olarak) antremanların doruk noktasında, zorlu gün 5 dakikalık 5 setlik koşu bandı ve setler arasında 1 dakikalık dinlenme aralığından oluşsun. Bunu 15 dakikalık springpole antremanı izlesin. Akşam, diyelimki 1 dakika aralıklarla 5 dakikalık 5 set hızlı koşu yapsın. Şunu unutmayınki hiç birşey değişmez değildir. Bununla demek istediğim sizin programınızda köpeğinize 3 dakikalık 3 set hızlı koydunuz ama köpeğiniz, 3. Setin 2. Dakikasında yoruldu, onu devam etmesi için zorlamayın. Tümüyle yorulmadan antremanı bitirin. Köpeğinizi fazla çalıştırmaktansa az çalıştırmak daha iyidir. Benzer şekilde, köpeğinizin karşısına ondan 1 pound daha ağır bir köpek çıkarmanız, 1 pound hafif bir köpek çıkarmanızdan iyidir. Tersine 4. Setin 5. Dakikasındaysanız ve köpeğiniz hiç bir yorgunluk belirtisi göstermiyorsa onu daha hızlı koşmaya zorlamalısınız veya koşu zamanını arttırarak yorulmasını sağlamalısınız. Yorgun derken ortalama bitkinlik seviyesini kastediyorum. Ölümcül bir yorgunluk değil. Bu her durumda köpeğinize bağlıdır, öyleyse kendi programınızı köpeğinizi temel alarak ve onun çalışma temposuna bakarak kendiniz ayarlamalısınız. Her zaman egzersizler, molalar ve egzersiz setlerinin sayısı hakkında açık fikirli ve esnek olun, böylelikle hayvanınızı sizin kağıt üzezinde hazırladığınız programa uymaya zorlamak yerine, sizin özel hayvanınızın ihtiyacına en iyi uyan programı adapte edebilirsiniz. Tamam, çalışmaya dönelim. Şimdi iki haftalık doruk çalışma sürecindesiniz. Bu zamanın müsabakadan yaklaşık 10 gün önce olmasını sağlamalısınız, böylelikle her çalışma yarıya iner, yerine oturur ama şiddeti devam eder. Diğer döngünün başlangıcında da çalışma zamanı yarıya iner. Ayrıca, küpeğinizin son iki hafta boyunca springpole ile çalışmasına izin vermeyin. Böylece ağzındaki herhangi bir yara iyileşebilir. Bunun da ötesinde, yetiştirme sürecini 3 günlük bir dinlenme ve iyileşme devresi ile bitirirseniz köpeğinizin tümü ile iyileşmesini ve gösteriye en iyi şekilde girmesini sağlarsınız. Eğer zamanı doğru ayarlarsanız, köpeğinizin enerjisinin gösteri günü tepe noktasında olmasını sağlayacaktır. İşte yetiştirme süreci kakkında bilmeniz gereken şeylerin hepsi bu ve tekrar olarak, ayrıntılar sahip olduğunuz köpeğin türüne göre ve egzersizlere verdiği cevaplara göre ayarlanır. Bu işe yarayacak tek sistemmidir? Elbetteki hayır. Asla böyle bir iddia da bulunmam. Robert Lemm gibi bazıları asla güç antremanı yaptırmamanızı söyleyeceklerdir. Barney Fife gibi başkaları güç antremanına taparlar. Komik olan iki düşünceninde kazanmış veya kaybetmiş olmasıdır. Durum ne olursa olsun, zamanlama bir sistemdir ve çalıştığı kanıtlanmıştır. Kondüsyon yöntemleri hakkında, hem insanlar hem döğüş köpekleri için, fikirler arasında ayrılıklar olacaktır. Benzer şeyler dietler/ destekleyiciler/ steroit üçlüsünün verilip verilmemesi konusunda da geçerlidir. Bunun bir köpeği çalıştırmak için tek yol olduğunu iddia etmiyorum ama bu şekilde çalıştırılmış pek çok döğüş köpeğinin genetik özellikleri elverdiğince ilerleyebileceğine inanıyorum. Son olarak, köpeğinizi zayıflatmadan önce elinizde şu aletlerin bulunduğundan emin olun:

Yüksek-kaliteli, boşta dönem eğimli koşu bandı

Hükümet-onaylı askı terazi ( mümkünse dijital ): Köpeğinizin yetişmesi boyunca doğru ağırlığını ölçmeniz için. Hükümet-onaylı test ağırlıkları, biri 25lbs. Ve diğeri 50lbs.: Terazinin hassalığını ayarlamak için Yüksek-kaliteli, koşum takımı: köpeğinizin zincirleri baskı bölgelerinde eti üzerinde yara oluşmadan çekebilmesi için. Bir springpole ve hayvan postu Günleriniz arasında kendinizi bu yetiştirme sürecine adayacak kadar yeterli zaman

Bunun yanında pek çok ıvır zıvıra da ihtiyacınız olacaktır ama ben bir köpeğin müsabakaya hazırlamak için gerekli temel listeyi sunmaya çalıştım. Umarım bu bilgiler yararlı olur.

KURALLAR

KURAL 1

Tutucular (Handlers) kuralları bilen ve her iki tarafı da tatmin eden bir hakem seçmelidir. Hakem bundan sonra zaman tutucu’ yu tayin eder. Her tutucu kendisine, görevi rakibin köpeğini yıkamak ve bu köpeğin köşesinde gözlemci olarak durmak için , ikinci adamını veya köşe adamını (cornerman) seçer. Handlers köpek müsabakalarında köpeklerin tutucularına verilen isimdir. Genelde bu tutucular aynı zamanda köpeklerin sahipleridir. Yazının bundan sonraki kısımlarında handler tutucu olarak anılacaktır.

KURAL 2

Tutucu rakibi tarafından kullanılmak üzere iki temiz havlu ve bir uygun battaniyeyi sağlamak zorundadır. Her iki tutucu da rakibinin ve onun köşe adamlarının kollarını dirseklerine kadar soymalarını isteyebilir. Ayrıca her tutucu yarışmadan önce ya da sonra rakip köpeğin suyunun tadına bakabilir. Hakem yarışmanın sonucu hakkındaki kararını söyleyene kadar.

KURAL 3

Yarışma sahasının içinde hiçbir zaman su, havlu yada diğer aksesuarlara izin verilmez. Sadece hakem kendisine ait olarak yanında uygun bir ayırma çubuğu, kurşunkalem ve bu kuralların bir kopyasını bulundurmalıdır. Yarışma sahası her iki yandan da 14 feet’ ten kısa olmamalıdır. Mümkün olduğu sürece yer branda kaplı olmalıdır. Alan her iki taraftan da 12.5 feet uzaklıktan ve bu çizgilerin ortasından boyanmalı veya tebeşirle çizilmelidir.

KURAL 4

Hakem tutucular için yazı-tura atar. Kazanan ilk önce hangi köpeğin yıkanacağını ve ayrıca kendi köşesini seçer.

KURAL 5

Köpekler sahanın kenarında ılık bir suda kabul görmüş yıkama tozları ile yıkanır ve durulanır. Yıkanacak ilk köpek küvetin içine sahibi tarafından getirilip bırakılır ve rakip köşe-adamı tarafından yıkanır. Hakem tarafından temiz ilan edildikten sonra köpek başka bir sıcak su ile küvetin içinde durulanır., havlularla mümkün olduğu kadar kurulanır ve battaniye ile sarılarak tayin edilmiş olduğu köşeye tutucusu ve ona eşlik eden rakip köşe-adamın tarafından taşınır. Sadece bu kişilerin köpekler salınana kadar bu köpeğin yanında bulunmasına izin vardır. Bu andan sonra diğer köpek de tutucusu tarafından getirilip aynı küvete sokulmalı ve aynı suyla rakiğ köşe adamı tarafından yıkanmalıdır. Bu köpek de hakem tarafından temiz ilan edilip, durulanıp havlu ile kurulandıktan sonra tutucusu ve onu yıkayan kişi tarafından köşesine taşınır.

KURAL 7

Sahanın dışına atlayan köpek otomatikman yarışmayı kaybeder.

KURAL 8

Herhangi bir köpek dişlendiğinde, hakem dişleyen köpeğin tutucusunun köpeğin çenesini açması için tutuculara köpeklerini tutmalarını söyler. Eğer mümkün bu mümkün değilse hakem, köpekleri uygun ayırma çubuğu ile ayırmalıdır. Hakem daha sonra tutuculara, köpeklerini sahanın ortasına yakın bir yerde, yaklaşık olarak birbirlerinden 2 feet uzaklıkta tutmalarını söyler. Daha sonra hakem köpeklerin salınması için emirini verir.

KURAL 9

Bu herhangi bir köpek yarışmayı terkedene kadar (bundan sonra kural 13 devreye girer) adil bir sıra ile dönüşümlü tur (scratch-in-turn) yarışmasıdır. İlk kaçınan (turn yapan) köpek ilk olarak aktif olmalıdır. Dolayısıyla köpekler, başarısız olana ve dolayısıyla müsabakayı kaybedene kadar sırayla hamle yaparlar. Hangi köpek kaçındığına bakılmaksızın..

Scratch, bu müsabakalarda köpeğin sırası geldiğinde veya buna hak kazandığında diğerine hamle yapması anlamına gelen bir terimdir Turn, müsabakalarda kullanılan bir terim olup, bir anlamı sıra, diğer anlamı ise kaçınmadır.

KURAL 10

Adil bir turn olması için, kaçınma ile suçlanan köpek başını, omuzlarını ve ön ayaklarını köpeklerin başka bir şekilde temas edip etmediklerine bakılmaksızın rakibinden uzak tutulmalıdır.

KURAL 11

Her tutucu, her köpek için turn talebinde bulunabilse de, tüm turn’leri hakem ilan eder. Eğer hakem bir turn olduğu kararını verirse, tutuculara köpeklerini hold pozisyonunda (bir diğerini kapmamış halde) değillerse, bir an önce tutmaları hatta köpekler kaza eseri hold pozisyonuna girerlerse bunu dikkate almadan onları ayırarak tutmak için sürekli çaba içinde olmaları konusunda emir verir. Tutuldukları zaman köpekler kendilerine ait olan köşelere taşınmalı ve yüzleri tersine çevrilmelidir. Zaman tutucusu zamanı not etmeli ve toplamalıdır. Ayrıca hakem, hamle yapacak olan köpeğin tutucusunu uyarmalıdır.

KURAL 12

25. Saniyede zaman tutucu Hazır olun diye bağırır.Bu direktiften sonra her tutucu ayak parmağı hamle çizgisinde ve köpeğinin yüzü rakibine bakacak şekilde, köpeğin kafası ve omuzları tutucunun kollarından makul uzaklıkta ve köpeğin 4 ayağıda branda zeminde olmak suretiyle köpeği tutar. 30. Saniyede zaman tutucu salın diye bağırır. Hamleyi yapacak olan köpeğin tutucusu bırakır. Tutucu, köpeğin hamlesi tamamlanana kadar yada hakem hamlenin tamamlandığına karar verene kadar hamle çizgisinin arkasında kalmalıdır. Bu saldırının tamamlanmasında zaman sınırlaması yoktur, Ancak salın emrinden sonra köpek rakibine doğru koşmaya başlamalıdır. Köpek rakibine doğru koşarken sürekli bir çaba içinde olduğu sürece ve rakibine yetişip ona dokunana kadar tereddüt etmez veya durmaz ise, düz doğrultudan sapabilir, düşebilir, sürünebilir, kendini çekip itebilir. Rakip tutucu, salın emrinden sonra uygun gördüğü herhangi bir anda bırakabilir. Ancak köpekler birbirlerine dokunur dokunmaz yapmak zorundadır.

KURAL 12A

Köpeklerin köşede sayılmalarını isteyen tutucular için alternatif bir kural vardır. Bu kural bir yönü hariç diğer tüm yönlerden kural 12’ nin aynısıdır. Farklı olan taraf şudur: 30. Saniyeden sonra zaman tutucunun SALIN emrini verdiği an hakemin sesli olarak mümkün olabildiğince en yakın zaman aralıklarıyla 1-2 saniyede bir zaman sayması, (bir-iki-zaman (3 saniye)) ve köpek kendi köşesinin dışında , hakem ZAMAN demeden rakibine doğru ilerliyor olmasıdır.

KURAL 13

Eğer köpekler görünür bir şekilde yardıma muhtaç, yorgun veya müsabakaban vazgeçmişse, hangi köpeğin ayakta veya diğerine üstünlük sağlamış olduğuna bakılmadan (köpeklerden biri diğerini kapmamışsa) hakem kazanmak için scratch etmeyi isteyip istemediklerini sorar. Kabul edilirse yapılır ama herhangi biri bunu istemezse, hakem zaman tutucuya, o anki zamanı not etmesini ve iki dakika tutmasını söyler. Herhangi bir köpek bu sürede çekilirse birşey değişmez. Ama iki dakika sonunda iki köpek de benzer önceki durumlarda ve hiçbir köpek diğerini kapmamışsa (hold), hakem tutuculara köpeklerini tutmalarını ister. Tutulduklarında, köpekler köşelerine taşınır ve köşe posedürü normal bir kaçınma ve tutulma durumunda olduğu gibi işler. Eğer kimin hamle yapacağını belirleyecek hiçbir önceki kaçınma ve tutulma yoksa, diğerinin bir yerini en az süre kapabilen köpek ilk olarak hamlesini yapar. Daha sonra köpekler ayrılır ayrılmaz tutularak diğer köpeğe hamlesi yaptırılır. Bundan sonra ise başarısız olan köpek müsabakayı kaybeder. Eğer iki köpek de hamlelerinde başarısız olursa, hakem müsabakayı saymayabilir, ama tutucular aralarında anlaşarak hakemden beraberlik kararı vermasini isteyebilir. Hakem, bu durumda beraberliğe karar verir veya müsabaka devam eder, fakat şu şekilde : Köpekler aktif değil ve kenetlenmemiş durumda iseler, hakem köpeklerin tutulup hamle yapmalarını isteyebilir. Kural 13 işletildikten sonra kaçınmaya, tutulma için bir fırsat olması dışında dikkat edilmez. Hakemler tüm yetkiye sahiptir ve onun kararı her durumda sonucu belirler…

KURAL 14

Müsabakayı Kaybetme Sebebi Olan Fauller : Pit’ i hakem istemeden önce köpekle veya köpeksiz terketmek Pit’ in dışından herhangi birşey almak, dışarıdan birinin köpeğe dokunmasına veya yardım etmesine izin vermek Sesle cesaretlendirmek dışında , köpek scratch çizgisindeyken iterek, fırlatarak veya herhangi bir yolla yardımcı olmak Scratch çizgisini, köpek hamlesini tamamlamadan veya hakem izin vermeden aşmak Zemine ayağını vurmak veya pit duvarını tekmelemek, rakibine bağırmak, emirler vermek(hakemin görüşüne göre), herhangi bir köpek aktifken rahatsız edici, müsabakanın sonucuna etki edici davranışta bulunmak Rakip tutucuya müdahale etmek veya hakem tutma emri vermeden önce herhangi bir köpeğe dokunmak Herhangi bir köpek üzerinde kaşındırıcı, zehir veya hypo kullanmak.

KURAL 15

Eğer müsabaka tamamlanmadan herhangi bir dış etki olursa, hakem bunu müsabakadan saymayıp ( No Contest ), müsabakanın kaldığı yerden devam edip, aynı hakemin yöneteceği ve hakemin kararına kadar döğüşüleceği yeri ve zamanı belirleme hakkına sahiptir. Ayrıca, hakem köpeklerin yıkanması, tarılması ve orjinal anlaşmada belirlenen kiloda olmaları konusunda ısrar edecek ve bunu müsabakanın sonuna kadar gerektiği sayıda tekrar ettirecektir.

KURAL VARYASYONLARI

Köpeğin köşesinden kurtulmak için 3 saniyesinin olduğu Kural 12A yerine, genelde diğer köpeğe ulaşması için 10 saniye verilir. 30 saniyelik kilitlenmeden kurtulma süresi genelde uygulanır ve alttaki köpek mutlaka önce bırakılır. Sahanın zemini branda yerine kalın halıyla kaplı olabilir. Scratch çizgisi modern bantlardan oluşturulabilir ve orta çizgi genelde ihmal edilir.

Yarışmada Kazanılan Ödüllerin Vergisi

23 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

SORU: Eşimin katılmış olduğu bir televizyon programından kazanmış olduğu parasal ödül kendisine verilirken vergi kesintisi yapılmış bulunuyor. Bu verginin ne olduğunu merak ettik. Bu gibi ödüller Veraset ve İntikal Vergisi’ne tabi tutuluyormuş. Zaten bize bu para bir yıl sonra ödendi. Söz konusu vergi konusunda bize bilgi verebilir misiniz?

YANIT: Veraset ve İntikal Vergisi Yasası’nın 2′inci maddesinde tanımı yapıldığı üzere söz konusu yasa uygulaması açısından “hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda karşılıksız olarak edinilen varlıklar ivazsız intikal” sayılmaktadır.

Aynı yasanın birinci maddesi uyarınca “ivazsız intikaller” İntikal Vergisi’ne tabidir.
Veraset ve İntikal Vergisi Yasası’nın 4/e maddesi uyarınca da ülkemizde para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi-Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkındaki Yasa’da tanımı yapılan şans oyunlarından elde edilen gelirlerin 2010 yılında 2.535 TL’si hariç kalan kısım İntikal Vergisi’ne tabi tutulmaktadır.

Yasal düzenleme gereği 5602 sayılı yasada tanımlanan şans oyunları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından düzenlenen yarışma ve çekilişlerde İntikal Vergisi oranı yüzde 10 olarak uygulanmaktadır. Bu hüküm uygulanırken ikramiyenin aynı olarak ödenmesi halinde, ikramiye konusu malın faturası üzerinde yer alan değer üzerinden tevkifat yapılmaktadır.

2010 yılında ivazsız intikallerin 2.535 TL’si vergiye tabi değildir. Bu miktar 2009 yılında 2.481 TL, 2008 yılında 2.216 TL olarak belirlenmiştir.
Uygulamada özellikle şans oyunlarında veyahut da yapılan yarışmalar sonucunda ödül kazananlara bu ödülleri verilmeden önce ödül tutarı üzerinden tevkifat yapılmakta ve kalan kısım hak sahiplerine ödenmektedir. Ödülün ayın veya mal olması halinde fatura bedeli üzerinden hesaplanan İntikal Vergisi ödenmedikçe söz konusu ödül hak sahibine verilmemektedir.

Türkiyedeki Büyükelçiliklerin Adres ve Telefonları

06 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

AFGANİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Cinnah Cad. No: 88, 06551 Çankaya, Ankara

Tel : 442 25 23

Faks : 442 62 56 – 442 2269
ALMANYA FEDERAL CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari 114, 06690 Kavaklidere, Ankara

Tel : 455 51 00

Faks : 426 69 59

E-mail :infomail@germanembassyank.com
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari No:110 Kavaklidere, Ankara

Tel : 455 55 55 (Santral), 467 00 19 (Santral)

Web Site : Embassy of the United States Ankara, Turkey – Home
ARJANTİN CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Ugur Mumcu Cad. 60/1, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 446 20 61 – 62

Faks : 446 20 63

E-mail : embargturquia@yahoo.com.ar , embargturquia@hotmail.com

ARNAVUTLUK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Simon Bolivan Bulvari, Ebuziya Tevfik Sokagi, No.17, Çankaya, Ankara

Tel : 441 61 03

Faks : 441 61 09

E-mail : embassy.ankara@mfa.gov.al

AVUSTRALYA BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Ugur Mumcu Caddesi MNG Binasi No:88 Kat:7, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 459 95 00

Faks : 446 48 27

E-mail : ANKARA.EMBASSY@DFAT.GOV.AU
AVUSTURYA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari 189, 06680 Kavaklidere P.K. 131, 06661 Küçükesat, Ankara

Tel : 419 04 31-33, 405 51 90

Faks : 418 94 54

E-mail : ankara-ob@bmaa.gv.at
AZERBAYCAN CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Diplomatik Site, Baku Sok. No:1, 06450 Oran, Ankara

Tel : 491 16 81-82-83

Faks : 492 04 30
BANGLADES HALK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Cinnah Caddesi No. 78/7-10, 06690, Çankaya, Ankara

Tel : 439 2750 – 439 2751

Faks : 442 2561

E-mail : bdootankara@superonline.com

BELARUS CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Abidin Daver Sokagi, No.17, 06550, Çankaya, Ankara

Tel : 441 67 69

Faks : 441 66 74

E-mail : turkey@belembassy.org
BELÇİKA KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Mahatma Gandi Cad., No : 55, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 405 61 66 – 405 61 67

Faks : 446 82 51

E-mail : ankara@diplobel.be
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Turan Günes Bulvari, 15 Cad., 290. Sok No: 3, Sancak Mah., Çankaya, Ankara

Tel : 490 14 14 – 490 14 68

Faks : 491 23 33

Web Site : Embassy of U.A.E. – Ankara
BOSNA HERSEK BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Turan Emeksiz Sokak, Park Bloklari, B-Blok No. 3/9-10, G.O.P., Ankara

Tel : 427 36 02-03

Faks : 427 36 04

E-mail : bh_emb@kablonet.com.tr
BREZİLYA FEDERAL CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Resit Galip Caddesi, Ilkadim Sokagi, No:1 G.O.P. 06700, Ankara

Tel : 448 18 40 – 41-42-43

Faks : 448 18 38

E-mail : Brasemb@brasembancara.org

BULGARİSTAN CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari 124, Kavaklidere, Ankara

Tel : 467 20 71, 427 51 42

Faks : 467 25 74 – 468 69 56

E-mail : bulankemb@ttnet.net.tr

CEZAYİR DEMOKRATİK HALK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Sehit Ersan Cad., No: 42, 06680 Çankaya, Ankara

Tel : 468 7719 – 428 80 37

Faks : 468 75 93

E-mail : cezayirbe@yahoo.fr

ÇEK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Kaptanpasa Sokak No.15, G.O.P., Ankara

Tel : 405 61 39 (santral), 405 61 41 – 3

Faks : 446 30 84 , 447 73 95

E-mail : ankara@embassy.mzv.cz

ÇİN HALK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Gölgeli Sok. No: 34 G.O.P., Ankara

Tel : 436 06 28

Faks : 446 07 48 – 446 42 48

E-mail : chinaemb-tr@mfa.gov.cn
DANİMARKA KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Mahatma Gandhi Caddesi No.74, G.O.P., Ankara

Tel : 446 61 41 (pbx)

Faks : 447 24 98

E-mail : ankamb@um.dk
ENDONEZYA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Abdullah Cevdet Sokak No. 10, 06680 Çankaya, Ankara

Tel : 438 21 90-92

Faks : 438 21 93

E-mail : indoank@indoank.org
ESTONYA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Gölgeli Sok. No:16 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 405 69 70

Faks : 405 69 76

Web Site : Estonian Embassy in Turkey
ETYOPYA FEDERAL DEMOKRATİK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Resit Galip Cad., Gökçek sok., No: 11 G.O.P., Ankara

Tel : 436 04 00, 436 02 12, 436 02 13

Faks : 448 19 38

E-mail : ethembank@ttnet.net.tr
FAS KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Resit Galip Cad. Rabat Sok. No: 11, G.O.P., Ankara

Tel : 437 60 20/21

Faks : 447 14 05, 446 84 30

E-mail : sifamatr@tr.net
FİLİPİNLER CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Mahatma Gadhi Caddesi No.56, G.O.P., 06700 Ankara

Tel : 446 58 31- 447 03 50

Faks : 446 57 33

E-mail : ankarape0706@ttnet.net.tr
FİLİSTİN DEVLETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Filistin Sok, No:45 G.O.P. 06700, Ankara

Tel : 436 08 23, 447 02 44, Cep telefonu : 0533 659 77 70

Faks : 437 78 01

E-mail : embapaltr@hotmail.com
FİNLANDİYA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Kader Sok. No. 44, 06700, G.O.P., Ankara

Tel : 426 19 30 (PBX)

Faks : 468 00 72

E-mail : sanomat.ank@formin.fi

FRANSA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Paris caddesi, No: 70 Kavaklidere, Ankara

Tel : 455 45 45

Faks : 455 45 27

Web Site : La France en Turquie
GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Filistin Sok., No: 27, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 446 40 56

Faks : 446 64 34

E-mail : political@southafrica.org.tr

GÜRCİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Diplomatik Site, Kiliç Ali sok. No: 12, Or An, Ankara

Tel : 491 80 30, Acil Hat: (533) 690 30 40

Faks : 442 65 07

E-mail : ankara.emb@mfa.gov.ge
HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Kelebek Sokak 15/A, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 446 08 31 – 446 94 60 – 437 95 44

Faks : 446 47 00

Web Site : www.tr.mvp.hr
HİNDİSTAN CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Cinnah Cad.77 , 06680 Çankaya, Ankara

Tel : 438 21 95-98

Faks : 440 34 29, 439 93 23

E-mail : chancery@Indembassy.org.tr

HOLLANDA KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Hilal Mahallesi, Hollanda Caddesi No. 3, 06550 – Yildiz, Ankara

Tel : 409 18 00

Faks : 409 18 98

IRAK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Turan Emeksiz Sokak No:11 GOP- Ankara

Tel : 468 74 21-22 (pbx)

Faks : 468 48 32

E-mail : ankemb@iraqmofamail.net
İNGİLTERE BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Sehit Ersan Cad. 46/A, Çankaya, Ankara

Tel : 455 3344

Faks : 455 3320

Web Site : www.britishembassy.gov.uk/servlet
İRAN İSLAM CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Tahran Cad. No: 10, 06700 Kavaklidere, Ankara

Tel : 468 28 20 – 21 (pbx)

Faks : 468 28 23 – 427 35 41
İRLANDA BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Ugur Mumcu Cad. No 88 MNG Binasi B Blok Kat 3, G.O.P., Ankara

Tel : 446 61 72- 73- 74

Faks : 446 80 61

E-mail : ankaraembassy@dfa.ie

İSPANYA KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Abdullah Cevdet Sok. No: 8, 06680 Çankaya, Ankara

Tel : 438 03 92 – 438 03 94- 440 17 96- 440 21 69

Faks : 442 69 91

E-mail : emb.ankara@mail.maec.es
İSRAİL DEVLETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Mahatma Gandi Cad. 85, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 459 75 00

Faks : 459 75 55
İSVEÇ KRALLIGI BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Katip Celebi Sok., No. 7, 06692 Kavaklidere, Ankara

Tel : 455 41 00 (pbx)

Faks : 455 41 20

E-mail : ambassaden.ankara@foreign.ministry.se
İSVİÇRE KONFEDERASYONU BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari 247, P.K. 25, 06692 Kavaklidere, Ankara

Tel : 457 31 00

Faks : 467 11 99

E-mail : vertretung@ank.rep.admin.ch

İTALYA CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Atatürk Bulvari No:118, Kavaklidere 06680 Çankaya, Ankara

Tel : 457 42 00

Faks : 457 42 80

Web Site : www.itaamb.org.tr
JAPONYA BÜYÜKELÇİLİĞİ

Adres : Resit Galip Caddesi, No:81, 06700 G.O.P., Ankara

Tel : 446 05 00

Faks : 437 18 12 – 437 25 04

E-mail : culture@jpn-emb.org.tr

ABD Eyaletleri ve Posta kodları

26 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

ABD Eyaletleri ve Posta kodları – Abde eyaletlerine ait tüm posta kodlarına burdan ulaşabilirsiniz..

ALABAMA (AL) 350-369
ALASKA (AK) 995-999
ARIZONA (AZ) 850-873
ARKANSAS (AR) 716-729
CALIFORNIA (CA) 900-961
COLORADO (CO) 800-816
CONNECTICUT (CT) 060-069
DELEWARE (DE) 197-199
DISTRICT OF COLOMBIA (DC) 200-205
FLORIDA (FL) 320-349
GEORGIA (GA) 300-319
GUAM (GU) 967-968
HAWAII (HI) 967-968
IDAHO (ID) 832-838
ILLIOSI (IL) 600-629
INDIANA (IN) 460-479
IOWA (IA) 500-528
KANSAS (KS) 661-679
KENTUCKY (KY) 400-427
LOUISIANA (LA) 700-714
MAINE (ME) 040-049
MARYLAND (MD) 206-219
MASSACHUSETTS (MA) 010-027
MICHIGAN (MI) 480-499
MINNESOTA (MN) 550-567
MISSISSIPPI (MS) 386-397
MISSOURI (MO) 630-658
MONTANA (MT) 590-599
NEBRASKA (NE) 680-693
NEVADA (NV) 890-897
NEW HAMPSHIRE (NH) 030-039
NEW JERSEY (NJ) 070-089
NEW MEXICO (NM) 870-884
NEW YORK (NY) 100-149
NORTH CAROLINA (NC) 270-289
NORTH DAKOTA (ND) 580-588
OHIO (OH) 430-458
OKLAHOMA (OK) 730-749
OREGON (OR) 970-979
PENNSYLVANIA (PA) 150-196
PUERTO RICO (PR) 006-009
RHODE ISLAND (RI) 027-029
SOUTH CAROLINA (SC) 290-299
SOUTH DAKOTA (SD) 570-577
TENNESSEE (TN) 370-385
TEXAS (TX) 750-799
UTAH (UT) 840-847
VERMONT (VT) 050-059
VIRGINA (VA) 220-246
VIRGIN ISLAND (VI) 006-009
WASHINGTON (WA) 980-994
WEST VIRGINIA (WV) 247-268
WISCONSIN (WI) 530-548
WYOMING (WY) 820-831

Yeteneksizsiniz Dokunmadan Çalınan Müzik Aleti Theremin Video İzle

04 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Dokunmadan Çalınan Müzik Aleti, Yetenek Sizsiniz Cihan Gülbudak – Theremin, Dokunmadan çalınan Müzik aletinin adı Theremin, Yetenek Sizsiniz hırsız alarmı müzik aleti, Theremin müzik aleti nasıl çalınır, Theremin müzik aleti çalışma prensibi

Yetenek sizsiniz yarışmasına katılan Cihan Gülbudak Theremin adlı müzik aleti iel katıldı. 1919 yılında hırsız alarmı olarak icat edilen fakat icat eden kişinin müzik aleti olarak kullandığı ensturmanı çaldı. Rus gizli servisi için yapıldığı söyleniyor.

YouTube Preview Image

Öfke Nedir?

11 Mart 2011 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Birey haz alma dünyasını engelleyen herhangi bir durum, olay veya kişi ile karşılaştığında öfke duygusu oluşur. İstediğini alamama, haksız davranışlara maruz kaldığını düşünme, arkadaş kaybı, kaçırılmış fırsatlar, kavgalar, engellenme, anlaşılmama, saygısızlık vb. durumlar öfkelenmemize neden olur. Her bireyin öfkelendiği durumlar farklıdır. Ayrıca bir birey aynı konuya bazen öfkelenirken bazen öfkelenmeyebilir.
Herhangi bir öfke durumunda aşağıdaki beş boyut birlikte çalışır.
Öfke oluştuğunda düşüncelerimizde, davranışlarımızda, fizyolojik tepkilerde, duygularımızda, iletişim kurarken her zamankinden farklı durumlar ortaya çıkar
1- Düşünce : Bizi öfkelendiren olay, durum ya da kişiyle ilgili mevcut düşüncelerimiz. Örnek; Reddedildiğini, engellendiğini, yetersiz olduğunu düşünmek.
2- Heyecan : Öfkeyle birlikte hissettiğimiz fizyolojik tepkiler.
Örnek; Kalbin hızlı çarpması, ateş basması, sık sık ve zor nefes alma, ağrılar gibi tepkiler görülür.
3- İletişim : Öfkemizi çevremize gösterme şeklimiz.
Örnek; Sözlü veya sözsüz mesajlarla çevremizi haberdar etmek, ses tonunun yükselmesi, öfkeli bir bakış, kaçınma gibi.
4- Duygu : Öfkelendiğimiz zaman gösterdiğimiz duygular.
Örnek; Kızgınlık, can sıkıntısı, bıkkınlık gibi duyguların yaşanması.
5- Davranış : Öfkelendiğimiz zaman gösterdiğimiz davranışlar.
Örnek; Bağırmak, eşyaları kırmak, duvarlara vurmak veya saldırgan davranışlarda bulunmak.
ÖFKENİN SONUÇLARI

1- Öfke ve Fizyolojik Tepkiler :

Öfkemizi kontrol edemediğimizde olumsuz sonuçlarını görmeye başlarız. Bunlar; fizyolojik, düşünsel ve davranışsal boyutta yaşanır.

- Kan şekerinin yükselmesi
- Nabzın ve kan basıncının artması
- Sık sık ve zor nefes alma
- Baş ağrısı
- Kas ağrıları, sırt, boyun.
2- Öfke ve Zihinsel Tepkiler :
- Konsantrasyon bozukluğu
- Düşük performans
- Unutkanlık
- Uykusuzluk
- Dikkatsizlik
3- Öfke ve Davranışsal Tepkiler :
- Alkolizm
- Sigara tiryakiliği
- Huzursuzluk
- Acelecilik
- İlaç kullanımı
- Aşırı yemek yeme

ÖFKEYLE BAŞA ÇIKMADA ETKİLİ YOLLAR

1- Fizyolojik Uygulamalar
Nefes egzersizi
Kas gevşeme egzersizi
Spor yapmak
2- Zihinsel Tepkiler
Olumlu düşünme
Duygularını paylaşma
3- Davranışsal Tepki
Zamanı etkili kullanma
Etkili iletişim kurma
Duygularını ifade etme
ÖFKEYİ İFADE ŞEKİLLERİ NELERDİR?

Öfkelendiğimiz konular farklı olduğu gibi öfkemizi ifade etme şekillerimizde farklılıklar gösterir. Bazıları saldırgan davranabilirken bazıları da öfkelerini içlerine atarlar.
a-) Saldırgan davranışlar b-) Bastırılmış davranışlar c-) Kontrol Etme
a-) Saldırgan Davranışlar : Diğer bir öfke ifade şeklide öfke ve kızgınlık kontrol edilmesi en zor duygulardır. Öfke bulaşıcı bir duygu olduğu için karşımızdaki kişinin öfkeli gözükmesi bizimde kontrolümüzü güçleştirir. En sık ortaya koyulan yolu da bu duygularımızı dışarı vurmak bağırmak, kızmak, eşyaları kırmak, duvarlara vurmak gibi saldırgan davranışlarda bulunmaktır.
b-) Bastırılmış Davranışlar : Sürekli öfkeyi bastırmak, sanki hiç kızmıyormuş gibi görünmek, sakin kalmak, belli etmemektir. Zamanında ifade edilmediği için birikir birikir ve bir yanardağ gibi patlama şeklinde sonuçlanabilir.
c-) Kontrol Etme: Konunun başında da belirttiğimiz gibi öfke duygusunu hepimiz yaşarız. Ben hiçbir şeye öfkelenmiyorum veya hiç kızmam dediğimizde bir şeylerden kaçıyor olabiliriz. Önce bunun farkına varıp daha sonrada bunu etkili bir biçimde ifade etme yollarını kullanmak gereklidir.
c-) Öfkemizi Nasıl Kontrol Edeceğiz?
1- Kızgınlığın altında yatan üzüntü ve korkularınızla yüzleşin, tanımaya çalışın.
2- Empatik anlayışı geliştirin.
3- En çok öfkelendiğiniz şeyler ve öfkeye verdiğiniz tepkiler konusunda bilinçlenin.
4- Dinlemek ve iyi iletişim kurmak ve öfkeyi azaltmak için şarttır.
5- Öfkelenmemize neden olan olumsuz inanışlarınızı değiştirmek için uğraş verin.
6- Gevşemeye yönelik çalışmalar yapın.
ÖFKEYLE BAŞA ÇIKMA

Öfkeyle başa çıkmak için önce öfke kaynaklarını bulmamız gerekir. Eğer öfkeniz bir insana yönelikse önce neler hissettiğinizi açıklayın. Sizi öfkelendiren olayı kısaca ve objektif olarak açıklayın, yorum katmayın. Sadece sizi öfkelendiren davranışı ve sizi nasıl etkilediğine açıklayın. Tüm diğer duygular gibi öfke de tanımlanıp, açıklandığında azalır.
- Öfke ve saldırganlık yerine empatik anlayışı geliştirmeyi deneyin.
- En kötü durumlarda bile koşulsuz olumlu bakışı seçin.
- Hissizlik yerine mutluluk öğretilerini seçin.
- Tarafsızlık doktrini yerine değiştiremeyeceğiniz gerçekleri kabul etmeyi seçin.
- Düşmanlık yerine “Bu bir düşünce şeklidir.” güçlü, enerjik davranışları yapılandırmayı kabul edin.

Zaman Nedir?

11 Mart 2011 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Çok az sayıda düşünce insan bilincine zaman kadar derin bir şekilde nüfuz etmiştir. Zaman ve uzay fikri, insan düşüncesini binlerce yıl işgal etmiştir. Bunlar, ilk bakışta basit ve kavranılması kolay şeylermiş gibi görünebilirler, çünkü günlük deneyimimizle çok sıkı bağları vardır. Her şey uzay ve zaman içinde varolur, bu nedenle de bu kavramlar tanıdık kavramlar gibi görünürler. Ne var ki, tanıdık olan şeyin mutlaka kavranmış olması gerekmez. Daha yakından bakıldığında, zaman ve uzay, kavranması o denli kolay olan şeyler değildirler. 5. yüzyılda, St. Augustine şunu fark etmişti: “O halde nedir zaman? Eğer bana birileri sormazsa, zamanın ne olduğunu bilirim. Ama eğer bana onun ne olduğunu soran birine zamanı açıklamak istersem, bilmiyorum.” Sözlükler de bu noktada pek yardımcı olmuyor. Zaman, “bir süre” olarak tanımlanıyor ve süre de “zaman” olarak. Bu bizi bir adım bile ileri götürmez! Gerçekte, zaman ve uzayın doğası, oldukça karmaşık bir felsefi sorundur.

İnsanlar geçmiş ve geleceği birbirinden açık bir şekilde ayırt ederler. Fakat zaman duygusu, insanlara ve hatta hayvanlara özgü bir şey değildir. Gündüz bir yöne, gece başka yöne dönen bitkiler gibi organizmalar da, genellikle bir çeşit “iç saate” sahiptirler. Zaman, maddenin değişen durumunun nesnel bir ifadesidir. Ondan bahsetme biçimimizde bile bu ortaya çıkar. Zamanın “aktığından” söz etmek yaygındır. Aslında, sadece nesnel sıvılar akabilirler. Tam da bu metaforun seçilmesi, zamanın maddeden ayırt edilemez olduğunu kanıtlar. Zaman yalnızca öznel bir şey değildir. Fiziksel dünyada varolan gerçek bir süreci dile getiriş biçimimizdir. Zaman bu nedenle, tüm maddelerin sürekli bir değişim durumunda oldukları gerçeğinin ifadesidir aslında. Tüm nesnel varlıkların oldukları şeylerden başka bir şeye dönüşme kaderi ve zorunluluğudur. “Varolan her şey yok olmayı hak eder.”

Her şeyin altında bir ritim duyusu yatar: Bir insanın kalp atışları, konuşma ritmi, yıldız ve gezegenlerin hareketi, gelgitin yükselişi ve alçalışı, mevsimlerin değişimi. Bunlar insan bilincine, keyfi hayaller olarak değil, evren hakkındaki esaslı bir hakikati dile getiren gerçek bir olgu olarak derin bir şekilde kazınmıştır. Bu noktada insan sezgisi yanılgı içinde değildir. Zaman, tüm biçimleriyle maddenin ayrılmaz özellikleri olan hareket ve durum değişikliğini ifade etme tarzıdır. Dilde kullandığımız zamanlar vardır, gelecek, şimdiki ve geçmiş zaman. Aklın bu muazzam keşfi, insanlığın, kendisini zamanın esaretinden kurtarabilmesini, somut durumun ötesine geçebilmesini ve yalnızca burada ve şu anda değil, en azından zihnimizde, geçmişte ve gelecekte de “var” olmasını mümkün kıldı.

Zaman ve hareket birbirinden ayrılmaz kavramlardır. Bunlar, yaşamın tümüne ve, düşünme ve hayal gücünün her dışavurumu da dahil, dünya hakkındaki tüm bilgimize esas teşkil eder. Ölçme, ki tüm bilimin köşe taşıdır, zaman ve uzay olmaksızın imkânsız olurdu. Müzik ve dans zamana dayanır. Sanatın kendisi, yalnızca fiziksel enerjinin sunuluşunda değil tasarımda da mevcut bulunan bir zaman ve hareket hissi taşımaya çabalar. Bir tablonun renkleri, şekilleri ve çizgileri, göze yüzey üzerinde belli bir ritim ve tempoyla kılavuzluk ederler. Sanat faaliyetiyle iletilen bu özel ruhsal durumu, düşünceyi ve duyguyu ortaya çıkaran şey budur. Zamansızlık, sanat faaliyetini tanımlamakta sıklıkla kullanılan bir sözcüktür, ama bu sözcük amaçlananın gerçekten de tam tersini ifade eder. Zamanın yokluğunu tasarlayamayız, çünkü zaman her şeyde vardır.

Zaman ve uzay arasında bir fark vardır. Uzay aynı zamanda konum değişimi olarak değişimi de ifade edebilir. Madde uzayda varolur ve onun içinde hareket eder. Ancak bunun gerçekleşme biçimi sonsuz sayıdadır: İleri, geri, yukarı, aşağı, şu ya da bu derecede. Uzayda hareket tersinirdir.* Zamanda hareket ise tersinmezdir. Bunlar maddenin aynı temel özelliğini, yani değişimi dile getirmenin iki farklı (ve aslında çelişik) yoludur. Mevcut yegâne Mutlaklık budur.

Uzay, Hegel”in terminolojisini kullanırsak, maddenin “başkalığı”dır, zaman ise, maddenin (ve aynı şey olan enerjinin) onun aracılığıyla, olduğu şeyden bir başka şeye sürekli değiştiği süreçtir. Zaman -”içinde hepimizin tükendiği ateş”- çoğunlukla yıkıcı bir etken olarak görülür. Ancak zaman bir o kadar da, sürekli öz-oluşum sürecinin ifadesidir, ki bu süreç vasıtasıyla madde sürekli olarak sonsuz bir biçimler dizisine dönüşüp durur. Bu süreç, organik olmayan maddede, her şeyden önce de atomaltı düzeyde çok açık bir biçimde görülebilir.

Değişim fikri, zamanın geçmesinde dile geldiği şekliyle, insan bilincine derin bir şekilde nüfuz eder. Edebiyattaki trajik unsurun, yaşamın geçip gitmesindeki keder duygusunun temelidir bu. Zamanın durmak bilmez hareketi hissini canlı bir biçimde ele alan Shakespeare”in sonelerinde en güzel ifadesine ulaşır bu duygu:

Çakıllı sahillere yol alan dalgalar gibi,

Kendi sonlarına koşuşturur dakikalarımız da;

Geçip gidenin yerine gelen her biri,

Hepsi ilerleyen bir yürüyüş kolunda.

Zamanın tersinmezliği yalnızca canlı varlıklar için mevcut değildir. Yalnızca insanlar değil, yıldızlar ve galaksiler de doğar ve ölürler. Değişim her şeyi etkiler ama yalnızca olumsuz bir biçimde değil. Ölümün yanı başında yaşam vardır, ve düzen kaostan kendiliğinden çıkagelir. Çelişkinin iki tarafı birbirinden ayrılamaz. Ölüm olmaksızın yaşamın kendisi de mümkün olmazdı. Her insan yalnızca kendisinin değil, kendi olumsuzlanmasının ve kendi sınırlarının da farkındadır. Doğadan geliyoruz ve doğaya geri döneceğiz.

Ölümlü varlıklar, birer fani varlık olarak kendi yaşamlarının ölümle sonuçlanmak zorunda olduğunu anlarlar. Eyüp Kitabı”nın hatırlattığı gibi: “İnsan ki, kadından doğmuştur. Günleri kısadır ve sıkıntıya doyar. Çiçek gibi çıkar ve solar; ve gölge gibi kaçar ve durmaz.”[1] Hayvanlar ölümden aynı şekilde korkmazlar, çünkü onun hakkında bir bilgileri yoktur. İnsanoğlu, ölümden sonra hayali bir doğaüstü varoluşa sahip ayrıcalıklı bir mezhep oluşturmakla, kendi kaderinden kaçmaya girişmiştir. Sonsuz yaşam fikri neredeyse tüm dinlerde şu veya bu biçimde vardır. Bu günahkâr dünyadaki “Gözyaşı Vadisi” için bir teselli sağlayacağı varsayılan Cennetteki hayali ölümsüzlüğe bencilce susamışlık duygusunun ardındaki itici güç budur. Böylece yüzyıllardır insanlara, öldüklerinde mutlu bir yaşam beklentisiyle dünyadaki sıkıntılara ve acılara uysalca boyun eğmeleri öğretilmiştir.

Her bireyin göçüp gitmek zorunda olduğu iyi bilinir. Gelecekte, insan yaşamı kendi “doğal” uzunluğunun çok ötesine geçecektir; yine de bu yaşamın sonu gelmek zorundadır. Ancak tek tek insanlar için geçerli olan şey türler için geçerli değildir. Çocuklarımız sayesinde, dostlarımızın anıları sayesinde ve insanlığın çıkarlarına yaptığımız katkılar sayesinde yaşayacağız. Arzu etme hakkına sahip olduğumuz yegâne ölümsüzlük budur. Kuşaklar ölür gider, ama yerine insan eyleminin ve bilgisinin alanını geliştiren ve zenginleştiren yenileri gelir. İnsanlık dünyayı fethedebilir ve ellerini göklere uzatabilir. Gerçek ölümsüzlük arayışı, insanlar kendilerini öncekinden daha yüksek bir düzeyde yeniledikçe, insan gelişiminin ve mükemmelleşmesinin bu sonu gelmez sürecinde somutlanır. Bu nedenle, önümüze koyabileceğimiz en büyük hedef, öteki dünyadaki hayali bir cennetin hasretini çekmek değil, bu dünyada bir cennet inşa etmenin gerçek toplumsal koşullarını elde etmek için mücadele etmektir.

İlk deneyimlerimizden, zamanın önemini kavrama noktasına gelmişizdir. Bu nedenle, birilerinin, zamanı bir yanılsama, aklın bir icadı olarak düşünmüş olması şaşırtıcıdır. Bu fikir günümüze kadar inatla sürdürülmüştür. Gerçekte, zamanın ve değişimin salt birer yanılsama olduğu düşüncesi yeni değildir. Bu fikir, Budizm gibi antik dinlerde ve Pythagoras, Platon ve Plotinus”un idealist felsefelerinde de mevcuttur. Budizmin özlemi, zamanın son bulduğu nokta olan Nirvana”ya ulaşmaktı. “Her şey hem kendisidir hem de değildir, çünkü her şey akar” ve “aynı nehre iki kere girilmez” derken zamanın ve değişimin doğasını doğru bir şekilde anlamış olan, diyalektiğin babası Herakleitos idi.

Devirsel bir değişim fikri, mevsimlerin değişimine mutlak bağımlı olan tarım toplumunun bir ürünüdür. Eski toplumların üretim tarzına kök salan durgun yaşam tarzı, ifadesini durgun felsefelerde bulur. Katolik Kilisesi Copernicus ve Galileo”nun kozmolojisini içine sindiremezdi, çünkü bu kozmoloji, dünya ve topluma mevcut bakış açısına meydan okumuştu. Eski, ağır aksak köylü yaşamını ancak kapitalist toplumda sanayinin gelişimi altüst etmişti. Üretimde yerle bir edilen şey yalnızca mevsimler arasındaki fark değil, aynı zamanda, makineler günde 24 saat, haftada yedi gün, yılda elli iki hafta yapay ışıkların göz kamaştırıcı parlaklığı altında çalıştığına göre, gece ve gündüz arasındaki farktır da. Kapitalizm üretim araçlarını ve onunla birlikte insanın aklını da devrimcileştirmiştir. Ne var ki, bu sonuncusunun ilerleyişinin ilkinin ilerleyişinden çok daha yavaş olduğu da kanıtlanmıştır. Aklın muhafazakârlığı, fazlasıyla eskimiş düşüncelere, miadını çoktan doldurmuş eski kesinliklere, ve nihayet ölümden sonra yaşam umuduna dört elle sarılmaya dönük çabalarda açığa çıkar.

Son onyıllarda, evrenin bir başlangıcı ve bir sonu olması gerektiği fikri kozmolojik büyük patlama teorileri tarafından yeniden canlandırıldı. Bu yaklaşım, evreni birtakım sırrına vakıf olunmaz planlara göre hiçlikten yaratan ve kendisi gerekli gördükçe onu sürdürmeye devam eden bir doğaüstü varlığı kaçınılmaz olarak içerir. Musa, İsa, Tertullian ve Platon”un Timaeusu”nun eski dini kozmolojisi, bazı modern kozmologların ve teorik fizikçilerin yazılarında inanılmaz bir şekilde tekrar baş gösteriyor. Bunda yeni olan hiçbir şey yok. Geri dönüşsüz bir çöküş aşamasına giren her toplumsal sistem, kendi ölümünü her zaman dünyanın ya da dahası evrenin sonu olarak sunar. Yine de evren, dünyadaki şu ya da bu geçici toplumsal formasyonun kaderinden bağımsız olarak varolmaya devam eder. İnsanlık, yaşamaya, mücadeleye ve tüm aksiliklere rağmen gelişmeye ve ilerlemeye devam eder. Böylece her dönem bir öncekinden daha yüksek bir düzeyde varolur. Ve genel olarak bu sürecin bir sınırı yoktur.

Futbol Nedir?

11 Mart 2011 Yazan  
Kategori Bilelim Öğrenelim

Futbol Nedir?

Futbol, dünyada en yaygın takım sporudur. Başta Avrupa ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere hemen hemen tüm ülkelerde çok sevilir ve geniş bir izleyici kitlesi tarafından izlenir.

Futbol kelimesi Türkçe”ye, İngilizce “foot (ayak)” ve “ball (top)” sözcüklerinin birleşiminden oluşmuş “football (ayaktopu)” kelimesinden geçmiştir. Futbol sözcüğü, ABD ve Kanada”da “Amerikan futbolu” anlamında kullanılır. Bu ülkelerde futbol için kullanılan isim “soccer” dır.
Tarihçe

Daha ilkçağlarda futbolu andıran oyunlar oynandığı bilinmektedir. Avrupa”da M.Ö. 3. yüzyılda Romalılarca yaygınlaştırılan bir oyun futbola çok benziyordu. Bu oyun bugünkü futbolun öncüsü sayılır. Bu eski Roma oyunu Fransa”da öylesine sevilmişti ki, karşılaşmalar kentler arasında çatışmaya bile yol açmıştı. Bundan dolayı bu oyun 10. yüzyılda yasaklandı.

Günümüzde oynanan futbol, İngiltere”de 19. yüzyılın sonlarında kurallara bağlandı. 1863″te Kanada”da kurulan Futbol Birliği bu kuralları belirledi. İlk takım ise Sheffield FC oldu. Oyunda sert, acımasız ve kırıcı hareketler yasaklandı. Bu anlayışı sürdürenler ise, futbolun değişik biçimi sayılan ragbiyi geliştirdiler. Futbol, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere”den Avrupa”ya yayıldı. Kısa bir süre içinde de dünyanın birçok ülkesinde oynanan bir spor haline geldi. 1904″te Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) kuruldu. FIFA�nın yönetiminde 1930�da ilk Dünya Kupası karşılaşmalarını düzenledi.
Kurallar

Futbol 11″er kişilik iki takım arasında oynanır ve kendine özgü kuralları vardır. Oyunun amacı, topu rakip kaleye sokmaktır. Topu elle ve kolla oynamak kesinlikle yasaktır, ama kafa ile ya da kurallara uygun olarak bedenin herhangi bir yeriyle topa vurulabilir. Yalnızca kaleciler belirlenmiş bir alan içinde topu elle tutabilir.

Futbolcular kendi takımının simgesi olan forma giyerler. Her oyuncunun forması üzerinde farklı bir numara yazılıdır. Yalnızca kaleciler, öbür oyunculardan kolayca ayırt edilebilmesi için farklı renkte forma giyer. Bütün futbolcular, bu oyun için uygun biçimde üretilmiş özel ayakkabılar (krampon) kullanırlar.

Futbol alanı dikdörtgen biçiminde, uzunluğu 90-120 metre, genişliği ise 45-90 metredir. Ancak uluslararası maçlarda bu ölçüler uzunluk 100-110 metre, genişlik 64-75 metredir. Uzun kenarlara taç çizgisi, kısa kenarlara kale çizgisi denir. Futbol sahasında taç çizgisi kale çizgisinden daima uzun olmalıdır. İki taç çizgisi arasında uzanan ve alanı tam ortasından ikiye bölen çizgiye ise orta çizgi adı verilir. Orta çizginin tam ortasında 9,15 metre yarıçapında bir çember bulunur ve bu çembere de orta yuvarlak denir. Karşılaşma bu çemberin içinden yapılan vuruşla başlar. Karşılaşma başlamadan önce oyuncular, kendi yarı alanlarında yer alırlar. Kale çizgilerinin tam ortasında birer kale bulunur. Kale iki kale direği ve bir üst direkten oluşur. İki direk arası 7,32 metre, üst direğin yerden yüksekliği ise 2,44 metredir. Futbol topunun çevresi 68-70 cm, oyunun başlangıcındaki ağırlığı ise 410-450 gram arasında değişir.Kale önlerinde kale çizgisine bitişik olmak üzere 40,32 x 16,50 metre boyutlarında ceza alanı bulunur. Kalecilerin topu elle tutabildikleri tek yer burasıdır. Bu alan içinde, kalenin hemen önünde 18,32 x 5,50 metre boyutlarındaki başka bir alana da kale alanı (altıpas) denir. Ceza alanı içinde rakip oyuncuya yapılan fauller ve kaleci dışındaki futbolcuların elle topa dokunmaları dahil 9 kusurlu hareket olarak nitelendirilen hareketler penaltı ile cezalandırılır. Penaltı atışı, ceza alanı içinde kale çizgisinin ortasından 11 metre uzaklıktaki penaltı noktasından yapılır. Kaleci, top penaltıyı atan oyuncunun ayağından çıkmadan öne doğru hareket edemez, yalnızca kale çizgisi üzerinde sağa sola hareket edebilir.

Hakem kuralları çiğneyen takımı serbest vuruş kararıyla da cezalandırabilir. Serbest vuruşlarda, rakip takımın oyuncularının topa vuruş noktasından en az 9,15 metre uzakta durmaları gerekir. Eğer bir oyuncu rakip oyuncuyu sakatlayacak ölçüde sert ve kasıtlı faul yaparsa, orta hakem bu oyuncuyu sarı ya da kırmızı kartla cezalandırır. Kırmızı kart gören oyuncu oyundan çıkarılır ve takımı eksik oyuncuyla oyunu sürdürmek zorunda kalır. Üst üste iki sarı kart gören oyuncu da kırmızı kart görmüş durumuna düşer. Futbol oyununda bir başka ceza atışı da ofsayttır. Top hücuma geçen takımın oyuncusuna atıldığı sırada, o oyuncu ile kale çizgisi arasında, kaleci ya da karşı takım oyuncusu dışında karşı takımdan en az bir oyuncu yoksa ofsayt kararı verilir. Ofsayt yalnızca karşı takımın oyun alanı içinde gerçekleşir.

Top hücumdaki takımının oyuncusunun ayağından aut çizgisi dışına çıkarsa dışarı çıkmış olur. Bu durumda top altı pas içinden yeniden oyuna sokulur. Top savunma durumundaki takımın oyuncusuna çarparak aut çizgisinden dışarı çıkarsa köşe vuruşu olur. Bu durumda hücum etmekte olan takım tarafından topun çıktığı bölümdeki köşeden kaleye köşe vuruşu ya da köşe atışı denen bir atış yapılır. Top taç çizgisi üzerinden oyun alanının dışına çıkarsa taç olur ve top karşı takımın oyuncusu tarafından dışarı çıktığı noktadan oyuna sokulur. Taç atışı elle yapılır. Taç ve köşe vuruşu atışlarından ofsayt kuralı uygulanmaz.

Futbol dört hakemin yönetiminde ve gözetiminde oynanır. Bir orta, iki de yan hakem bulunur. Oyunu orta hakem yönetir ve verdiği kararları kesin olarak uygular. Taç çizgisi üzerinde görev yapan yan hakemler ise, topun oyun alanının dışına çıkışını, ofsaytları işaret etmenin yanı sıra faullerde, elle oynamalarda, golü belirlemede, oyuncu değişikliklerinde orta hakeme yardımcı olurlar. Oyun alanının yarısından sorumlu olan yan hakemler, orta hakemi ellerindeki küçük bayraklarla uyarırlar.

Futbol karşılaşması, her biri 45″er dakikalık iki devrede oynanır. İki devre arasında 15 dakikalık ara verilir. Oyun içinde çeşitli nedenlerin yol açtığı duraklamaların süresi orta hakem tarafından belirlenip dördünce hakeme iletilir, dördüncü hakem bu uzatmaları ışıklı tabela ile taraflara bildirir ve bu süreler her devrenin sonuna eklenir.

Eğer bir karşılaşmada yitiren takım elenecekse ve maç berabere biterse; ya da iki karşılaşma şeklinde oynanan (iki takımın sahasında birer maç) bir eleme turu sonucunda takımların yengi (galibiyet), beraberlik, yenilgi ve gol averajları aynı ise 90 dakika sonuna 15″er dakikalık iki devre eklenir. Bu iki devrenin sonunda herhangi bir takım diğerine skor ya da averaj üstünlüğü (iki karşılaşma şeklinde oynanan eleme turlarında) sağlamışsa karşılaşma bu takımın lehine sonuçlanır. Eğer eşitlik bozulmamışsa seri penaltı atışlarına geçilir ve bir takım yenene kadar karşılıklı penaltı atışları kullanılır.
Dünya”da Futbol

Bütün ülkelerin futbol federasyonları FIFA�ya bağlıdır ve FIFA�nın merkezi İsviçre”nin Zürih şehrindedir. Ayrıca Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) gibi beş tane de kıta konfederasyonu vardır. (AFC, CAF, CONCACAF, CONMEBOL ve OFC).

Ulusal futbol karşılaşmaları, her ülkenin kendi futbol federasyonunun yönetiminde yapılır. Olimpiyat Oyunları”ndaki futbol karşılaşmaları ile Dünya Kupası gibi karşılaşmalar ise FIFA düzenler. Ayrıca her kıta konfederasyonu da kendi yetki alanında karşılaşmalar düzenler. UEFA”nın düzenlediği, UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, İntertoto Kupası ve şu anda düzenlenmeyen Kupa Galipleri Kupası bu tür turnuvalardır.
Fifa Dünya Kupası

FIFA Dünya Kupası dört yılda bir düzenlenir. İlk Dünya Kupası şampiyonu Uruguay”dır. Son Dünya Kupası 9 Haziran- 9 Temmuz 2006 tarihleri arasında Almanya”da yapılmış ve kupayı finalde Fransa”yı penaltılarla yenen İtalya kazanmıştır. Dünya Kupasında en başarılı ülke olan Brezilya, bu kupayı beş kez (1958, 1962, 1970, 1994, 2002) kazanmıştır.

Sonraki yazılar »

Chat - Sohbet - Sohbet Odaları